
“ASALET BİR ALTIN İDİ PUL OLDU…
TÜRLÜ TÜRLÜ BEDENLERE ÇUL OLDU…
İMANIN YOLU KESEDEN GECELİ, KİMİ KULA, KİMİ PULA KUL OLDU…”
Daha önce de “asalet” üzerine yazmıştım. O yazıda da yine ANKARA DİVANI ve sözlerini konu etmiştim. Bugün yine ANKARA DİVANI sözleri ve müziğiyle aklıma takıldı. Yağcıoğlu Fehmi’den, Rıfat Balaban’dan, Mehmet Erenler’den dinlemeye devam ediyorum.
Bizim “ANKARA DİVANI” sanki bugünlerimiz için söylenmiş. Hem genel anlamda Türk milletinin yapısı ve davranışını tespit açısından, hem de milliyetçi camianın. -maalesef- içine düştüğü/düşürüldüğü halin tarifi açısından… ” Asalet” dediğimiz şey, çok önemli, çok kıymetli idi. Çünki inanırdık ki, ” asil azmaz, bal kokmaz”dı…Türk toplumunda “beylik”, “bey olmak” , “bey gibi yaşamak” asalete ölçüydü…Batının bozulmuş, bozuşmuş lord, baron, kont sıfatlı aristokratlarının bizim beylerimizdeki asaletle boy ölçüşmeleri imkansızdı. “Miri arazilerin mülke dönüştüğü” bozulma dönemlerine kadar da, timar sistemi ve timar beyleri ile devam eden sipahilik Asya steplerinden getirdiğimiz asaletle yaşamaya, halk gibi halktan biri olarak yaşamaya, adaletle ve eşitlikle hükmetmeye dayalı bu “bey” ve “beylik” anlayışının yavaş yavaş bozulup kaybolmasına sebep oldu. Sonra ayakların baş olmaya, kayırılma ve doyurulma için muktedirlere yanaşıp yalakalık edenlerin, dünkü yancıların üste çıkıp hüküm sürmeye başladıkları devirlere/günlere geldik. Elbette böylesi büyük bir ahlaki ve manevi erozyon, yıkım ve çöküntü öyle birkaç yıl içinde olamazdı. Ancak çözülmenin, çöküşün, çok uzun yıllara dayalı bir hikaye olduğu açıktır. “Her yıl şimale doğru, asırlarca bir koşu…” diyen Şairden ” galip et bu son ordusudur İslamın…” diyen Şaire oldukça uzun yılları devirerek geldik.
Viyana önlerinden başlayan ( med/cezir) çekilme olayını Sakarya’da durdurabildik. Bugünler Amasya Tamimi’nin yıldönümü günleri…”Kurtuluş ve Kuruluş iradesi”nin iman erleri olan kuvvacılar sayesinde bu bedeli çok ağır olan, büyük emek, ter, kan, can kaybına mâl olan “AĞIR İMTİHAN” ı geçtik. Sakarya’nın sırtına vurulan yük “Türk tarihi” idi ve zavallı Sakarya ( bir kanarya misali) “binbir başlı kartalı” taşımayı becerecekti…Ancak birkaç asırdır devam etmekte olan bozulma/bozuşma olayı maalesef “kararımız Cumhuriyet” deyip dünyaya ilan ettiğimiz tarihten bu güne de -yüz yildir- yakamızı bırakmadı… Zira asaleti terketmeye başlamıştık, batının feodal kafası ve yapısı, yanına da lumpenlik, gericilik, yobazlık denilen feci ve iflah olmaz bir hastalığı da alarak bünyemizi bir kanser hücresi gibi sarmaya devam etti. Sonunda “BİR ALTIN OLAN ASALET PUL OLDU!..” “Asalet bir altın idi pul oldu…” deyip sazın teline vuran Hemşehrim yerden göğe kadar haklı çıkmadı mı?… Devam ediyordu : “…Türlü türlü bedenlere çul oldu…” Asaleti kaldıramayan, yerini, kıymetini bilmeyen ” beye” , ” kişiye”, “herkese” ya da ” toplum”a kürkler giydirsen ne yazar ? ..Giydiği nesneyi “çul” hükmüne getirene ne giydirseniz iflah olmaz… Balın kokmamasi için “asil”in hiç azmaması gerektir. Çünki, yine tezenenin sahibi Hemşehrim Divan’ında diyor ki, sebep olarak ” artık imanın yolu keseden geçmeye başladı…” Böyle demeye getiriyor. “İMANIN YOLU KESEDEN GEÇELİ..” derken insanoğlunun ahlak, maneviyat, vicdan, kuldan utanma, Allah’tan korkma gibi değer hükümlerinden uzaklaşmasını kastediyor…
100 seneden bu tarafa kurtuluş ve kuruluşu bize kazandıran kuvvacılara hain diyenler bu kafanın sahipleridir. Bunların ataları Vahdeti, Seyit Rıza, Molla Sait, Damat Ferit, Dürrizade’lerdir. Torunlari Fesliler, cüppeliler, sarıklılar, 15 Temmuz’da TBMM’ne bomba atanlar, 50 yıldır dağa çıkıp TC Devletine kafa tutanlardır. Çıktıkları kovuk, aktıkları dere, akıttıkları irin, kaynakları aynıdır. Yine bizim ANKARA DİVANI’nı yazıp, çalıp söyleyen hemşehrimiz bütün ozanlarda var olan o yüksek ferasetle ve ince filozofiyle devam ediyor: “İmanın yolu keseden geçeli… KİMİ PULA, KİMİ KULA KUL OLDU…” Hem milletin halini ( hali pür melalini) hem de camianın vaziyetini şöyle hakkıyla bir anlat/özetle deseniz , bundan daha güzel, daha gerçek, daha da yalın hiçbir ifade ve cümleler kurularak böyle bir iş yapılamazdı .
28 Haziran 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
