
31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrası, iktidar ile ana muhalefet partisi arasında kamuoyuna “normalleşme” veyahut “yumuşama” adıyla verilen görüntüler vardı değil mi?
Şu anda ülkenin içinde bulunduğu durum, içeriye ve dışarıya karşı bir kutuplaşma ve çatışma görüntüsü vermektedir.
Zaten “binbir dert” ile muzdarip olan halkımıza ve ülkemize faydası olmayan bir sürece doğru koşar adım gidilmektedir.
Anayasa ve yasalar vazgeçilmezimizdir…
Hukukun üstünlüğü prensibinde herkes birleşmelidir.
Aidiyetleri, dini, mezhebi ve yaşam biçimi ne olursa olsun; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayan her vatandaşımız Büyük Türk Milleti’nin asli ve şerefli bireyleridir.
“Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır”
Yargının tartışmaların odağında tutulması, hukukun üstünlüğü prensibine farklı bakış açılarından bakılması ve “yargı üzerinde siyasetin gölgesi” olduğu veyahut olmadığı şeklindeki polemikler, “bağımsız yargı” inancımıza ve Yargı’ya olan güveni zedelemektedir.
İktidarıyla muhalefetiyle herkes elele vermeli bu yanlış yoldan çıkılmalıdır.
Bir çıkış yolu, bir diyalog kapısı aranmalıdır.
Ana muhalefet partisinin ve mecliste grubu olan siyasi partilerin genel başkanlarının ivedilikle Cumhurbaşkanlığı’na davet edilmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına yapılan operasyonlar ve tutuklamalar, belki protestoların ortaya çıkmasının fitilini ateşlemiştir ama ülke geneline yayılmış bulunan protestoların nedeni değildir.
Bu protestoların tarafsız bilim insanları tarafından psikolojik ve sosyolojik olarak araştırılmasında fayda vardır.
Bu protestolardan başta ana muhalefet partisi olmak üzere hiçbir siyasi parti, bir çıkar elde edebileceğini düşünmemelidir.
Belki de herkesin içinde biriktirdiği sosyal ve psikolojik sorunlar, bir öfke patlamasına neden olmuş olabilir.
Dün değil ama bugün normalleşmenin ve yumuşamanın zamanıdır.
Şimdi diyalog zamanı…
Saygılarımla,
28 Mart 2025
Ahmet Kocakoç
