Fıkra bu ya:

“Köyün birinde yıllardır muhtar olan Hüseyin Ağa varmış. Dürüst, çalışkan, ama biraz da saf yürekliymiş. Yanında da Mehmet diye bir genç çalışırmış. Her işine koşar, “Hüseyin Ağam” diye elini öpermiş.

Bir gün köyde söylentiler çıkmış:

— Mehmet, muhtarlığa aday olacakmış.

Hüseyin Ağa önce gülmüş:

— Oğlum Mehmet mi? Benim yanımda büyüdü. Eline elma verdim, ısırmamıştır!

Ama seçim yaklaşmış, Mehmet afiş bastırmış, kahvede çay ısmarlamış, bir de üstüne Hüseyin Ağa’ya laf çakmaya başlamış:

— Biz bu köye vizyon getireceğiz!

Seçim olmuş, Mehmet seçilmiş. Hüseyin Ağa da sessizce tarlasına çekilmiş.

Bir gün Hüseyin Ağa kahvede otururken gençlerden biri sormuş:

— Ağa, sen niye aday olmadın tekrar?

Hüseyin Ağa çayından bir yudum almış, yavaşça demiş:

— Oğlum… Ben bağımda domates yetiştirdim, o ise ihanet otu. Aramızdaki fark şu: Ben toprağa emek verdim, o sadece gübreyi iyi kullandı.

Kahve bir an sessizleşmiş, sonra bir ninemiz içini çekmiş:

— Evlâtlar… Bu köyde en hızlı büyüyen şey artık ihanet. Sebebi belli: Seven kalmadı, gübre bol!


Bol taşlamalı, manili, hatta köy seyirlik oyunu havasında ki piyesi sahneleyenler ihaneti traktör yapmışlar, tarlayı iyi sürüyorlar maşallah!

Ama, bilmeleri gereken husus:
İhanet, bizim köyde uzun sürmez. Çünkü; herkes birbirini tanır, kim kimin tarlasını sürdü bilir!

Sağlık olsun, gerisini kolay ederiz….

Baki Selamlar.

23 Temmuz 2025

Hayrettin BARUT


Yorum bırakın