
“Sorunsal!..” Ne tuhaf bir kelime değil mi? Şimdiye kadar kullandığım, yazıp söylediğim bir kelime de değil. Ancak yazacağım konunun gereği olsa gerek; başlık atmak için zihnimi yoklarken tuşlara dokunan parmaklarım birdenbire bu kelimeyi yazıverdi. Sonra da değiştirmeyi düşünmedim. Mademki ben şaşırdım, okuyucularım da şaşırsın, öyle değil mi?
Önce sözlüğe başvuralım…
Sorun: Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Ya da sıkıntı veren durum, dert.
Sorunsal: Çözümü belli olmayan. Doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte şüphe uyandıran, kesin olmayan problematik.
Türk Dil Kurumu Sözlüğü böyle diyor. Diyor da bu trol meselesi “Sorun” olsa da “Sorunsal” olsa da çözümü oldukça zor olan bir dert, bir sıkıntı.
Peki trol ne?
Trol: Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen huni biçiminde geniş ağızlı balık ağı.
Allah Allaah! Bizim balık ağı ile ne işimiz olabilir ki?
Madem ki araştırmacı gazeteciyiz, araştıralım bakalım… Efendim İngilizce’de “troll” “sürüklemek” anlamına geliyormuş. Yukarıda verdiğimiz balıkçılıkla ilgili yapılan trol açıklaması da zaten buna uygun. Ancak…
Ancak artık 23 yılını tamamlayan AKP dönemi ile birlikte bu kelime öyle bir anlam zenginliğine kavuştu ki sormayın. Trol kelimesinin asıl sahibi olan İngilizlerle birlikte bütün dünya ve hele de her fırsatta AKP yönetimine ilanı aşk eden Trump bile hayran oldu. Balıkçılar kızmasın ama artık sözlükler de trol için yeni bir anlam veriliyor:
“İnternet’te insanların keyfini kaçırmak ya da münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan, çeşitli şekilde ironik (alaycı) söylemlerle hakaret eden veya ironik (alaycı) söylemlerle kişilere dolaylı olarak rahatsızlık veren kişi.”
Elimde Türk Dil Kurumu’nun 1988 baskılı Türkçe Sözlüğü var ve bu son tanım orada yok. Baskı tarihi AKP iktidarının başlangıcından 14 – 15 yıl öncesine gittiğine göre demek ki o yıllarda sözlüklere girecek kadar yaygın değilmiş. Daha sonra başlayan internet kullanımı ve siyasilerle siyasete meyledip kullanıma müsait olanların sahiplenmesi ile trollük de yaygınlaşınca sözlükler yeni bir kelime kazanmış.
İşte bu!
Araştırmacı gazeteciliğin hakkını vermek lazım değil mi? Araştırdım ve buldum!
Balıkçıların kullandığı trole bu anlam da yüklenince haliyle “Trollemek” ve “Trollenmek” de oluyor:
Trollemek: Sosyal medyada açılan bazı hesaplardan insanları etkilemeye çalışmak. Bazı konularda insanları tartışmaya sevk etmek, insanları birbirine düşürmeye çalışmak!
Trollenmek: Kısaca, trolleyenin tuzağına düşmek!
Ah siyaset vah siyaset; sen neymişsin be abi? 70 yaşından sonra trolün bana ve bütün millete başka anlamlara da geldiğini öğretip argo sözlüğüne, piyasa laga lugasına zenginlik kattın ya, ne diyeyim bilmem ki!
Durup dururken niye bu trol meselesine girdiğimi merak edenler olabilir. Malum, yazı dünyasının içindeyiz. Karınca kararınca, elimiz yetip gücümüz elverdiğince, bilgi dağarcığımızla ve hayat tecrübelerimizin ışığında yazıp çevremize, insanlara faydalı olmaya, bildiğimiz doğruları anlatmaya çalışıyoruz.
Haliyle yazılarımızın, paylaşımlarımızın altına yorumlar, beğeniler de yapılıyor. Bir de yorum ve beğeni yapmayıp karşılaşınca ya da telefon ve özel mesajlar yoluyla okuduklarını, takdir ettiklerini belirtenler, hatta katılmadıkları ifadelerimi eleştirenler, “Şöyle yazsaydın, böyle deseydin” diyenler var. Hepsine teşekkür ediyorum.
Ancak teşekkürü hak etmeyen ahlaksızlar da var: Troller!
Onlar çoğu zaman kendi adlarına değil, başkası adına klavye kahramanlığı yapıyorlar. Sosyal Medyada “Fake hesap” diye geçen sahtekârlar ya da güdümlü tutma askerler…
T.C. numarası gibi rakamları sıralayan, TBMM çatısı altında bile yapıldığı gibi “Yeliz” takma adını kullanan, kadın zannedip erkek, erkek zannedip kadın olduğu anlaşılan türlü çeşitli tipler trollük yapıyor. Hatta “Başkomutan Atatürk”, “Dünya Lideri Erdoğan” ve benzeri adlarla açılan sahte hesaplar var. Yazdıklarına, paylaştıklarına bakıyorsunuz tabir yerinde ise adeta sap yiyip saman …mışlar!
Dedik ya, yazı hayatının içindeyiz. Çok yaygın olmasa da Sosyal Medya’yı da kullanıyoruz. Yazıp paylaştıklarımız bazılarına batıp rahatsız ediyor ya da rahatsız olacaklarını düşündükleri sahipleri adına ipe sapa gelmeyen yorumlar yaparak akıllarınca cevap vermiş oluyorlar. Kendi adıyla yazanlar da oluyor ama bazılarını araştırıyorsun ne idüğü kimin nesi neyin fesi oldukları belli değil. Ben fark etmemiştim, geçenlerde yayıncım araştırmış, “T.C. numarası gibi uzun numarası olan bir trol” dedi, engelledik.
Bu trollerin çoğu her nedense, her kimler ve kimler adına hareket ediyor, nerden besleniyor hatta nereden maaş alıyorlarsa temelden Atatürk’e karşılar. “Atatürk’e Fatiha okunmaz” diye yazanlar bile var. Oysa, Atatürk olmasaydı kimin iti, kimin piçi olacağının, Ortadoğu ülkelerinden kaçıp denizlerde boğulan mülteciler durumuna düşeceklerinin, dolayısıyla kendi arkalarından Fatiha bile okunamayacağının farkında, şuurunda değiller.
Bazı siyasilerin, belediye başkanlarının, bazı tarikat şeyhlerinin trolleri olduğu o kadar açık ki. Oralardan beslendiklerine hiç şüphe yok.
Siyasetin mayası bozuk. Elbette muhalefettekilerin de trolleri vardır ama daha çok göz önünde ve daha çok etkili oldukları için iktidar çevresinde bulunanların trolleri daha yaygın. Söyleyip yazmaya dilim varmıyor, inanmak da istemiyorum ama bazı trollerin İletişim Başkanlığı’nca maaşa bağlandıklarına dair yaygın bir söylenti var.
Tekrar ediyorum; buna inanmak istemiyorum ama İletişim Başkanlığı’nın bu ithamdan kurtulması, atılan bir leke varsa kesin ve inandırıcı delillerle söküp atması lazım. Gerçekten öyle bir ödeme yapılıyorsa kamu malını amacı dışında kullanma suçuna girer. İnsanlık için ayıp, kanun önünde suç, dinen de günahtır, haramdır.
Trollük yapmak ise baştan başa suçtur, günahtır, Allah katında vebali büyüktür. Tarif çok açık ve net: “Sosyal medyada açılan bazı hesaplardan insanları etkilemeye çalışmak. Bazı konularda insanları tartışmaya sevk etmek, insanları birbirine düşürmeye çalışmak…”
İnsanları haksız yere suçlayıp iftira atarak fitne ve fesat çıkardıktan sonra geriye çekilerek seyretmek… Trollüğün genel karakterinde bu var. Buna rağmen bu yolda devam etmek isteyen ve onları kullanıp beslemeye devam eden siyasilerle kurum ve kuruluşlar varsa kendileri bilir. Bizden ikaz ederek doğruları ve olması gerekenleri hatırlatmak.
Gördüğünüz gibi o “Türkiye’de Trol Sorunsalı” başlığını atmakta haklıyım. Çünkü Türkiye’de Trol ve Trollük gerçekten de bir “Sorun” ve “Sorunsal!” İçinden çık çıkabilirsen, çöz çözebilirsen.
16 Ekim 2025
Osman OKTAY
