
Bazı anlar vardır, hayatın omuzlarımıza yüklediği ağırlıklar dayanılmaz gelir. Herkesin bir çıkış yolu aradığı, destek gördüğü ya da bir elin uzandığı bu anlarda, bazıları yalnızdır. Sadece kendisiyle baş başa, kendi gücünü keşfetmek zorunda kalan insanlardır bunlar. Eğer o kişiyseniz, bilirsiniz: En zor günlerinizi tek başınıza atlattıysanız, sonrasında kimseye eyvallahınız olmaz.
Yalnızlık çoğu zaman bir tercih değil, bir mecburiyettir. Çevrenizde insanlar vardır ama hiçbiri gerçekten yanınızda değildir. Sözde destekler, yüzeysel cümleler ve geçici dokunuşlarla yetinmek zorunda kalırsınız. İşte böyle zamanlarda, hayatta kalmanın tek yolu kendi içinizdeki gücü bulmaktır. Kendinizi tekrar tekrar yerden kaldırmak, düştüğünüz kuyudan tırnaklarınızla kazıyarak çıkmaktır.
Bu süreç, insanın karakterini yeniden şekillendirir. Kendi başınıza kalktığınız her seferde, bağımsızlığınızı biraz daha kazanırsınız. Kimseden bir şey beklemediğiniz için, kimseden minnet duymak zorunda kalmazsınız. Eyvallahsızlık, bir kibir göstergesi değil; tamamen öz yeterliliğin bir sonucudur. Çünkü kimseye borcunuz olmadığında, kimseye de boyun eğmezsiniz.
Yalnız Mücadele ve Kazanılan Değerler
En zor günleri yalnız atlatmanın bir bedeli vardır; ama bu bedel, kazandıklarınızın yanında önemsiz kalır. Öncelikle, kendi gücünüzün farkına varırsınız. Bu farkındalık, hayatın ilerleyen dönemlerinde sizi her şeyden daha güçlü kılar. Çünkü bir kere kendinizi kurtardığınızda, başkalarına bel bağlama ihtiyacınızı yitirirsiniz. Bir kriz anında ne yapacağınızı bilirsiniz, çünkü o yangın yerinde daha önce yalnız başınıza yürümüşsünüzdür.
Bir diğer kazanım da özgürlüktür. Eyvallahı olmayan bir insan, ne bir insana ne de bir sisteme boyun eğmek zorunda hisseder. Bu, hayatta çok büyük bir avantajdır. Kararlarınızı korkusuzca alabilir, başkalarının ne dediğine aldırmadan kendi yolunuzda ilerleyebilirsiniz. Çünkü bilirsiniz ki, en kötü ihtimalle bile yine kendinizi ayağa kaldıracak olan sizsiniz.
Toplumun “Eyvallahsızlara” Bakışı
Yalnız mücadele eden insanlar genellikle toplumda iki farklı şekilde algılanır. Bazıları, bu insanlara hayranlık duyar. Onların güçlerine, dirayetlerine imrenirler. Fakat bir kesim de bu durumu tehdit olarak algılar. Eyvallahsız insanlar, başkalarının manipülasyonlarına boyun eğmedikleri için rahatsızlık uyandırır. Onların bağımsız duruşu, kontrol etmeye alışmış bireyler ve sistemler için bir meydan okuma gibidir.
Bu yüzden eyvallahsız olmak, yalnızca bir kişisel duruş değil; aynı zamanda bir devrimdir. Bu devrim, insanın kendine olan inancıyla başlar ve çevresindeki dünyanın sınırlarını zorlamasıyla devam eder.
Hayatın İçinde Güçlü Kalmak
Sonuç olarak, en zor günlerinizi tek başınıza atlattıysanız, hayat size eşsiz bir hediye vermiş demektir: Kendi ayaklarınız üzerinde durabilme gücü. Bu gücü küçümsemeyin. Herkes sahip değildir buna. Siz bu yolda ilerlerken, başkalarının onayını almak için zaman harcamanıza gerek yok. Kimseye eyvallah demeden, sadece kendiniz için yaşayabilirsiniz. Çünkü siz, hayatın yükünü yalnız taşıdınız ve bu yükün altında ezilmek yerine daha da güçlendiniz.
Eyvallahı olmayanlar, kendilerine yeterliler ordusunun sessiz askerleridir. Ve dünya, onları gerçekten tanıdığında, bu insanların ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlayacaktır.
22 Kasım 2024
Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK Derneği Genel Başkanı
