Yurt dışı çıkış ücretleri harç mıdır yoksa haraç mı?

Yurt dışı çıkış “harçlarına” yine zam yapıldı. Ülkeyi “İnadım inat” politikası ile yönetmekten bir
türlü vazgeçmeyen iktidar, daha önce oluşan tepkiler üzerine 1000 TL’ye çıkaramayıp 710 Türk
Lirasında bıraktığı zammı bu defa düz hesap 1000 TL olarak belirleyiverdi. Bununla da yetinilmeyip yakında bir zam daha yapılacağı söyleniyor.

İlk yurt dışına çıktığım zaman bu ücret sanırım 15 lira idi. Daha önce 5 lira olduğu söyleniyor.

Şimdi oldu 1000 TL. Zaten pasaport ücreti ödeyen bir Türk vatandaşının her yurt dışına çıkışında bir de zamlı “harç” ödemek zorunda kalması ne kadar tuhaf değil mi?

Harç: “Devlet/Kamu kurumları tarafından belirli işlemler için talep edilen ücret!” Tanım
bu. İyi de bu ücreti elin devletleri almıyor da bizim devletimiz niye alıyor? Avrupa’da, AB ülkelerinde var mı diye sormaya kalktım, “Bir dokun bin ah işit” kabilinden neler döküldü ortaya!

Yurdumuzdan verilen cevaplar haliyle sitem ve öfke dolu idi. İşte örneklerden biri: “İnsanları
maraba olarak gören zihniyetin üreteceği kaynak ancak böyle olur!”

İkinci örnek: “Avrupa bizi kıskanıyor hocam. Cep delik cepken delik, bütçede yok metelik!”

“Avrupa bizi kıskanıyor” diye cevap verdi ya arkadaşımız, Fransa’dan gelen cevap karşısında
ezilmemek, “Onlar öyle de biz neden böyleyiz” diye oturup düşünmemek hatta ağlamamak mümkün değil:

“Oktay Bey siz o ülkede ikinci sınıf vatandaşlarsınız. Avrupa vatandaşları ve Avrupa’da yaşayanlar hiçbir şey ödemiyor ama siz ödüyorsunuz. İtiraz eden de yok, öyle değil mi?”

Gel de üzülme…

İsviçre’den bir cevap: “İsviçre’de böyle bir uygulama yok. Türkiye’de ise ‘sorma ver’
parası her şeyde var!

Ne diyelim ne yapalım, nerelere gidelim; bizim memleket böyle işte… Siyaset kurumu ve
iktidarlar kendi beceriksizliklerinin, hesapsız kitapsız icraatlarının cezasını, lüks, israf ve şatafatlarının masrafını millete yüklemekten adeta zevk alıyorlar ki bu işler dünyada nasıl diye merak edip çözüm üretme yoluna bile gitmiyorlar.

Zam haberi çıkınca kafama takılıp araştırmaya başladım. Yurt dışına çıkan hemen herkes bu
harcı ödemek zorunda. İster keyfince gezip eğlenmek için git, ister okumak, Yüksek Lisans, Doktora yapmak, bilgi edinip dünyadaki gelişmeleri takip etmek, istersen ibadet maksadıyla Hac ve Umreye git; bu parayı ödeyeceksin!

Hac ve Umre deyince aklıma geleni size de sorayım: Bu durum sanki namaz kılabilmek için
camiye para ile girilmesi gibi tuhaf bir durum yaratmıyor mu?

Hadi, Araplar Allah’ın kendilerine verdiği nimeti ticari bir açgözlülüğe çevirip her giriş yapandan sanırım 100 dolar tutarında “Ayak Bastı Parası” alıyor. Yani bir Hac ve Umre yolcusu bu ibadet görevini yerine getirebilmek için günümüz kuruna göre en az 4100 TL Arabistan’a, 1000 TL de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne olmak üzere 5100 TL ödüyor. Bu durum da insanın aklına ister istemez “Alınan bu para harç mıdır yoksa haraç mı” sorusunu getiriyor.

Hadi bakalım ulemalar, ilahiyatçılar, Diyanet İşleri Başkanlığı bunun dinde yeri olup olmadığını hiçbir siyasi etki altında kalmadan açıklasınlar da görelim, bilelim, öğrenelim!

Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’nin Hac kontenjanı 86 bin. Yani her yıl Hacca giden 86 bin kişi yeni bir zam gelene kadar 1000’er TL çıkış harcı ödeyecek. Türkiye’den yılda 500 bin kadar da Umreci gidiyor ve sayı yaklaşık 600 bini buluyor. Bu, 600 milyon TL çıkış harcı demektir. “İyi de devletin kasasına giren paradan niye rahatsız oluyorsun” denebilir. Devletin kasasına giren paradan rahatsız olan yok. Rahatsızlığımız, başka ülkelerde olmayan bir harç ödemesinin bizde olmasındandır.

Konu hac ve umreden açılmışken Almanya, Fransa, Belçika gibi ülkelerden hac ve umreye
giden Türk vatandaşları öyle bir harç ödemezlerken Türkiye’den gidenlerin ödemesi ayrı bir garabet değil mi? Tabir yerinde ise onlar ibadetlerini yerine getirebilmek için ayrıca bir para ödemiyor da Türkiye’den gidenler niye ödemek zorunda bırakılıyorlar?

Sakın ha! Bu yazdıklarımdan “Diğer yurt dışı çıkışlarından alınsın da Hac ve Umre
gidişlerinden Yurt Dışı Çıkış Harcı alınmasın” anlamı çıkarılmasın. Bu yazının yazılma sebebini
başta anlattım. Devletimizin pek çok resmi işlemden aldığı türlü çeşitli harç var. Her ne sebeple olursa olsun, yurt dışına çıkanlardan Pasaport harçları dışında bir ücret alınmamalı, pasaport harçları da makul seviyelere indirilmelidir.

Okuyup milletimize, devletimize hizmet etmek için yurt dışına giden çocuklarımız, gençlerimiz,
araştırmacılarımız, akademisyenlerimiz, sanatçılarımız niye “Yurt Dışına Çıkış Harcı” ödemek zorundalar? Siyasilerimiz, iktidar partileri, bürokratlar milletimizin işini kolaylaştırmak yerine niye zorlaştırıyorlar? İnsanımızın dünyayı tanımalarından, gelişmeleri yakından takip etmelerinden mi korkuluyor?

Mesele aslında yalnızca Yurt Dışı Çıkış Harcı da değil tabii. Bir de şu TRT Bandrolü meselesi var? Radyo – televizyon gibi elektronik aletlerden geçtim de telefondan, hatta otomobilden TRT
Bandrolü adı altında para alınması ne demektir?

Konuyu dağıtmamak için akıllara düşürdükten sonra bandrol konusunu burada kesiyorum.

Her ne sebeple olursa olsun Yurt Dışına çıkışlarda harç alınmamalı, illaki de alınacaksa
sembolik bir değere çekilip bırakılmalıdır. Bunları yazarken, Fransa’dan gelen paylaşımdaki sözler hala içimi acıtıyor:

“Oktay Bey siz o ülkede ikinci sınıf vatandaşlarsınız. Avrupa vatandaşları ve Avrupa’da yaşayanlar hiçbir şey ödemiyor ama siz ödüyorsunuz. İtiraz eden de yok, öyle değil mi?”

.
10 Eylül 2025

Osman OKTAY


Yorum bırakın