
Elli yılı aşan bir siyasi mücadelenin icinden geliyoruz. Türk milliyetçiliği davasına inanarak yola çıkan adlarına da ÜLKÜCÜ denilen birkaç nesil ( yabancı dilde jenerasyon) gelip geçti. İlk yola çıktığımız arkadaşlardan bütün Türkiye sathında artık oldukça az sayıda insanımız /dostlarımız kaldı. Bir kısmından vites değiştireni, ray değiştireni, yol ve istikamet değiştireni de olmadı değil…
12 Mart evvelinden baslayarak acılarla tanışan bir nesil, 1970- 1980 aralığının bir şehit cenazesinden ötekine koşuşturan, hastane kapılarında evlat, kardeş, nişanlı, koca, akraba bekleyen bir nesil (cenaze arabaları ve ambulanslar peşinde geçen günler) bir nesil; 12 Eylül’ün getirdigi maddi/manevi darbelerle boğuşan ( cezaevleri, mahkeme salonları) bir nesil …
Velhasıl, sıkıntılı, çileyle yoğrulmuş, acıyla yaşamış, gerçek bedel odemis insanlar…
Aralık geliyor. 79’un Aralık’ı Ercüment’imin gittiği gün. Annem Rahmetli birgün dedi ki
“keşke o tarihte mapusta olaydı da kahpe kurşuna gitmeyeydi.”
Yani bela var, belanın büyüğü var. Allah kimseyi çileyle, acıyla, yürek yangınıyla, bir şehidin yakını olmakla terbiye etmesin, kimseye de bu acıların tekrar yaşanacağı günler göstermesin. Böyle bir acıyı yaşamamış olanlar için “eksik hacet” diliyor değilim, Allah herkesin -hele dostlarımızın evladını, eşini, kardeşini- korusun, esirgesin… Ancak herkes de bilsin ki , ocağına ateş düşmemiş ateş düşenin çektiği derdi, çileyi, acı ve ızdırabı bilemez.
Onun için bu camiada 25-30 yaşında genç delikanlılar ülkücülük ederken ” biz ne çileler çektik, ne yollardan geldik vb.” nutuklar atıp gezerlerken biraz dikkatli olmalılar, kime nutuk attıklarının farkında olmalılar ve de biraz hadlerini bilmeliler…
Şimdi sizlerle bir bildiri paylaşacağım. Bizim 12 Mart evvelinden gelen 12 Eylüle uzanan, 12 Eylül’ün acı, çile, ızdırap dolu günlerini yaşayan ( o günleri üleşen/bölüşen) arkadaşlarımızdan hemen sonra gelen ve hareketin daha yakın tarihine uzanan bir çizgi üzerinde duran ve çilenin, acının, yürek yarasının son örneklerini yaşamış bir nesil var. İşte acıyı tadan, çileyi çeken, yüreği yanan, şehit arkadaş cenazesi omuzlayan son nesil mensuplarının bir bildirisini sizlerle paylaşmak istiyorum. “Açılım sürecinin ülkücü öğrencileri” bakın ne diyorlar…
10 Kasım 2024
Şevket Bülend YAHNİCİ



