
Bu ülkede “yargıç bağımsızlığı” kalmış mıdır ki, yargı da bağımsız olsun. Savcıların, hakimlerin artık özgür olmadıkları/olamadıkları, soruşturma ve yargılamalarında tarafsız ve bağımsız, özgür iradeye dayalı hareket edemedikleri açıktır. “Tabii hakim” diye bir ilke kalmamıştır. (Habur’a çadır mahkemesi kuran ülkede tabii degil, gayritabii hakim kuralı var demektir. 15 Temmuz’un ertesinde binlerce savcıyı, hakimi adliyelerden, yarısından fazlasına yol vererekten de Yargitaydan tasfiye edilmedi mi?…Adliyeyi böyle insanlarla kim doldurmuştu?..Yargıtay’daki korkunç istila kimin eseriydi?..Bu meselenin bir yönü. Diğer yönü bunları oralara taşıyıp yerleştirenler meselesidir. Hadi bunlar ” örgütçü”, ya da ” örgüte iltisaklı”, peki bunları oralara getirenlere işlem yapıldı mı? Yapılmadığı da yargının durumunu anlatmada bir ölçü değil mi?.. Birileri yıllarca “DEM derhal kapatılsın” diye yırtındı. AYM belki de ağırdan aldı (?!) Şimdi şu an, şu gün bu konuyu görüştüm, “DEM’i kapattım” diyebilir mi? Sıkıysa desin…🤣 Gülüyoruz, ama işler hukuk adına içler acısıdır. Son yaşanan bir örnek durumun içler acılığının vahametinin tavan yapmış bir halidir. Bu ülkede yıllar boyu vekillik, bakanlık, parti liderliği, meclis başkanlığı yapmış bir devlet büyüğü iktidarın yandan komşusu, cumhurun yol arkadaşı bir parti başkanına gidiyor ve içerde yatmakta olan belediye yetkililerinin mahkemelerce serbest bırakılmaları için tavassutta bulunuyor …🤔 Görüşme sonrasında da ” bu konuda ümitliyim…” diye demeç veriyor…Vallahi hele bu olaydan sonra benim bu memleketin adam olacağına dair hiç ümidim kalmadı. Bu, hukukun bitişindeki son noktadır.
“İşareti aldım, başkanlar tutuksuz yargılanacak” sözü, ülkede zaten bitmekte olan hukukun son bulduğu noktadır.
11 Eylül 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
