
Bir “KIZILCAGÜN” şarttır…
27 Aralık 1919 bir KIZILCAGÜN’dü…
Türk’ün tarihinde 1919 yılı belki de “en uzun yıldı”…
Mondros ve Sevr’in ardından işgal başlamıştı. Mustafa Kemal’in Gençliğe Hitabı’nda söyledikleri ülkede satırı satırına yaşanmaktaydı. Müstevliler her yerdeydi. Haricen emperyalist müstevlileri ile işbirliği yapan yerli hainler de ortalıktaydı. Her şeye karar Şişli’de bir apartman dairesinde yürekleri yanıp tutuşan bir avuç vatanseverin “artık Anadolu’ya geçmek lazımdır” kararıyla başladı ve bir Mayıs sabahı bir Vapur İstanbul’dan demir aldı. KURTULUŞ VE KURULUŞ İRADESİ BANDIRMA VAPURU İLE ANADOLU’YA TAŞINIYORDU…
Samsun, Havza, Amasya, Erzurum, Sivas…
İlk adım, Genelge, Tamim, Kongreler…
Kurtuluş ve kuruluşa giden yolun taşları döşeniyordu, yıl bitmek bilmiyordu, “en uzun yıldı, çünki yol çok uzundu…”
Soğuk bir Aralık günü…
Sivas soğuktu. Sivas’tan kalkılıp Ankara’ya erişilecekti.
O gün Bugündü.18 Aralık’tı. Heyet yola çıkıyordu. Sivas’lı heyete yol azığı yaptı. Menü, haşlanmış yumurta, şepit, soğan, helkede yoğurt idi.
Yolun sonu, yılın sonu idi. 1919 işgal ile başlamıştı. Bandırma Vapuru, Samsun, Havza, Amasya, Erzurum, Sivas derken Ankara yolu ve yolculuğu gelip çatmıştı . 18 Aralık’ta Sivas’tan uğurlanan yolcular (HEYET) Hacıbektaş üzerinden Beynam’a Beynam’dan da Aralık’ın 27′ sinde Ankara’ya vasıl olacaktı. Artık gün KIZILCAGÜN’dü. Oğuz’un töresi Aralık’ın 27’sinde Ankara’da bir kere daha hayat bulacaktı…
KIZILCAGÜN’dü o gün…
Türklüğün atinin ufkunda yeni bir güneş gibi doğacağı günlere bizi kavuştur, o günü bize göster Yarabbim !..
18 Aralık 2024
Şevket Bülend YAHNİCİ
