Muhtelif sokak/ cadde gösterilerini yapanlara; camilerin avlularını gösteri mekanlarına çevirenlere; “Halep’i fethettik, Şam’ı düşürdük, sıra Kudüs’te ” deyip göbek ve mesaj atanlara bakarsanız biz devirdik, en azından devrilmesinde rol oynadık sanırsınız…                 

Bir diğer şüpheli ABD’dir. Senelerdir resmi bütçesinden (Savunma Bakanlığı ve Temsilciler Meclisi resmi kaynaklarına göre) ayırdığı milyarlarca dolar parayı ( yılda ortalama 300-350 milyon dolar) yardımla bölgedeki her türlü terörü ve silahlardan ABD’nin yaptıklarıyla  bir şüpheli” değil, fail olduğu gerçektir.       

Kürt, Arap, Sünni, Şii, Işid, Deaş , PKK, PYD, Nusra, El Kaide, Salih Müslim, HTŞ, Mazlum Kobani, Colani, Cevlani … Ortalık toz duman, kim kimle beraber? Her şey karmakarışık. ABD silahları nerede, Ruslar, Iranlılar hangi silahları soktular, bütün bunlar gün gelir açığa çıkar mı, belli değil. Bütün bu karmaşa içersinde bir acaip, anlaşılmaz, tuhaf açıklama da Telaviv’den geldi. Esad rejiminin yıkılmasında nasıl pay sahibi olduklarına dair…                                              

BURADA CAN ALICI SORU GELİYOR: Bizim islamcı/ dinci çevrelerimizin sevinci, Fatih Camii avlusundan yükselen tekbir sesleri ile  ne ABD silahlarıyla gerçekleştirilen bir darbenin; ne de İsrail açıklamasının birlikte bir izahı olabilir mi? Bütün dünya kafayı mı yedi?..

İŞİN ÖZETİ  VE KRİTİK SORU: İsrail’in övündüğü ile biz niye seviniyoruz? Ya da bizim sevindiğimiz, tekbirler getirip kutlama yaptığımız, “sıra Kudüs’te” dediğimiz bir konu hakkında İsrail hangi sebeple “övünüyor” ?… Bu işte bir yamuk taraf yok mu? İşin aslıyla ve ortaya çıkabilecek çok da aleyhimize olabilecek işlerle karşı karşıya gelmeye biz yine de hazırlıklı olalım.

09 Aralık 2024

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın