
Her ülkede insanların can ve mal güvenliğini korumak; fert toplum, toplum devlet, devlet fert ilişkilerini düzenlemek için anayasa ve kanunlar tesis edilmiştir. Devlet düzeni, anayasa ve kanunlar düzeni tek tek bütün fertlerin, bütünüyle toplumun rahat ve huzurunu sağlamak; fert-toplum- devlet üçgeninde sağlıklı işleyişi temin maksadıyla kurulmuştur. Bu işin tartışmasız, karşılıklı hak ve hukukun gözetilerek yürümesi ise, Anayasa’nın, kanunların herkesin riayet edeceği şekilde kabul görmesine ve eşit şekilde uygulanmasına bağlıdır. “Hukuk devleti” budur; “hukukun üstünlüğü” budur…
Hukuk, can ve mal güvenliğinin teminatıdır. Hukuku bir kenara iterek devlet yönetemezsiniz; ya da hukuku yönlendirerek, talimatlandırarak, uygulayıcılarına vereceğiniz direktiflerle (“ertele”, “geciktir”, “geriye at”, “görme, duymamış ol”, “çabuklaştır” vs.,vb.) uygulama, uygulatma lüksünüz olamaz…
Zaten o takdirde ne “hukuk devleti” ne “hukukun üstünlüğü” kalmaz. Hukuk, devlet-toplum-fert hayatını ve ilişkisini sağlıklı sürdürmek için vardır. Hukukun bir takım suçluları koruma, bir kısım suçları görmezden gelme hakkı yoktur. Ya da bir kısım sevilmedik insanlar, muhalifler için hukuku bir “demokles kılıcı” gibi kullanamazsınız. Şunları koru, şunların da gözünün yaşına bakma, hukukun tavrı olamaz, hukuki değildir, hem hukuk hem ahlak dışıdır. Böyle davranır olmak can ve mal güvenliğinin teminati olan -olması icap eden- hukuku yaralar, bu yara toplumu da yaralar; hukukun kendi güvenliği kalmaz…
CAN VE MAL GÜVENLİĞİNİN TEMİNATI OLABİLMESİNİN İLK ŞARTI HUKUK GÜVENLİĞİDİR …
Hukuk güvenliği kalmaz ise can ve mal güvenliği de sığınacak yer bulamaz. 4-5 ay öncesine kadar devletin yüksek mahkeme hakimlerine talimat yağdırıyordunuz. “DEM’i derhal kapatın, niye geciktiriyorsunuz, paralarını kesin, ödediklerinizi geri isteyin …” diyordunuz. Hukuka ve uygulayıcılarına talimat yağdırıyor (Anayasa 138’in üzerinde tepiniyordunuz) hukuku çiğniyordunuz. Bunu yaparken AYM üyelerini de hukuku çiğnemekle ve uygulamamakla -geciktirmekle- suçlayıp çabuklastırma talimatı veriyordunuz. Allah’dan AYM işi ağırdan aldı DEM’i kapatmadı. O zaman Apo nereye gelip konuşabilecekti? Bu bir…
İkincisi bu Bayram bu beyefendiler DEM’li çaylarını bayram ziyaretinde kiminle içeceklerdi?..
Bu ülke himmetiniz sayesinde, yükselttiğiniz, mevki makam verdiğiniz, altına zırhlı mercedesinizi tahsis ettiğiniz, koruma timleriyle koruduğunuz hukukçulara teslim edildi. Osmanlı’nın en astığı astık, kestiği kestik kadılarında bile görülmedik yetkilerle donattığınız bu kötü “kadı bozuntusu” adamlar şimdi ihanetten firarda…
Şimdilerde suçlama için göz koyduğunuz bir adamı ( ya da kadını ), ” sektörde tekelleşmeye sebep oldu” diye gözaltı kararı verebilen hukuk sistemi yürürlükte…
Zekeriya’nın da foyası açığa çıkmasaydı belki Adalet bakanı yapabilirdiniz. Kimbilir…”O mübarek bir zatı muhteremdir, hareketi hizmet hareketidir, devletin içinde böyle yapılanma mı olurmuş…” diyeni yapmadınız mı?.. Dünün fetööverleri, fetöseverleri bugün tv kanallarında sizleri överek ahkam kesip gezmiyorlar mı?..
17-25 Aralık’ı elbirliğiyle toprak altı (hasır altı) edip gömmediniz mi? Büyük turplar Rıza Zarrap, S.B.Korkmaz ne oldu? Ankara’da göğe uzanan her “dikinti” de pay sahibi, daireleri olduğunu sokakta herkesin konuştuğu kişiyi babası hatırına mebus etmediniz mi?
Arkadaşlar, hukuk görmezden gelemez, ya herkes için vardır, ya da kimse için yoktur. Hukuku adalet terazisini tutanın gözünü kapatarak görmez hale yine ancak insanlar getirir. Hukukun ve hukukçuların gözüne mil çekmeye kalkar, kör ederseniz fert-toplum-devlet üçgeni sağlıklı işlesin diye kurduğunuz nizam kökünden yara alır, sallanır.
Dün “kapatın bu partiyi derhal, parasını kesin” diye haykırırken de hukuka aykırı bir iş yapıyordunuz; bugün “umut hakkı” derken, ” gel meclis’te haykır derken yine hukuku çiğnemekteksiniz…
Hukuk bu kadar hafife alınacak, ya da bu derece yıpratılacak bir müessese haline geldiyse sizin eserinizdir. Hukuk Fakültesine girdiğim 1969 yılından beri hukukla iç içeyım. 55 senelik hukuk geçmişi olan bir fert olarak gün gelip hukukun bu hale gelebileceğini, – getirilebileceğini – hiç düşünemezdim …
Hukuku savunmak hiç aklıma gelmezdi, bugün hukukun avukatıyım…
28 Mart 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
