Yaydan çıkan ok, geçen zaman, bir de ağızdan çıkan söz: Gitti gider…

Yayı elinize alıp, gerip, atmamış gibi davranamazsınız …      

Günleri, ayları, yılları geçirip yaşamamış gibi yapmanız hayatın akışına, Cenab-ı Allah’ın takdirine aykırıdır. Günler, aylar, yıllar mutlaka gelip geçer, ne durur, ne de geri gelir…
Nizam böyle kuruludur.                      
 

Ya söz ??? Döneceğin lafı etmeyeceksin. Tutamayacağın sözü vermeyeceksin. (Benzer bir laf, bindiğin dalı kesmeyeceksin…Bunlar boşa söylenmemiş  hikmet dolu sözlerdir. “Kıssadan hisse” çıkarılması gerektir. Bahçeli böyle söylerdi)

Peki bizim özellikle de siyasi hayatımızda durumlar böyle midir ?..

Asla…

Türk siyasi hayatı döne döne dönmekten baş dönmesi arazına maruz kalmış bir haldedir. Davadan dönenler, davayı toptan döndürenler, oradan oraya koşanlar, koşturanlar; dünü, bugünü, yarınını  tutmayanlar; çarklar, ,çarkçıbaşılar, keyf için dümen nöbeti tutanlar, söylediklerini unutanlar, yutmaya kalkanlar, değişkenler, evrilenler, çevrilenler, laflarını evirip çevirenler hep siyaset hayatının yıldızları…

Yıllar önce bizimkileri Fouche ile benzeten bir yazı yazmıştım, bizim Fouchegilleri  tarif maksadıyla…(Krala nazır, imparatora nazır, Cumhuriyete, triumviraya bakan …) Bizde ne tavrıyla Foucheler bitiyor, ne de birçoğu ağızdan çıkan sözün sahibi değil. Ama gül gibi geçinip gidiyorlar.

Dün kara dediğinize bugün ak; ak dediğinize kara deme gerekçeniz …

Dün birisine hain, cani, terörist derken, bugün barışın güvercini muamelesi yapmanız …

Dün olmaz olamaz diye yırtındığınıza bugün “liderimdir, ne yapsa yeridir” demeniz …

“Tekeden süt sağılmaz” derken, “koşun bu teke süt veriyormuş meğer, kovaları getirin, doldurun” demeniz…

“Suda ateş yanar mı hiç” diye büyük büyük konuşurken Independenta  misali (varsın felaket olsun) yanan denize koşmanız…

İki yanlıştan bir doğru çıkarmanız…

Evde balı tuzlayıp  da yemeniz…

“17-25’in hesabını sormazsam namerdim” deyip, sormayışınız…

Birbirinize en olmadık laf eyleyip, sonrası can ciğer kuzu sarması haliniz…

Esat’a kanka muamelesi çekip sonrası Esed düşmanlığınız…

Rabia derken, Mursi derken, Sisi’ye uzanan dost eliniz…

Bir partiye girerken giriş gerekçeniz…

Çıkarken çıkış gerekçeniz…

Çıkıp başka partilere girerken yine giriş gerekçeniz…

Velhasıl bütün işlerinizde sağlam bir gerekçeniz, düz bir duruşunuz olmalı, hiç aklınızdan çıkarmayın ve her işinizde tekrar edin. Desinler ki, görüşü /duruşu / fikri hiç değişmedi…

Nedir o sihirli kelime?

Söylüyorum, sıkı durun: “SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR…” Bunu dediğiniz anda yaptığınız her işin doğru olduğuna insanlar inanacaktır. 藍樂 Bir kısım bu tavra/tarza inanmayanlar çıkacak olsa da ehemmiyeti yoktur. Yol arkadaşlarınız inansın o bile yeter !..                                            Buraya kadar İRONİ…                 

İşte burada hayatın gerçeği başlıyor. Hz.Ali ötelerden, yüzlerce yıl geriden bugüne seslenip öğütlemiş…

Gerçi bu gibiler büyük sözü dinlemiyorlar ya…

Ne demiş Hz. Ali : ” Söz ağızdan çıkana kadar sizin esirinizdir, söz ağzınızdan çıktıktan sonra siz onun esirisinizdir. “Yaydan çıkan okun durmayacağı; geçen zamanın gelmeyeceği nasıl hayatın değişmez/değiştirilemez gerçeği ise AĞIZDAN ÇIKAN SÖZ DE GERİ ALINAMAZ…

İyi de, böyle insan tipleri o kadar çoklar ve o kadar çoğaldılar ki…

22 Ocak 2025

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın