Hala üniversitelerimizde ve ilgili fakültelerinde ( siyasal bilgiler vb.) aynı adla adlandırılan kürsüler var mı, aynı konu ders olarak okutuluyor mu bilmiyorum. SBF’de “siyasal davranışlar kürsüsü” vardı. Temel amacı siyasal eğilim araştırmaları olan, seçmen davranışlarını araştıran bir siyaset bilimi dalı olarak eğitim hayatında yer almıştı. Elbette, pek çok siyaset bilimcinin, siyasal iletişim uzmanının, ( öğretim üyelerinin, gazetecilerin ) konuya ilişkin birçok yayını çıkıyor. Ama, bu konunun SBF öğretim üyesi Prof.Nermin Abadan Unat’ın gayretleriyle ayrı ve özel bir dal haline geldiğini; Unat’ın bu işte büyük rolü olduğunu biliyoruz. Ben kendimi aklım erdi ereli (🤣) çok genç yaşımda siyasal iletişim konusunun içinde bulduğumdan olsa gerek SBF siyasal davranışlar kürsüsü, Unat Hocanın, konuyla ilgili literatüre giren başkaca bütün yayınlar, hep ilgi alanım oldu. Bu konuda kendimin de oldukça başarılı olduğumu 🤔😂 düşünürüm.( %18 oy alındığında Basın Propaganda başkanıydım. ) Oldum olası sokağın ne hissettiğini, nasıl davranış göstereceğini kestirmekte de başarılı olduğum söylenir.

Gelelim KKTC seçimleri sonucuna…
15-20 gün önce KKTC’ye gitmiştik. Türk Dünyası Gençler Birliği Vakfı’nın Türk dünyası gençlik kurultayı vardı. Düzenleyen arkadaşlarımıza bir nebze de olsa bir faydamız dokunsun düşüncesiyle vaki gayretimiz oldu. KKTC’ne de çoktan beridir gitmemiştim, vesile oldu gittik. Öğretim üyesi, gazeteci, bürokrat pekçok dostla beraber olduk, sohbetlerimiz oldu. Konu genellikle yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleriydi. Ben gerek Kıbrıs’ta bulunduğumuz 4-5 gün içinde orada bulunan dostlarla ( Kurultayda bulunan arkadaşlar, Kıbrıs’lı dostlar) yaptığımız sohbetlerde; gerekse de Türkiye’ye döndükten sonra burada gerçekleşen görüşmelerimizde secim tahmini soran her kişiye “Ersin beyin işinin zor olduğunu; çok büyük ihtimal ile – ve muhtemelen farkla- Erhurman’in seçimi alacak durumda olduğunu” söyledim. O kadar çok şahidim var ki… Nerden mi bu kanaate varmıştım ve böyle tahmin ediyordum? Çünki, KKTC’de sokağın nabzı böyle atıyordu…

Böyle bir kanaate varma sebebimi de açıklayayım. Türkiye’den Kıbrıs seçimlerine bu derece müdahale edilmesi, Ersin bey lehine açık propaganda yapılmasına ve bu propagandayı yapan kişilere sokak tepkiliydi. Yaptıkları bu propagandanın Kıbrıs Türk toplumunca tepki ile karşılanmakta olduğunu tespit ve teşhis edemeyenler Ersin bey lehine dozu iyice arttırırlarsa netice alırız sandılar ve Soylu’yu bile Adaya seçim çalışmasına yolladılar. Ersin bey lehine büyük bir kampanya yürütülmekteydi . Ancak, kendi Parti ( UBP) tabanı bile bu kampanyadan rahatsızlık duyuyordu. Neticede çok büyük bir ihtimalle Tufan Erhürman seçimi kendi partisinin oyu çok arttı veya başka partililer kendisine oy verdi diye kazanmadı, niye kazandı?..UBP tabanı dahil, diğer partililer dahil (Tatar’a destek sözü veren irili ufaklı partiler) Ersin beye oy vermekten imtina ettikleri için kazandı. Doğru bir cümleyle Tatar’in kampanyası ve bu kampanya korosu Ersin beye kaybettirdi, Tufan Erhürman’in kazanmasına sebep oldu. Kullanılmış oyun büyük çoğunluğunu – büyük de farkla Tufan Erhürman almış gözüküyor ama bu sonuç CTP oyunun artmasından ziyade UBP’nin oy kaybına dayalıdır. Oy kullanmaya gitmeyen büyük vatandaş kitlesinin UBP’liler olduğunu düşünmekteyim. Çünki ,sokaktaki vatandaşta UBP’ye sahip çıkma duygusunun azaldığı çok net görülmekteydi. Öte yanda Tufan Erhürman elbette CTP oylarını almıştır, ancak irili ufaklı partilerin tabanından,( hatta az mı çok mu şu an bilemeyiz ama UBP tabanından bile) da kayma olduğu bir gerçektir.

Tufan Erhürman’ın önündeki en büyük engel M.A.Talat ve M. Akıncı örnekleriydi, ama bu konudaki propaganda bile tutmadı. Halk Tatar lehine yürütülen propagandanın yürütücülerine itibar etmedi ve sandığa gitmedi. Bugünlere kadar rahmetli Denktaş çizgisinde gelen milliyetcilik propagandası bile UBP için inandırıcı bulunmadı. Çünki, sokağa bıkkınlık hakimdi. Bunları gördüm, teşhisim buydu, tahminim bu yöndeydi. Eski bir siyasal iletişimci olarak yanılmadım. KKTC halkı yeni Başkanından macera beklemiyor, itidal ve sağduyu bekliyor, akılcı olmasını istiyor; Rum tarafınca reddedilmiş planın da farkında… Türkiye’den de anlayış ve işbirliğinin devamı yönünde destek bekliyor. ( her zaman olduğu gibi) İşler madem ki, böyle oldu herkes için Hz.Mevlana sözüne uymak şart: “…Dün dünle gitti cancağızım,şimdi yeni birşeyler söylemek lazım…”

20 Ekim 2025

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın