
Rejimi değiştirmek için (Anayasal düzeni ve devleti yıkmak için silahlı terör örgütü kurmak) yola çıkanlarla yol arkadaşlığı edenler mi Anayasa’nın ilk dört maddesini koruyacak?
Topunu değiştirmeye niyeti olanla kanka ol, “ilk 4 maddesinin sigortasıyım” derseniz inandırıcı olabilir misiniz?
Anayasa’yı bunlar değiştirdi. Değiştirip bu hale getirdikleri Anayasa ile ve bu Anayasa’nın getirdiği bir sistemle de ülkeyi sekiz senedir istedikleri gibi – kafalarına göre – yönettiler. O yillarda bu Anayasa değişikliğinin zaruretini anlatırlarken (Bahçeli – Erdoğan başta olmak üzere cumhurcular) bu değişikliklerin yapılmaması halinde devletin işleyişinin hantallıktan kurtulamayacağını, çok hızlı bir kalkınmanın sağlanamadığını, bu ağır işleyişin hızlandırılması, çok çabukca bir kalkınmanın sağlanması için getirdikleri Anayasa degişiklerinin kabulünün şart olduğunu söylediler. Değişiklik için Türk halkından referandumda evet oyu istediler. Ben ve benim gibi düşünen pek çok aydın, siyaset adamı, fikir ve düşünce insanları ise ” olmaz dedik, çok sakıncalı dedik, hayır kampanyası” yaptık. Adını “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” diye uydurdukları sistemin dünyada bir eşi, benzeri bulunmadığını, akla, mantığa, hukukun genel kabullerine aykırı düştüğünü; sistemin getireceği “tek adam” egemenliğinin millet egemenligi ile bağdaşmayacağını; iddia edildiği gibi de “hızlı işleyişe ve kalkinmaya” sebep olma ihtimalinin bulunmadığını söyledik. Sekiz senelik “tek adam” rejimi hızlı işleyiş, olağanüstü kalkınma sağladı mı?.. Ne gezer ?..Enflasyon tavan yaptı. Faizler bir felaket. Döviz on misli arttı. Dış borç akıl almaz boyutlara ulaştı. Lüks tüketim, israf had safhada. Ortalıkta “aç hürler, tok esirler…” (Türkeş beyin sözüydü. Halefi bu işin sebebi oldu.) Dış ilişkiler/dış poilitika en kötü günlerini yaşıyor. Vatan ihanetini ve vatan hainlerini hoş gören hoş tutan, sırtlarını /fotoğraflarını sıvazlayıp, onlara şefkat kollarını açan; devletçe ve milletçe de bu ihanete ve hainlere göz yumulmasını temine çalışan bir milliyetçilik iddialı siyaset öncülüğünde / sayesinde ülke bir büyük felakete doğru doludizgin götürülmaktedir..Ahlâk ve maneviyattaki büyük çöküş, uyuşturucunun, yoksulluğun, yalanın, yolsuzluğun, hukuksuzluğun girdabına itilmiş bir Türkiye tablosu maalesef bizim eski arkadaşlarımızın büyük katkı ve gayretiyle gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Şimdilerde büyük değişiklerle ve büyük iddialarla bu hale getirdikleri Anayasa ve “tek adam rejimi” de beylere dar gelmeye başladı.
Kendi elleriyle tanzim ettikleri, bu hale getirmek için büyük gayret gösterdikleri değişikliklerin sonucu bu hale gelen ve ” tek adam rejimi” ne yol açan bu sistem kendilerine dar geliyor. Çare “YENİ ANAYASA” diyorlar. Sekiz sene evvelinde Anayasa değişiklikleri hususundaki gerekçeleri değişmedi. Yine “hızlı işleyiş, hızlı kalkınma” demekteler. Gidişat – daha doğrusu yaşananlar – göstermiştir ki, daha çok yetki, daha çok “tek adam”, bunun için de “yeni bir Anayasa” iyiye degil, terse işleyecek ve hızlı çöküşü hızlandıracaktır. Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilip değiştirilmeyeceğini tartışıyoruz. Bunlar eliyle ‘Andımız’ kalktı. ANDIMIZ’ın anlamı etrafındaki fikir, düşünce, inanç tablosu yok edildikten sonra Anayasa’nın ilk dört maddesi var desek ne olur?…Vatan ihanetine ve vatan hainlerine eski milliyetçiler öncülüğünde “yeşil ışık” yakılıp “geç” dendi.
“Anayasa’nın ilk dört maddesi değiştirilemez. Biz bu işin sigortasıyız” diyenler, bırakın ilk dört maddeyi korumalarını; devleti yıkmak, Anayasal düzene son vermek (Anayasal düzene son veren ilk dört maddeyi ne yapsın, toptan kaldıracaklar) için dağa çıkan narko-terör örgütü mensuplarını korumaya soyunmadılar mı?
Rejimi korumak ne demektir? Milleti böldürtmemektir. Devleti yıktırtmamaktır. Anayasa’yı ilga etmeye kalkanlara karşı durmaktır.
PKK ne yaptı?..Milleti bölmek istedi. Hâla da vazgeçmiş değiller. ( Onlar için Ankara başkent değil, bizim herşeyimiz -namusumuz, şerefimiz, övüncümüz- olan ALBAYRAK onlar için paçavra. İstiklal Marşı da onlar için hiç birsey ifade etmiyor. Bir namuslu Allah kulu bunlar doğru değildir diyebilir mi?..Dün böyleydi de, şimdi. -süreçten sonra- fikirleri değişti mi ? Zannetmiyorum. Zanneden MHP’li var mı ki?..)
Burada işte tam da şimdi gelelim asıl soruya ?.. PKK bu rejime düşman mıdır, değil midir? Süreç başladı diye rejimle de barıştılar mı? Bizimle birlikte istiklâl marşı söyleyip, albayrağa selam duracaklar mı?..Başkentimiz Ankara onlar için ne ifade ediyor? PKK’yı (Sözüm ona) feshedince ülkeyi bölmekten vazgeçip, “Türk Bayrağı” altında “Türk” olarak beraberce yaşamaya karar mı verdiler?.. ( İlk komisyon toplantısında MHP’liler DEM’lilere sorsalar keşke 🤣)
Esas soru: Anayasal rejimin topunu değiştirmek için silahlı terör örgütü kuranlara arka çıkan, sırtını sıvazlayan, PKK seviciler mi Anayasa’nın ilk dört maddesine sigorta olacaklardır? Topunu değiştirmeye ( ilga) niyet ederek silahlı terör örgütü kuran bir zihniyeti korumaya alan bir zihniyetin sahiplerinden Anayasa’nın ilk dört maddesine sahip çıkacaklarını beklemek abestir…
Niyetleri bu yönde olsaydı ANDIMIZ’ı kaldırmazlardı. Kaldırılan ANDIMIZ, Anayasa’nın bahse konu maddelerindeki anlamın beyanıdır.
Rejimi değiştirmek için ( Anayasal düzeni ve devleti yıkmak için silahlı terör örgütü kurmak) yola çıkanlarla yol arkadaşlığı edenler mi Anayasa’nın ilk dört maddesini koruyacak?.. Topunu değiştirmeye niyeti olanla kanka ol, “ilk 4 maddesinin sigortasıyım” de inandırıcı mı?… “Anayasa’nın 66. maddesinin değiştirilmesine karışmam” mı demek istiyorsunuz?
Bir de (daha önce de yazdım) komisyonla ilgili özellikle balıklama dalış yapan CHP’li üyelere çok merak ettiğim bir sorum var, çok önemli ve hayati…
TSK’nın “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” dediği için disiplinsiz bulup ihraç ettiği Ebru Teğmen’le, Anayasal düzeni değiştirmek, devleti yıkmak için kurulu silahlı terör örgütü üyesi olarak dağa çıkan, geçenlerde merdivenle dağdan inip, yine merdivenle çıkıp dağa dönen Bese arasında bir oylama yapacak olunsa (🤔 mesela dedik) hangisi sınıfı geçer, hangisi sınıfta kalır?.. SORU BU…Bu komisyon Ebru’yu değil, Bese’yi aklar…Çünki ” AK” dönemlerden geçiyoruz…
Başlıkta da sorduğumuz gibi, bölücü narko-terör örgütü PKK’nın başı Öcalan için “Kurucu Önder” diyen ve onun kumpanyasında bulunan; sözde “milliyetçiler” gerçeklerle yüzleşmeye var mısınız?
11 Eylül 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
