
Kötülük ruhun çirkefidir. Ruhun kötülükleri yüze vurur, bir hortlak görüntüsü ortaya çıkar. Kötülükler bazen de ellere kollara, ayaklara yürür, çevreyi harabeye çevirir, yıkar, devirir, yok eder.
Kötü sözü Türkiye Türkçesine özgüdür. Bir de Gagavuz Türkçesinde vardır. Diğer Türk lehçelerinde yaman / caman kullanılır. Bazı lehçelerde pis, naçar, eybet gibi kelimeler de “kötü” anlamındadır. Ancak Türkiye dışındaki Türklerde yaygın kelime yaman’dır.
Kötü sözü büyük ihtimalle Dîvânu Lugâti’t-Türk’te “pas” anlamında geçen kög kelimesinden +tü ekiyle yapılmıştır: kög+tü > köğtü > kötü.
Bugünkü Türkiye Türkçesinde kötü sözünün “fena, berbat, zararlı, tehlikeli, korkutucu, kaba” gibi anlamları vardır. Fakat sözlüklerde verilen anlamlar, hayatın içindeki bütün çağrışımları kapsamayabilir. Bunun için kelimelerin günlük hayatta ve edebî eserlerdeki kullanımlarına bakmak gerekir.
Kötülük aslında insanın içindeki “başkalarına zarar verme, insanları aşağılama, ezme, küçük düşürme” vb. duyguların bütünüdür. Bu duyguları besleyen kişilere eskiler bedhah derlerdi. Gençliğe Hitabe’de de geçen bu kelime için bulunan kötücül sözü güzel bir türetmedir. Bedhahlar / kötücüller, insanların, toplumların kötülüğünü isteyen kişilerdir.
Aslında tarifler, tanımlamalar yetmez. Kötülüğün ne olduğunu bazı örneklerle anlatmak daha açıklayıcı olur.
Hani mafya filmlerinde görürsünüz, kötü kişinin adamları, bir zavallının ellerini kollarını tutmuşlar, bağlamışlar veya zincirlemişlerdir. Kötü kişi de bu durumdaki zavallı adama durmadan yumruk ve tekme atmaktadır, hatta içindeki kötülük duygusunu yenemeyip orasına burasına delici ve kesici aletlerle vurmaktadır.
Yahut… Meramını anlatmak isteyen bir işçiyi üç beş adam yere yatırmıştır. Kötü kişi de durmadan adamın yüzünü gözünü, göğsünü tekmelemektedir, büyük bir hınçla tekmeler atmaktadır.
Veya… Yıllarca iş birliği yapılan bir adam iş birlikçisinin yanlışlarını anlatmış, bütün yanlışlıkları iş birlikçisinin talimatıyla yaptığını söylemiştir. Talimat veren güçlü ve makamı olan bir kişidir, adamları vardır. Konuşanı yakalatır, makamına getirtir, adamları vasıtasıyla yere yatırtır. Sonra da pabuçlarının sivrisiyle yerdeki adamın yüzünü, burnunu ezer. Bunu yaparken ruhundaki kötücül öz, bütün çizgileriyle yüzüne vurmuştur.
Bir başka sahne. Bütün güç kötücül adamın elindedir. Kendisi gibi kötücül adamlarla çevresinde dehşet yaratmakta, rakiplerini ezip sindirmektedir. Rakiplerden biri dilini sivriltmiş, meydan okumaya başlamıştır. Kötücül ruh harekete geçer. Elindeki bütün güçleri gerekli mevzilere yerleştirir. Başka kötüler, güçlü kötünün çevresinde kul olmaya çoktan razı olmuşlardır. Onların da bütün çıkarları kul olmaktan geçer.
O zaman makam sahibi bütün güçlerle, kötücül adamlarla harekete geçer ve meydan okuyan rakibini ezer. Kılıcı, kalkanı, topu tüfeği vardır. Yahut da bunların bugünkü karşılıkları neyse hepsi elindedir. Rakip aşağılanır, hırpalanır, ezilir, yok edilir.
Kötülük ruhun pası, çirkefidir. Ruhun kötülükleri yüze vurur, bir hortlak görüntüsü ortaya çıkar. Kötülükler bazen de ellere kollara, ayaklara yürür, çevreyi harabeye çevirir, yıkar, devirir, yok eder.
Dünyada kötülük olmasa idi ne iyi olurdu ama yazık ki kötüler, kötücüller, kötülükler hep var.
14 Eylül 2025
Ahmet B. ERCİLASUN
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/
