
Benim dokunulmazlığım yok. Mesela Orhan Uğuroğlu, Can Ataklı, Yılmaz Özdil vb. siyasetle ilgili yazılar yazan, görüşlerini dile getiren insanlar var. Onların da dokunulmazlıkları yok.( Fatih Altaylı gibi) Bazı arkadaşların mebus olmasalar da, kafadan verilmiş peşin dokunulmazlık sahibi oldukları ise biliniyor…(Özellikle Feto övgüsü ile tanınanları var ki, bunların söyleyip yazdıklarının onda birini ifade etmemiş yüzlerce kişi ” fetö iltisaklısı” olarak işlem gördü. 😅🤔…) Ayrıca eskiden dokunulmazlığı olan (eski mebus) şimdi de fiilen siyasetin içinde olup, dokunulmazlığı bulunmayan insanlar da ( Ümit Özdağ en canlı örnek) var. Soruyorum şimdi… Ben dahil bu saydığım zevatın içinden herhangi biri, Bahçeli’nin en son teklifi (ki, akıllara ziyan, Anayasa ihlali, hukuk katili, kanun bilmez/tanımaz ) istikametinde bir laf edecek olsaydık acep, neler olurdu, ya da neler olmazdı?.. Akıl, fikir, mantık, izan, edep sahibi, hukuka saygılı, Devlet ve Millet hassasiyeti olan, vicdanı olan hiçbir TC vatandaşının edebileceği, etmesi imkansız bir laf , Bahçelice sarfedilmiştir. (iki Cumhurbaşkanı yardımcısı meselesi) Bu sözler “vah vah sonunda bu hale de mi geldi”, dedirtecek cinstendir. Akli melekeleri yerinde bir insanın sarfedebileceği sözler olarak görmek imkan dışıdır. Eğer Türkiye aydınları, siyasetçileri, entellektüelleri bu sözleri de ciddiye alıp, ” acaba yine ne demek istedi” diye yine tartışmalara /yorumlara baslayacaklarsa o zamanda vay memleketin haline… Azerbaycan diliyle Türkiye bir “delihane” oldu demektir.
Eskiden büyük güçlerin etnik ayrılıkları tahrik etmek/tetiklemek suretiyle bölme, parçalama politikalarını anlatmak için “balkanizasyon” (balkanlaştırma) tabiri kullanılırdı.
BAHÇELİ SAYESİNDE SİYASET İLMİ YENİ BİR TABİR KAZANDI: LÜBNANLAŞTIRMA…
Ortadoğu coğrafyasının bu etnik ve dini bölünmüş ve parçalanmışlığını devlet ve siyaset hayatına yansıtarak dizayn edilmiş bu ülkesi oldum olası iç çekişme ve kavgaların hesaplaşma alanı olmuş ve bir türlü iflah olmamıştır.
Binlerce yıllık Türk devlet geleneğinden süzülerek gelen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bir narko-terör örgütünün muhatabı etme konusundaki elim ve vahim durum yetmezmiş gibi şimdi de bu LÜBNANLAŞTIRMA TEKLİFİ VE GAYRETİ Türk siyaset tarihi sayfalarına kara bir leke olarak yazılacaktır. Böyle bir teklif ve beyan – eğer yapıldıysa – ( bırakınız milliyetçiliği, vatanseverliği) aklı başında bir insanın edeceği laf değildir.
Böyle bir teklifi sayın Bahçeli’ce yapılmış bir beyan olarak duymadım. Böyle bir ifadede bulunabileceğine inanmak istemiyorum. Bulunduysa ve gerçekten fikri/düşüncesi buysa durum çok vahim bir hal aldı demektir. Savcıların, Yargıtay Başsavcılığı’nın da yapacağı birşey yok demektir. Bu lafların sarfedilebildiği ve bu laflar için hukuken/kanunen yapılacak bir işin kalmadığı bir memleket mi olduk? Soru buradadır? Aksi halde ya hukuk harekete geçmelidir; ya da ortada tıbben müdahaleyi gerektirir bir durum söz konusudur. Arkadaşımın “akıl sağlığı” önemlidir.
21 Temmuz 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
