
Sözün bittiği yer deriz ya… Bir kere daha sözün bittiği yerdeyiz.
12 Eylül evvelinin karışık, karanlık günlerini yaşıyoruz. Günlerden bir gün Rahmetli Türkeş sabahın erken bir saati Partinin önünde otomobilden indi, sinirliydi, öfkeliydi… Karşıladık. Niye kızgın, neden öfkeliydi bilemezdik. Adeta ateş püskürüyordu. Bana “gel yukarıya” dedi. Beraberce üst kata odasına çıktık. Hasan Efendi odasını açtı, beraberce girdik. Makamına oturmadı, odada dolanmaya başladı. “Oda” dediysem öyle devasa bir makam odası değil. Odada bir ileri bir geri dolanmaya başladı. Üç dört adım atsa geri dönüp yine adımlaması gerek küçük bir oda. Ben kapının ağzında girişte dikiliyorum. Sinirle/öfkeyle “biz bu işleri ne yapacağız, bu adamlarla nereye gideceğiz…” gibi laflar etti. Ne oldu, niye üzüldünüz, “niçin bu öfkeniz” diye bile soramadım. Öylece kalakalmıştım. Birden dedi ki “bana o avukat çocuğu çağır, hemen buraya gelsin …” Hangi avukatı kastettiğini bilemezdim. Sordum. “efendim hangi avukat, kimi emrettiniz?…” Sanki bilmem şartmış, elzemmiş gibi kızarak, biraz da öfkeyle ve eliyle de şöyle bir boy işareti yaparak “kim olacak o hukuk masasındaki” dedi. Anlamıştım, Erdem’i kastediyordu. ” Efendim siz Erdem beyi mi kasdettiniz” dedim. Bana da ” elbet kim olacak, Erdem tabii ki…” dedi, yine öfkeyle… Ben çaresizce ve kem küm ederek “efendim hemen çağırayım…çağırayım da Erdem kardesimiz avukat değil” diyecek oldum. O an öfke seli, sinir katsayısı bir yükseldi ki, sormayın…” Yahu avukat bile olmayan bir adamı hukuk masası şefi diye bütün aleme nasıl yutturursunuz, savcılar, hakimler bu adamın avukat olmadığını bilmezler mi, size ben ne diyeyim ki, beni bile bu adamın avukat olduğuna inandırdınız…” yollu kızgınlığının ,öfkesinin dozunu arttıran cümlelerle bana yüklendi. Halbuki, biz kimseye hiçbir savcıya, hakime ve Türkeş beye ” Erdem avukattır” dememiştik ki…O “hukuk masamızin şefi” ydi ve avukat olmasına da gerek yoktu. Yillar sonra bu hikayeye ( daha doğrusu yasanan bu gerçekliğe) konunun bütün tarafları olarak anlatıp gülüşmüşüzdür. Erdem’e de yillar sonra bu hikayeyi anlattığımda kendisi de çok gülüp, “yazayım bunu” demişti. Bu dünyadan bir güzel adam geçti, gitti; adı ERDEM ŞENOCAK’tı. Allah rahmet eylesin. Mekanın cennet ola güzel kardeşim.
22 Eylül 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
