İçinde yaşadığımız şu günler Ankara’nın hemen yanıbaşında Polatlı ve Haymana’da Sakarya hattında vermiş olduğumuz mukaddes savaşın 104. yıldönümüne isabet eden günlerdir. 104 sene önce müstevlilerin işgal ettiği vatan toprakları bir yeniden diriliş ve varoluş kavgasının şahidi olmaktaydı. Kütahya/Eskişehir’de talihsiz bir yenilgiye uğrayan ordumuz çekile çekile Sakarya hattı doğusuna gelmişti. Şairin “…Her yıl şimale doğru asırlarca bir koşu…” Viyana’da duraklamış geri çekiliş başlamıştı. Dündar Taşer bunu ” medcezir” e benzetiyordu. Sakarya yükselen suyun geri gelişinin gelebileceği son noktaydı. Yine Şair “galip et, bu son ordusudur Islamın…” diyordu ya, mağlup olmak demekle bitmek artık aynı manayı ifade etmekteydi. Sakarya hattında, yani Polatlı ve Haymana’da, yani Ankara’mızda, eğer ki, YENİDEN DİRİLİŞ VE VAROLUŞUN DESTANI yazılmasaydı ne hallerde olurduk, bilmiyorum, düşünmek bile istemiyorum. Ezanların susmaması, bayrakların inmemesi, ırzın- namusun korunması, millet varlığının devamı için tek şart vardı: KURTULUŞ…

Sonrasi millet olmaktı, vatan olmaktı, devlet olmaktı…

TBMM, LOZAN, CUMHURİYET yani: KURULUŞ… Bu irade Şişli’deki apartman dairesinden Bandırma Vapuruna, oradan Samsun’a, Havza’ya, Amasya’ya, Erzurum, Sivas, Hacıbektaş, Beynam Ankara: KIZILCAGÜN’e gelen iradeydi. KURTULUŞ VE KURULUŞ İRADESİ idi.

1921’in Ağustos’u yaşanmasaydı bu kurtuluş ve bu kuruluş olabilir miydi ?..

Bu iradenin inananları Sakarya’da “SANA YOK, IRKIMA YOK İZMİHLAL” dememiş olsalardı vay halimize…

Bugün o günlerin Müdafa-i Hukuk inancıyla düşman karşısına dikilen vatan evlatlarını, Kuvvacıları rahmetle, minnetle anıyoruz. Ne mutlu ki, onlar Ankara’da ikinci Ergenekon Destanını yazdılar…

23 Ağustos 2025

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın