Az önce Tv’de kanalları dolanıyordum. Aniden, bir kanalda Armagan Çağlayan’ın sunmakta olduğu röportaj programının geçmekte olduğu alt yazı çok dikkatimi çekti. Konuşmacı “CHP genel başkan yardımcısı” olarak tanıtılıyordu ve sözleri tırnak ( “…”) içinde alt yazı olarak geçiyordu. Bu politikacı arkadaş diyordu ki ” CHP iktidarın bir adım gerisinde duruyor…” Yani demekteydi ki, artık iktidara çok yakınız, bir adım sonra iktidarız… Armağan Çağlayan’la diyaloğun ne önünü dinlemiştim, ne de arkasını dinlemedim. Ancak bu haddinden fazla iddialı, kendinden ve halinden son derece emin, yöneticisi bulunduğu partinin başarısı konusunda bu kadar inançlı bir yönetici profili hoşuma gitmedi de değil…🤔😉

Ancak düşündüm, gerçekten de geride bıraktığımız mahalli idareler seçiminden bu yana ne değişti,neler gelişti de CHP’li bir yöneticiye kendilerini bu derece iktidara yakın hissettirecek hangi gelişmeler yaşandı diye aklımdan geçirdim…

Doğrudur, yıllardan beridir bir türlü ana muhalefet partisi olabilmenin hakkını veremeden siyaset yapan; bir türlü gelecekteki iktidarın adayı olma imajını yakalayamamış CHP, ilk defa %37’lere ulaşmış, bir büyüme /gelişme cizgisi ve ümidi yakalamıştı. Malum, bahis konusu alt yazı üzerine düşündüm ki, “acaba CHP o gün bugündür kendisine iktidar sağlayabilmek için elzem/şart olan bir %10 oy daha hanesine yazmış mıdır, acaba” diye…
Sonra yaşananların aksi istikamette olduğu fikri bende ağır bastı. Çünkü, herkes biliyor ve apaçık bilinen bir gerçek ki, CHP’nin %37 mahalli idare seçimi oyu icersinde %10’dan daha fazlası emanet oy niteliginde idi. Bir kere o tarihten bu tarafa CHP bu yüzde on oyun üzerindeki emanet oya sahip olabilecek bir performans sergileyemediği gibi, anketlere göre veya kuvvetli hissiyata göre şu anda ( yanlış kararlar, yanlış demeçler, hatalı işler, parti içi çekişmeler, zaafiyetlerini giderememis bir parti görüntüsü) belki de yüzde on kazancını koruyacağına, yüzde on kaybedecek/kaybetmiş durumda… Bütün siyasi tespitler, analizler, anketler bunun böyle olduğu istikametinde… CHP yönetiminin ve CHP’li yoneticilerin bu %37’yi ÇANTADA KEKLİK gibi görmeleri halinin büyük problem olduğunu düşünüyorum.
BU İŞIN BİRİNCİ YANI/YÖNÜDÜR…

İkinci önemli husus iktidar için alınması, kazanılması gereken oy miktarının ne olduğu ve CHP’nin bu noktaya ne kadar yakın / ya da uzak olduğudur. CHP kendi adayını cumhurbaşkanı seçtirebilmek için %51 oy almak zorunda değil midir? %37 cebinde olsa %51 için %14-15 oya daha ihtiyaci vardır ve bu miktar öyle “iktidara bir adım” diye anlatılması mümkün olmayan bir aritmetiktir. Kaldı ki, hal ve durum %37’nin korunamamış olduğu yönündedir.
Bir başka hesabı da MECLİS ÇOĞUNLUĞU açısından yapmak lazımdır. Bugünkü sistem içinde herhangi bir partinin veya ana muhalefet partisi olarak CHP’nin iktidar olabilmesi Meclis çoğunluğunu elde etmesiyle mümkündür. Bunun için şart olan oy miktarı ise ancak ve en az %45’dir. CHP’NİN ANA MUHALEFET PARTİSİ OLMAKTAN KURTULUP, İKTİDAR OLMASI İÇİN EN AZ %45’İ YAKALAMASI LAZIMDIR. Yoksa CHP için iktidar hayaldir…%45 oy alabilmeyi başaran bir CHP ancak bu takdirde 300 mebusu aşarak çoğunluğu alabilecektir. Bu CHP yöneticisi dostumuz “iktidara bir adım” derken herhalde bu hesapların farkındadır. %37 cepte olsa/kalsa bile (o takdirde dahi) iktidar için yüzde on yeni oy gerekmez mi? Bu memlekette yüzde on oyu ” iktidara bir adım” diye tarif etmek mümkün değildir. Kaldı ki, %37’den geri düşmeksizin … İç çekişmeleri bitmek bilmeyen, yanlış adım ve demeçleri kamuoyunda şüpheler uyandıran, kendi adaylarının el altından bel altı vurmalı işler çeviren bir CHP ileri değil, geri gider. Benimki samimi bir tespit ve tavsiye sahibinin düşünceleri…
AKP+MHP+BBP+HÜDAPAR+ VP+DEM ittifakını hiç de uygun görmeyen bir dostun tespitleri…
Çare, sormalısınız ki, söyleyelim…

18 Kasım 2024

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın