
CB Erdoğan, Arap-Kürt-Türk, hep beraberiz dedi ya!
Biz Türkler, yıllarca savaştık, vatanın dört bir yanına kanımızı döktük, sınırlarımızı çizdik. O zaman yanımızda olmayanlar şimdi ABD-İSRAİL ile birlik olup, vatanımızı parçalamak istiyor! Elbette ki izin vermeyeceğiz…
1804 Sırp isyanından, 9 Eylül 1922 arasındaki 118 senede Anadolu’nun Türk ve Müslüman nüfusu, bir cepheden diğer cepheye koşarak savaşmaktan perişan olmuştu!
Bir taraftan savaş, diğer taraftan en az 7 yıl süren askerlik, salgın hastalıklar, açlık, soğuk yüzünden 40 milyona yakın Türk kırılıp gitmişti…
Osmanlı zamanında askerlik yapanlar, gariban-sabansız kalmış köylüler, yani Türklerdi. Kur’a- İhtiyat- Redif denilen ve sonu gelmeyen askerlik hizmeti sadece Türklerin omuzlarında idi.
Hıristiyanlar askere alınmaz, bedel öderlerdi. Azınlıklar askere alınmazlardı.
İstanbul’da doğanlar, başka yerde otursalar dahi askerlikten muaftı.
Arap Bedevileri, Girit Ahalisi, Arnavutlar askerlik yapmazlardı.
Aşiretlerin çoğu, Irak topraklarındaki Kürt Aşiretler ve Kabileler askere alınmazdı.
Kadılar, Müderrisler, İmamlar, Müezzinler, Tekke Şeyhleri, Medrese talebeleri (sadece İstanbul’da 25 bin medrese öğrencisi vardı), Kabe-i Muazzama,
Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa hademeliği yapanlar, Peygamber Kabirlerinin Türbedarları, Padişah Hizmetinde on dört sene bulunanlar, Devlet Memurları
askerlik yapmazlardı.
Burada bir konuya dikkatinizi çekmek isterim;
Gerek Osmanlının son zamanında gerekse Türk Devleti kurulduktan sonra, devlete karşı yapılan silahlı isyanların tamamında, dış kışkırtmaya da elverişli, elebaşı olan iki unsur vardır; Şeriat düzenini savunanlar ve Bölücü-Kürtçüler!
Bunlar askerlik yapmazlar ve kendi yörelerinde halkı sömürerek krallar gibi yaşarlardı. İsyana gerekçe olarak ne gösterirlerse göstersinler, esas gerekçe “kendilerinin kazanımlarının ellerinden gitmesidir!”
Bu kesimin 28 Şubat’a karşı olmalarının gerekçeleri de inançlarını yaşayamamak, baskılar değildi. Tüm 28 Şubat sürecinde görevden alınan devlet memuru sayısı 3 bin 268 idi.( Üstelik hepsi de mahkeme kararıyla)
FETÖ yüzünden 500 bin kişinin tutuklandığını Bakan söyledi! Hem de haklarında yargı kararı olmadan.
Türkler çeşitli cephelerde vatan uğruna canlarını verirlerken, askerlikten muaf olan azınlıklar çok zenginleştiler. Devletin üst kademelerinde yer tuttular.
Bizler, kendi devletimizi Türklerin yönettiğini düşünürken, yönetim kademeleri bu grupların eline geçti.
2002 yılından bu yana AKP Hükümetlerinde görev yapan bakanları- üst düzey bürokratları-valileri inceleyin, tamamına yakınının bu iki kesimden olduğunu göreceksiniz! Sizce, Erdoğan-Bahçeli-Fidan-Kalın-Hulusi, Türk müdür?
Evet ben Türk’üm desinler, elbette ki onlara inanacağız!! Bizim şüphemizin kaynağı; Bunların Türk Milletine yaptıklarını, bir Türk asla yapmaz!
Değerli Okurlar;
Biz körü körüne milliyetçi değiliz. Biz “Atatürk Milliyetçisiyiz.” Bu yüzden
“Ne Mutlu Türküm Diyene” ilkesine inanır, “Ne Mutlu Türk Olana” ilkesini reddederiz. Bize göre, kendini Türk kabul eden herkes Türk’tür!
Herkesin inancı-etnik kökeni onun onurudur. Böyle bilir ve buna saygı duyarız.
Ama siz, etnik kökeninizden dolayı PKK Narko-Terör örgütünü desteklerseniz veya PKK terörü karşısında susarsanız, İslam’ın arkasına sığınıp, kaçak kurslarda her yıl on binlerce genci Taliban mantığıyla Cumhuriyet düşmanı olarak yetiştirirseniz, vatanınıza ihanet etmiş olursunuz ve kafanıza Türk’ün demir yumruğu öyle bir iner ki, aklınızı kaybedersiniz…
Türk Devletinin her gün Cumhuriyet değerlerinden ve çağdaş dünyadan koparılmasının, dünyada itibar kaybetmesinin en büyük suçlusu AKP’dir.
Türk Düşmanı bu harekete, kendi ayıbını örtmek için destek veren çakma
Türk Milliyetçisi İşlevsiz Doçent de aynı derecede suçludur.
Muhalefet Liderleri, bu konuların farkında bile değiller.
Farkında olsalar, 15 Temmuz için yapılan şova katılırlar mıydı?
Eskimiş, çağdışı kalmış siyasetçileri ve partileri tümden tarihe gömmedikçe ve Türk olarak yaratılmanın, Müslümanlığı seçmiş olmanın gururunu ve sorumluluğunu taşıyan genç vatan evlatlarına Türkiye’nin yönetimini devretmedikçe, başımız dertten kurtulmayacaktır.
Yazının başlığındaki gibi, Anadolu bugün ana mı dolu, yoksa hain mi dolu?.
Anadolu’da bir söz vardır;
Tandır tava geldi, hamur bitti /İşler yola girdi, ömür bitti
Daha yazacak çok şey vardı/ Ama yerimiz bitti!…
Sağlık ve başarı dileklerimle
02 Ekim 2025
Rıfat SERDAROĞLU
KAYNAK: https://rifatserdaroglu.net/
