
İster Kemal Kılıçdaroğlu, ister Özgür Özel, ister Gürsel Tekin bu yarışın kazananı olsun, her hal ve şartta kaybedeni maalesef CHP olacaktır. CHP içindeki bu karışıklığın şimdilik kazananı Saray olacaktır. Bu nedenle asıl kazananın Saray olacağı anlaşılmaktadır. Beni hangi CHP’linin kazanacağı hiç ilgilendirmez. Bildiğim tek şey CHP içindeki rekabetin Saray’a yarayacağıdır. Maalesef CHP’nin kaybedeceğidir. Yine maalesef neticede bu kayıkçı kavgasını körükleyenlerin ekmeğine yağ sürülmüş oldu.
Ülkenin bu kayıkçı kavgasıyla meşgul olduğu günlerde Türk Ordusu’nun Büyük Taarruzunun ve neticesinde İzmir’e girişinin yıldönümü idi, ama millette bunu kutlayacak ağız tadı kalmamıştı. İzmir’e girişimizin yıldönümüne gelen günlerde biz CHP İl’e kim girdi, kim girmedi ile meşguldük. Cumhuriyetin kuruluş günlerinden gelen bu Parti’nin bu noktaya gelişinin tek müsebbibi oyunu kuran ve fitili ateşleyenler midir ( yani Saray 🤔 ) yoksa ülke iktidar yürüyüşü yerine iç iktidar kavgasına düşenlerin de rolü ve katkısı yok mudur ? Neticede bu işten sadece CHP yara almış değildir. Türk demokrasi hayatı, Türk hukuk sistemi velhasıl bütün memleket derin yara almıştır.
Demokrasiyi, demokratik hayat için siyaseti bir kurtuluş yolu ve ümidi olarak gören / beklenti içerisindeki halkın üzüntüsü, endişesi çok yüksek boyutlara çıkmıştır. Türk halkının gözlerindeki endişeyi görmeyen, yüreğindeki sancısını hissetmeyen siyasetçilerle nereye gideceğimiz meçhuldür. “Bindik bir alamete …” olmaması için dua edelim…
CHP’de kimin galip geleceği kimin umurunda? … Koyunun can derdinde olduğu günde mal derdine düşen utansın…
Lafım kime, peki ?.. Birinci olarak gözlerini iktidar hırsı bürüdüğü için bu yolda her türlü hukuksuzluğa başvurmayı yol edinenler; ikincisi de bu oyuna gelip bunların ekmeğine yağ sürenler. Hep birlikte demokrasiyi ve ülkeyi dibe çekmekle meşguler… Hepsine sorsan “…önce Ülkem…” . Yalan…
Birinci barış süreci FOS… Ya ikincisi.
Ülkeyi önce -halkı kandırarak – adına ” barış süreci” dedikleri bir yanlışa sürüklediler. Şimdi ikinci kere aynı işi yaptıkları için bu ikincisinin adı ” 2. barış süreci” oldu. Birinci barış sürecinden bir hayır görmedik. İlkinde büyük tantana ve iddia ile ” akil adamlar heyetleri” kurdular, fos çıktı. Devlet ve millet hayatımız bu birinci süreçten hayır ve fayda görmediği gibi, fevkalade büyük ve derin yaralar aldı. Yaraları zaten kanamaktaydı, bu süreç sonunda yaraları pansuman kabul etmez boyutlara çıktı. Bazı çevreler, yazarlar, siyasetçiler için sürecin birincisi bir “ihanet süreci” olmuştu. İkinci süreçte de birincisinde “akiller heyetleriyle” başaramadıkları ( adeta ellerine yüzlerine bulaştırdıkları) işi uydurulmuş, (hukukta, tüzükte yeri olmayan) “komisyon” ile yürütmeye kalktılar. “Komisyon kurulmalı” diyen iki kişinin biri Apo, diğeri Bahçeli oldu. “Şart yok, pazarlık yok” yalanıyla bu komisyonu kurduklarını yüzlerce kere tekrarladılar. Her geçen gün hakikatin bu yönde olmadığını gösteriyor. PKK, DEM, İmralı, Kandil sözcüleri beyanları komisyoncuları yalanlıyor. Açıklamalar, şartlar, pazarlık konuları birer birer ortaya dökülüyor. Artık anlaşıldı ki, bu ikinci süreç ve bu sürecin akil adamları olan komisyoncuları da FOS çıkacak. Ya da koca binlerce yıllık Türk Devleti PKK elinde oyuncak hale gelecek. Komisyon bunun farkına vardığında iş işten geçmiş olabilir. Bu ülke ikinci bir fiyaskoyu kaldıramaz. (S.O.S.) Bizden söylemesi…
PKK, Apo, DEM ve Kandil “dediklerimiz yapılmaz, verilen sözler tutulmazsa …” diyerek; Erdoğan ” …kılıç kınından çıkarsa…” tehdidiyle birbirlerinden geri adım bekliyorlar. TC Devleti’ni bir basit narko-terör örgütünün 2. kere muhatabı yapmanın faturası da ağır olacağa benziyor.
10 Eylül 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
