Gün gelip bir gün uyandığınızda Apo’nun hamiliğine soyunmuş ( ve ayrıca o günkü açık beyanı bir yana bir-iki senedir bu işi kabullenmiş bir Cumhur ortağı) bir Bahçeli ile karşılaşacağınıza inanır mıydınız? Kendisi, kendi üslubunca “Apo’ya özgürlük” vaadederken çoğu zaman oldugu gibi haykırmaktaydı ve Apo’dan da Meclis’te konuşma yaptığı gün ve anda “haykırmasını” istedi. Kendisinin yerli yersiz haykırması yetmiyormuş gibi, Apo’nun konuşmasını da haykırma şartına( 🤣) bağladı. Bence de “Apo Bey” haykırmadan konuşacaksa konuşmasın daha iyi.😂 (burada da gülünecek)…

Meğersem iki seneden bu tarafa Cumhur hükümetimiz Apo ile müzakereleri – herhalde ve mutlaka (aksi imkansız) kendisinin de bilgisi dahilinde yürütmekteymiş. İşi, yani bu görüşmeleri ve Apo hakkında düşünülen “umut dolu” geleceği kamuoyuna açık etme konusu ise Bahçeli’ye taşere edilmiş. ( sözlükler “taşere etmek” kelimesi için uydur, kaydır bir kelime ama kullanılıyor, diyor. İşi başkasına havale etmek niyetine kullanılır da diyorlar) Bu görevi yerine getirir ve Apo’ya “arkadaş biz senle ve senin terörünle başedemedik, gel sen şu işi bitir ” diye dostluk elini uzatırken biraz sinirliydi sanırım. Bu sebeple haykırarak konuşmuş; bu sebeple de aynı şekilde konuşmasını Apo’dan istemiştir…

04 Kasım 2024

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın