
Hayat sahnesine çıktığımız an başlıyor oyun. Elimizde ne bir senaryo var ne de prova şansı. Karakterlerimizi biz seçmiyoruz, ama nasıl bir hikaye yazacağımız tamamen bizim elimizde. İşte bu yüzden her anın kıymetini bilmek gerek; çünkü bu oyun sadece bir kez sahneleniyor.
Zaman, avuçlarımızdan kayan bir kum tanesi gibi. Geriye dönüp değiştirmek ya da baştan başlamak mümkün değil. Dün, sadece bir hatıra artık; yarın ise belirsiz bir muamma. Sahip olduğumuz tek gerçek, şu an. Peki, onu ne kadar dolu dolu yaşıyoruz?
Ne yazık ki çoğu zaman, hayatı erteliyoruz. “Sonra yaparım,” diyoruz, “bir gün mutlaka.” Ama o bir gün hiç gelmeyebilir. Belki de en büyük hatamız, hayatın sonsuzmuş gibi bir yanılsamaya kapılmak. Halbuki hayat kısa ve kıymetli. Yaşanacak ne varsa, şimdi yaşanmalı. Sevdiklerimize sarılmak, hayallerimizin peşinden koşmak, affetmek, teşekkür etmek… Hepsi için en uygun zaman, şu an.
Hayatın provasız oluşu belki de onun en güzel yanı. Her an sürprizlerle dolu, beklenmedik mucizelerle karşılaşmak mümkün. Bu belirsizlik, hayata hem anlam hem de heyecan katıyor. Belki de en büyük cesaret, bu belirsizliğe rağmen yaşamı sevmek, ona sıkı sıkıya sarılmak.
Kendi hikayeni yazmak için asla geç değil. Sahne senin; düşmekten korkma. Çünkü hayat, hatalarıyla, doğrularıyla, kahkahalarıyla ve gözyaşlarıyla güzel. Provasız bir oyunun içinde, kendi başyapıtını yarat.
Unutma, bu oyun bir daha sahnelenmeyecek. O yüzden perde kapanmadan önce, en güzel hikayeni anlat.
16 Ocak 2025
Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK Derneği Genel Başkanı
