Bahçeli ve yol arkadaşları, ülkücülerin sesini neden duymaz?

‘Tabandan Tavana Ülkücü Hareket’ https://chat.whatsapp.com/J32KmPJVraK7g6dIHPwKRq WhatsApp Grubu’nda 21. Dönem Ağrı Milletvekili Nidai Seven, 14 yıl önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yazdığı bir mektubu paylaşmış.

Mektubun her bir satırında öyle anlamlar var ki, hele hele Nidai Seven’in şu satırları ile bir anda kendimizi 12 Eylül 1980 öncesinde bulduk:

“23 yaşında 11 ay koltuk değnekleri ile gezen , hala bacağında kurşunla dolaşan , o günün heyecanını bugün de taşıyan ve Diyadin ilçemiz Yukarı Satıcılar köyünde PKK tarafından şehit edilen akrabalarım; Şefik Kaya, Mehmet Kaya, Mustafa Kaya ve aileleri ile yine Ağrıda 1980 öncesi şehit edilen Eraslan, Kılıçarslan, Salman , Yardımcı ve diğer şehitlerimizin acısını içinde hisseden bir ülkücü olarak haykıryorum!!!!!!”

Bahçeli ve yol arkadaşları bu metinleri okurken ne hissederler acaba???

Cevabı yine biz verelim. Hiçbir şey hissetmezler.

Çünkü bir mücadelenin içinden süzülerek o koltuklara oturmadılar.

İçinde bebeklerin de olduğu onbinlerce şehidin katili, narko terör örgütü PKK’nın başı Öcalan’a “gel mecliste haykır” der ama haykıran ülkücünün sesini duymaz.

  1. Dönem Ağrı Milletvekili Nidai Seven’in 14 yıl önce yazdığı mektubu görmeyen Bahçeli, Nidai Seven’i “kurultayda Genel Başkan adayı olmasın” diye partiden ihraç etti.

Alparslan Türkeş Vakfı’nca düzenlenen Başbuğ Türkeş’i anma etkinliğinin nasıl ve kimlerce basıldığı herkesin bilgisi dahilindedir.

Gelelim Sn. Nidai Seven’in 14 yıl önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yazdığı 06/01/2010 tarihli mektuba…

Saygılarımızla,

07 Kasım 2024

ÜLKÜ PINARI

Nidai Seven’in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yazdığı mektup:

“14 yıl önce Bahçeli’ye gönderdiğim mektup.
Sn. Dr. Devlet BAHÇELİ

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı

Sn.Genel Başkanım;

Bu tespitleri arzederken, kesinlikle nefsimi öne çıkarma ve günü birlik beklenti içinde olduğumu asla ve asla düşünmemenizi istirham ediyorum.

23 yaşında 11 ay koltuk değnekleri ile gezen , hala bacağında kurşunla dolaşan , o günün heyecanını bugün de taşıyan ve Diyadin ilçemiz Yukarı Satıcılar köyünde PKK tarafından şehit edilen akrabalarım; Şefik Kaya, Mehmet Kaya, Mustafa Kaya ve aileleri ile yine Ağrıda 1980 öncesi şehit edilen Eraslan, Kılıçarslan, Salman , Yardımcı ve diğer şehitlerimizin acısını içinde hisseden bir ülkücü olarak haykıryorum!!!!!!

1-Bölge insanlarımızı (özellikle mensuplarımızı) tabela bekçisi olarak görmemeliyiz.

2-Ülkücüleri sokağa dökmek gibi bir gafleti düşünemeyiz. Ancak; büyük bedeller ödeyerek halen bölgede dimdik olan arkadaşlarımızın olduğunu da unutmamalıyız.

3-Bölge halkı nın ;”Çekiçle örs arasında kalmış demir” gibi, ” Dili ve Dini”

üzerinde bölücülük yapılarak ayrıştırma, kutuplaştırma politikalarıyla çıkmaz bir yola sürüklenirken; yine aynı doğrultuda hizmet eden birkısım çevrelerce de potansiyel suçlu olarak

gösterilmek suretiyle sahipsiz kaldıklarını gözardı etmemeliyiz.

4- Arkasında Devletin varlığını göremeyen ve siyaseten kendisini hertürlü destekten yoksun hisseden ” Türk Milleti ve Türkiye Sevdalısı ” insanlarımız; hayalleri adeta suya düşmüş, umutları ve milli refleksleri kırılmış, tabiri caiz ise üzerlerine toprak serpilmiş gibiler.

Lokomatif görevi üstlenen bu insanlar; endişe içinde kıvranırken, Cehaletle -Vahşet mengenesine sıkışan bölge halkı ise; sahipsiz ve korumasız bir halde olması nedeniyle, güçlünün yanında yer alacağını ,gelecekte (adına ne derseniz değin ) bu yıkım projesine alet olacağını gözden uzak tutmamalıyız.

5-Milletvekilliği yaptığım dönemde ve sonrasında Bölge ile ilgili sıkıntıları sizlere zaman zaman arzetmeme rağmen: (ne yazık ki zamanın beni haklı çıkardığını ) bölgede kaşıkla topladığımızın, kepçe ile dağıtıldığinı, halkla devlet arasında sevgi köprüsü kuran bir parti konumuna gelmişken, şu anda sanki bölge insanın problemlerine eğilmeyen, bölge insanını kendi kaderiyle başbaşa bırakan bir parti konumunda olduğu izleniminin bırakıldığı gerçeğini görmemezlikten gelemeyiz.

6- Etniseteyi ayrı bir millet gibi göstermek suretiyle , topluma enjekte edilmeye çalışılan yanlış ve kutuplaştırıcı politikalar karşısında; dik duran bölge halkı ile, onu kalben ve yüreğiyle seven, onlarla aynı havayı teneffüs eden gönüldaşlarımızın içinde bulundukları şartlar çerçevesinde; zaman kaybedilmeden ; uygulanması gereken birleştirici ve çözüm getirici politikalar tespit edilerek , acilen hayata geçirilmesi zorunlu olduğunu önemsemeliyiz.

7-Öncelikle uzaktan kumanda ile değil, bulundukları yerlere giderek , onları motive ederek ve yanlarında olduğumuzu hissettirerek , bölge halkının beynine ve ruhuna hitap etmemiz gerektiği hususunun üzerimize vazife olduğunu kabul etmeliyiz..

8-Bu düşüncelerimi önemsemiyebilirsiniz, abarttığımı da düşünebilirsiniz, hatta beni geçmişte söylediğiniz gibi (Küsmüş, küstürülmüş,ihmal edilmiş bütün dava arkadaşlarımızı davet etmeyi kapsayan “TABANDAN TAVANA HAREKETİ”ne makamınızda göstermiş olduğunuz tepki nedeniyle 22.09.2005) yol arkadaşı olarak da görmeyebilirsiniz, bu haykırışlarımız nefsine yenik “koltuk sevdalısı “noktasında değil,

Çivisi çıkmış, değer yargıları ayaklar altına alınmış, bölünmeye doğru yol tutmuş bir ortamda , hissiyatlarımızı ve nefislerimizi birtarafa bırakarak,bölge insanımızı hertürlü bölücülerin kucağına itilmesine izin verilmemesi hususunda “Ülke Sevdası “noktasındaki feryadımızdır.

Milletimizin yüreğinde derin yaralar açan , Milli iradenin arkasında durmayan, fiziken Türkiye’de ruhen başka yerde olan hiç bir siyasi yapılanmaya bölge insanımızı terk etmemeliyiz. Öncelikle Bölgede bulunan ülkücü camiaya ve bedel ödeyenlerine “SİYASETEN OLMASA” da Milletin ve Devletin bekası noktasında sahıp çıkmalıyız.

Çünkü hiç birimiz 1999 da ve devamında Milletvekili , makam ve mevki sahibi olacağız diye 1980 öncesi ve sonrası için bedeller ödemedik . Ödediğimiz bedellerin karşılığı ” İnandığimız gibi Yaşamak”tı. Bu günde aynı duygu ve heyecanı yaşamak zorundayız.

9-Dün olduğu gibi, bugünde Ailemle, aşiretimle ve ben : tek başımıza da kalsak , bölücülüğe pirim vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Kimliksizlere karşi Milli duruşumuzdan taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Ne var ki” Gitmediğiniz yer size ait değildir” cümlesini de asla unutmamalıyız.

Bölge insanımızın sesi duyulsa da, duyulmasa da, bu tarihi görev ve sorumluluk içersinde; ödeyeceğimiz bedel ne olursa olsun, Cenab-ı Allah’ın desteğiyle Dik ve Milli duruşumuza devam edeceğiz.

Takdirlerinize arzederim.

06.01.2010

Saygılarımla,

Nidai SEVEN

21.DÖNEM MHP AĞRI MİLLETVEKİLİ

NOT 16.09.2010 tarihinde YÖNETİM,VEKİLLER, DİSİPLİN KURULU VE DİVANA GÖNDERİLMİŞ TEK KİŞİ İLGİLENMEMİŞTİR.”


Yorum bırakın