Dostlar, geçtiğimiz günler içinde peşpeşe iki yazdım. Birincisi 2028’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi için bugünlerden başlatılmış bir adaylık yarışının ülkeye de adaylara da zarar vereceğini, şimdiden adayları sahaya sürüp yopratmanın bir hayrı olmayacağını belirtmeye çalışmıştım. Bir yanda 4 sene sonraki seçimin adaylarından biri olduğu söylenen (ancak yapılan geçen seçimde de aday olmaması icap eden ve Anayasa dolanılarak aday yapılan) Erdoğan’ın yine problem olacağı açık olan hukuki durumu…

Diğer iki adaydan birinin tepesindeki siyasi yasak kılıcı…( keser ya da kesmez, ama sallanıyor) Diğeri için başlatılan, yürütülen yıpratma kampanyaları ( konser vb.) 2028’e kazasız, belasız ulaşabilirler mi, belli değil…ANCAK YARIŞ PİSTİNDE GEZİNMELERİ HİÇ DOĞRU DEĞİL… İlla ki, birileri taşlıyacaktır. Bu birinci yazıydı. İkinci yazı ise, bir CHP tahlili idi diyebiliriz. CHP’nin Meclis çoğunluğunu elde edip, 300’den fazla mebusluk alması için %45 (en az) oy alması gerektiğini; zaten bunu başaramaz ise de başkanlık şartı olan %51’in hayal olduğunu yazmıştım. Yazılar bu minval üzre idi.

BİR: 2028 İÇİN BUGÜNDEN KOŞMAK TARAFLARA ZARAR VERİR…

İKİ: CHP KENDİ İÇ CEKİŞME, ÇATIŞMA VE İÇ YARIŞINI TERKETMEKSİZİN BİR SEÇİME GİDEMEZ, GİDERSE YİNE KAYBETMEYE MAHKUMDUR.

Bu iki iddia, benim düşünce ve kanaatim olup her ikisi de yaşanan ve yaşayacağımız gerçeklerin ifadesidir. Aklın ve mantığın süzgecinden geçerek söylenmiş görüş ve düşüncelerdir…

İşte ben tam bu yazıları yazdığım sırada dostum, kardeşim Murat Ozbülbül “Sonsöz”de bir yazıyla CHP içi yarışın anlamsızlığını dile getirmeye çalışmış ve aslında gerçek ve tam hedefleri “parlamenter sisteme dönüş” olması icap eden siyasetçilerin “tek adamlık makamı” için yarışıyor olmalarındaki halin bu inançlarıyla örtüşmediğini anlatmaya çalışmış…
BENCE HAKLI…
Sesine kulak verilmeli. Aklın yolu bir, isterseniz birlikte bir daha okuyalım Özbülbül’ü…

22 Kasım 2024

Şevket Bülend YAHNİCİ

İşte Murat Özbülbül’ün Yazısı:

YAVAŞ, İMAMOĞLU VE ÖZEL ÇATIŞIR MI?

Birilerinin böyle bir çatışmayı çok istediği ve böyle bir çatışma çıksın diye her numaraya başvurduğu ayan beyan ortadadır.

Evet, aptal olsalar bu tuzağa düşer ve çatışabilirler amma ve lakin her üçü de son derecede akıllı, ferasetli ve deneyimli siyasetçiler, çocukça kurulmaya çalışılan bu tip bir tuzağa düşmeyecek kadar da deneyimliler.

Ayrıca bu çatışmayı fişfiklemeye uğraşanlar bugünkü tek adam rejiminin sittin sene devam edeceğini falan varsayıyorlar. Oysa Özgür Özel, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun ortak hedefi bu saçma sapan tek adam rejimini ortadan kaldırıp yeniden parlamenter sisteme dönmek.

Malum parlamenter sistemlerde bir Cumhurbaşkanı, bir Başbakan ve bir Meclis Başkanı bulunur bunlar yasama ve yürütmenin başı olur, devleti idare ederler.

Şimdi bunu ben biliyorum da en kısa zamanda parlamenter sisteme geçmeyi hedefleyen, bunu açıkça taahhüt eden bu kadro bilmiyor mu?

Soruyorum size CHP iktidarında bizim bir Başbakan ve bir Cumhurbaşkanı belirlememiz gerekmiyor mu?
Neden Başbakanlık makamı es geçilip illa da bir cumhurbaşkanı belirleyelim tartışması yürütülüyor ki?

Bence Başbakan’ın kim olacağı en az Cumhurbaşkanının kim olacağı kadar önemli bir husustur. Hatta parlamenter sistemlerde başbakanın ismi ve gücü çoğu durumda cumhurbaşkanının bile önünde gelir.

Bu noktada tarihe not düşmüş olayım: Benim öngörüm yeniden parlamenter sisteme dönüldüğünde Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu’nun Başbakan olacağı yönündedir.

Bunu ben düşünüyorum da Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel düşünmüyor mu?

Eminim ki onlar da düşünüyorlardır…

Bu noktada geçici bir süre geçerli olacak ve evvel emir değişecek bu sistemde kimin cumhurbaşkanı olacağı ne kadar önem taşır?

Bu yüzden de bu üçlünün tuzağa düşüp cumhurbaşkanlığı tartışması üzerinden kavga edeceğini beklemek çok da akli bir davranış olmayacaktır.

Peki, neden Mansur Yavaş Cumhurbaşkanı, Ekrem İmamoğlu Başbakan olur diyorum?
Devamı:
https://sonsoz.com.tr/makale/22335249/murat-ozbulbul/yavas-imamoglu-ve-ozel-catisir-mi


Yorum bırakın