Türk töresi, asırlardır üzerinde yaşadığımız toprakların ve kültürümüzün en önemli değerlerinden biridir. Töre, yalnızca bir kurallar bütünü değildir; bir yaşam biçimi, bir vicdan, bir ahlâk rehberidir. Töremizin özünde ise “edep” bulunur. Edep; ahlâk, saygı, nezaket ve erdem demektir. Türk milletinin mayasını yoğuran bu kavram, bireyin ailesinden toplumuna, hatta tüm insanlığa karşı davranışlarını şekillendirir.

Tarihten bu yana Türk’ün adaleti, cömertliği ve yüksek ahlâk anlayışı dilden dile anlatılmıştır. Çünkü Türk, töresini her şeyin üstünde tutmuş, edebi yaşamının merkezine yerleştirmiştir. Büyük bilge Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügat-it Türk’te söylediği gibi, “Edepsiz insan, meclise layık değildir.” Edep, insanın kendi değerini bilmesi ve başkalarına bu değeri göstermesi anlamına gelir.

Ne yazık ki günümüzde edep, modernleşme adı altında yozlaşmaya uğruyor. İnsanlar arasındaki nezaket, sabır ve hoşgörü azalıyor. Toplumumuz, Türk töresinin bizlere bıraktığı bu büyük mirası ihmal ettikçe, insan ilişkilerinde kaos ve kargaşa artıyor. Bu yüzden, töremizde yer alan edep anlayışını yeniden hatırlamak ve hayatımıza geçirmek bir zorunluluktur.

Edep’le Gelen Lütuf’la Döner

Edepli olmak yalnızca toplumsal bir görev değil, aynı zamanda insana huzur ve mutluluk getiren bir erdemdir. Hayatta karşımıza çıkan birçok güzellik, insanın tavır ve davranışlarından kaynaklanır. Edep, insanın kendisini küçültmeden mütevazı olmasını, hakka saygı göstermesini ve başkalarına iyilikle yaklaşmasını sağlar. Ve bu tavır, mutlaka bir karşılık bulur.

Edep’le davranan bir insan, çevresinde sevgi ve saygı görür. Çünkü insanlar, kalpten gelen samimiyeti hisseder ve bu samimiyete lütufla karşılık verir. “Ne ekersen, onu biçersin” atasözü bu durumun en açık ifadesidir. Edep, insanların hayatını kolaylaştıran, güzelleştiren bir anahtardır. İlişkilerde sadakat, toplumda birlik ve bireysel huzur, edep sahibi insanların çevresinde gelişir.

Edepsizce Gelen Bedelini Öder

Her şeyin bir bedeli vardır. Edep, nasıl ki insanın güzelliklere kavuşmasına vesile oluyorsa; edepsizlik de aksi sonuçları beraberinde getirir. Edepsiz bir yaklaşım, insanların kalbini kırar, toplumda çatışmalara neden olur. Hakaret, kibir ve nezaketsizlik, bireyin değerini yüceltmez; aksine küçültür.

Edepsizce hareket eden insan, bu davranışlarının bedelini mutlaka öder. Kimi zaman toplumdan dışlanarak, kimi zaman da kendi iç dünyasında yaşadığı huzursuzlukla bu bedel karşısına çıkar. Unutulmamalıdır ki, hiçbir kötülük cezasız kalmaz. İnsanın, başkalarına karşı sergilediği kötü davranışlar, bir bumerang gibi kendisine geri döner.

Sonuç olarak, Türk töresinde yer alan edep, insanın yaşamını güzelleştiren ve toplumda dengeyi sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Bu değerimizi korumak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak, her bireyin sorumluluğundadır. Edeple gelen güzelliklerin farkında olmalı ve edepsizliğin sonuçlarından ders çıkarmalıyız. Çünkü unutulmamalıdır ki, “Edep bir tâc imiş, nûr-i Hüdâ’dan, giy o tâcı emin ol her belâdan.”

29 Ocak 2025

Rafet ULUTÜRK

BULTÜRK Derneği Genel Başkanı


Yorum bırakın