
Organize bir suç örgütü mantığıyla hareket edilmiş, öyle yol alınmış olduğu anlaşılıyor.
YSK’ya sızıldı mı, sızılmadı mı? Yeni konumuz bu…
YSK, işi bir sızma fiili olmadan hallediverdi zaten. YSK sistemine sızma olması, ya da olmaması neyi değiştirir?
Allah aşkına sızmadıkları yer kaldı mı?
Bu büyük skandal açığa çıkar çıkmaz, bu işte dahli olsun veyahut olmasın, soruşturmanın sağlıklı yürüyebilmesi için iktidarın istifa etmesi gerekmez miydi?
Gelelim YSK’ya sızılıp sızılmadığı konusuna…
Zaten YSK’daki bu yüksek hakimlerimiz, aynı zarfa konulan oyların bazılarını mühürlü de olsa hükümsüz /geçersiz sayıp iptal kararı vermedi mi? Aynı zarf içindeki oyların bir kısmını geçerli kabul ederken bir kısmına da geçersizdir deyip (yüzbinlerce oy icin…seçimin kaderini, sonucunu altüst etmecesine) iptal etmedi mi?.. Bütün bunları “YSK’ya gizlice sızanlar” yapmadı ki, zaten oradaydılar. Üstelik kararları “kesin”di; itirazi kabil değildi… Neticesi ortada:
Erdoğan Anayasa’ya göre aday olamayacağı seçime girdi ve %51 ile 3. kez seçildi..
Bu konuda ortada ” sahtecilerin veri hırsızlığı” yoktur. Ülkenin kaderini değiştiren “mühürsüz oyların geçerli sayılması” bir başka hukuki problemdir.
Öyle bir düzen kurulmuş ki, sanki suçlular suç işlemeye özendirilmiş gibi.
Sahtecilik, hırsızlık, yalan -talan ve ihanet kolkola girmiş…
‘Habur’dan Çadır mahkemesinden saldıklarınız nerede?’ diye soracak olsanız, Cevap: “siz terörsüz Türkiye’ye karşı mısınız? “
Bese Hozat ve 30 narko-terör suçlusunun nerede olduğunu biliyor musunuz, nereden geldiler, nereye gittiler? deseniz, ” Siz barış ve kardeşliğe karşı mı çıkıyorsunuz? diyorlar…
Bakın “hükümete 20 maddelik şart listesi verdik?” diyorlar diyorsunuz…” Ne şart, ne pazarlık söz konusu değil” diyorlar…
Kendileri bir yalan lokomotifini sürmekteler, saftirikler ( aydın, siyasetçi, gazeteci vb.) de bir “ittifak” halinde bu yalan trenine atlayıp yer kapma telaşında…
Sızma işi yeni değil. Bu sızma işinin de siyasi ayağı ortaya çıkarılmalıdır.
08 Ağustos 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
