Türkiye, Rusya ve NATO: Güç Dengeleri Arasında Bir Yol Ayrımı

Dünyanın yeni bir güç dengesi arayışında olduğu bu dönemde, Türkiye’nin konumu her zamankinden daha fazla önem taşıyor. ABD eski Başkanı Joe Biden’ın Türkiye ve Rusya arasındaki olası bir savaş üzerine yaptığı açıklamalar, yalnızca diplomatik bir tartışma değil, küresel güçlerin Türkiye üzerinden yürüttüğü stratejik hesapların bir yansımasıdır.

Bu noktada önemli bir soru sorulmalı: Türkiye, büyük güçlerin oyununda bir piyon mu olacak, yoksa kendi kaderini belirleyen bir aktör mü?

NATO’nun Gücü ve Türkiye’nin Gerçekleri

NATO, Soğuk Savaş döneminden bu yana Batı’nın en önemli askeri ittifakı olarak varlığını sürdürüyor. Ancak gerçek şu ki, NATO’nun gücü her zaman yekpare değildir. Üyeler arasında stratejik öncelikler farklılık gösterebilir ve ittifakın gücü, en çok ABD’nin çıkarları doğrultusunda şekillenir.

Biden’ın açıklamalarına bakıldığında, Türkiye’nin NATO içinde nasıl konumlandırılmak istendiği açıkça görülüyor. Türkiye’nin, Ukrayna gibi Rusya karşıtı bir cepheye sürüklenmesi isteniyor. Ancak Türkiye’nin çıkarları, Batı’nın çıkarları ile her zaman örtüşmez. Çünkü Türkiye’nin Rusya ile tarihi, kültürel ve ekonomik bağları vardır ve bu ilişkiler, Batı’nın planlarına göre değil, Türkiye’nin kendi çıkarlarına göre şekillenmelidir.

Peki, Türkiye’nin bu denklemdeki kazancı ne olacak? Eğer bir savaş çıkarsa, Türkiye bundan ne elde edecek? Gerçek şu ki, hiçbir şey.

Rusya ile Düşmanlık: Türkiye’ye Ne Getirir, Ne Götürür?

Türkiye ile Rusya arasında tarihsel rekabet olsa da, modern dünyada iki ülke birçok noktada iş birliği yapıyor. Savunma sanayii, enerji, tarım, ticaret ve turizm gibi sektörler, Türkiye’nin Rusya ile güçlü ilişkiler kurmasını gerektiriyor.

Ancak daha da önemlisi, Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir denge meselesidir.

Eğer Türkiye, Batı’nın baskısı ile Rusya’ya karşı düşmanca bir tutum sergilerse:

Enerji güvenliği tehlikeye girer. Türkiye, doğalgaz ve petrol ihtiyacının büyük bir kısmını Rusya’dan karşılıyor. Alternatif kaynaklar bulunsa bile, bunlar kısa vadede Türkiye’yi ekonomik olarak zorlayacaktır.

Savunma sanayii iş birliği sona erer. Türkiye’nin S-400 alımı ve savunma sanayiinde Rusya ile yaptığı ortak projeler, Batı tarafından eleştirilse de Türkiye’nin stratejik gücünü artırmıştır.

Turizm ve ticaret büyük zarar görür. Rus turistler, Türkiye’nin turizm gelirlerinde önemli bir yer tutuyor. Ayrıca tarım ihracatı ve sanayi ürünleri satışı, Türkiye ekonomisi için kritik öneme sahip.

Bu tablo karşısında şu gerçek ortaya çıkıyor: Türkiye’nin Rusya ile düşmanlık kurması, Türkiye’ye kazanç değil, büyük bir kayıp getirir.

Büyük Güçlerin Stratejisini Anlamak

Biden’ın açıklamaları, Türkiye’nin uluslararası politikadaki konumunu belirlemek için kritik bir mesaj taşıyor. ABD, NATO aracılığıyla Rusya’yı çevreleme politikası izlerken, Türkiye’yi bu stratejinin bir parçası haline getirmek istiyor. Ancak Türkiye’nin bağımsız dış politikası, bu tür hesaplara alet olmamalıdır.

Bir diğer önemli nokta da şu: Türkiye, ne ABD’nin ne de Rusya’nın bir “ön cephe ülkesi” olmamalıdır. Türkiye, kendi stratejik önceliklerini belirleyerek, iki güç arasında denge politikası yürütmelidir.

Bugün dünyada yükselen bir yeni dünya düzeni var. Batı’nın küresel hegemonyası zayıflarken, Asya merkezli yeni ekonomik ve siyasi güçler ortaya çıkıyor. Türkiye, bu dönüşümün bir parçası olmalı ve çok kutuplu dünya düzeninde bağımsız bir aktör olarak hareket etmelidir.

Sonuç: Türkiye Kendi Oyununu Oynamalıdır

Türkiye’nin önünde iki seçenek var:

1. Büyük güçlerin yönlendirmesiyle hareket etmek ve ABD’nin stratejik hesaplarının bir parçası olmak. Bu yol, Türkiye’ye ekonomik, siyasi ve askeri maliyetler getirir.

2. Bağımsız bir dış politika ile hareket ederek, bölgesel dengeleri kendi çıkarları doğrultusunda yönetmek. Bu yol, Türkiye’nin hem Batı ile hem de Doğu ile güçlü ilişkiler kurmasını sağlar.

Bugün Türkiye’nin çıkarı, Rusya ile gereksiz bir düşmanlığa girmemek ve NATO içinde bağımsız bir çizgi izlemektir. Türkiye, büyük güçlerin rekabetinde bir araç değil, kendi oyununu oynayan bir aktör olmalıdır.

Biden’ın sözleri, Türkiye için bir uyarıdır. Ancak bu uyarı, Türkiye’yi bir savaşın içine çekmek isteyenlerin stratejisini anlamamızı sağlamalıdır. Türkiye, bir savaşın parçası olmamalı; aksine barışın ve dengenin kurucusu olmalıdır.

18 Şubat 2025

Rafet ULUTÜRK

BULTÜRK Derneği Genel Başkanı


Yorum bırakın