Bir de o köy yolları vardı bayram sabahlarında…
Asfalt değil, toprak…
Ama gönlümüz gibi sıcacık, dualar gibi tertemiz.

Şehirden erken çıkılırdı.
Bagajda bayramlık paketler, el emeği baklavalar, bir de dedeye götürülecek baston…
Yol uzun ama heyecan tatlıydı.
Radyoda eski türküler çalardı, baba direksiyonda, anne yan koltukta, çocuklar arkada – hepsi umutla köy yolunu sayardı.

Köyün girişine yaklaştık mı, kalbimiz daha hızlı atardı.
“Acaba babaannem ne yapıyor şimdi?”
“Dedem kapının önünde mi bekliyor?”
Bir de o ilk karşılaşma…
Gözleri yaşlı büyükler, sarılmalara doyamayan torunlar…
“Hoş geldiniz evlat!” dediklerinde, tüm yol yorgunluğu silinirdi.

Bayramda köy yolu, sadece bir mesafe değil, bir hasretin yoluydu.
Orada bir ev değil, bir yuva vardı.
Duvarda eski fotoğraflar, mutfakta yıllardır değişmeyen o bakır tencereler,
ve sobanın kenarında gözlerini kısıp “bizimkiler geldi” diyen yaşlı gözler…

Şimdi o yollar terk edilmiş.
Birçoğunun evi kapalı, bacası tütmüyor.
O bayram yolları artık sadece anılarda var.
Navigasyona değil, vicdana bağlıydı o yollar.
Ve biz o yolları unuttukça, bir yanımız eksik kalıyor.

Unutma, köy yolu bayramda daha anlamlıdır.
Çünkü o yolun sonunda sadece bir ev değil, bir dua bekler seni.
Bir el, bir gülümseme, bir vefa…
Yeter ki hatırla, yeter ki dön yüzünü geriye.

30 Mart 2025

Rafet ULUTÜRK

BULTÜRK Derneği Genel Başkanı


Yorum bırakın