
Milli Egemenlik Platformu’nun dün Ankara, Gençlik Parkı Büyük Tiyatro Salonunda gerçekleştirilen “Türkiye Dönüştürülemez” temalı toplantısının açılışını platformun kurucu ve yürütme kurulu üyesi Aydın E. Milletvekili Ali Uzunırmak yaptı.

Aydın E. Milletvekili Ali Uzunırmak’ın açılış konuşması: https://youtu.be/qRe9UwdPd-s?feature=shared
Siyaset, medya ve fikir dünyasından geniş bir katılımın olduğu toplantının yapıldığı ABB Büyük Tiyatro Salonu coşkulu ve hıncahınç doluydu.

Milli Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un yönettiği panelde, Milli Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İskender Öksüz, Gazeteci Yazar Arslan Bulut ve Yürütme kurulu üyesi Milli Düşünce Merkezi Genel Başkanı Hakan Paksoy ile Hürriyetçi Eğitim-Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu konuşmacıydı.

Toplantıda “Türkiye Dönüştürülemez” temasının kararlı bir şekilde işlendiği görüldü.

Milli Egemenlik Platformu’nun sayfasında “TÜRKİYE DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ PANELİ” başlığıyla dünkü toplantının ayrıntıları paylaşılmıştır.
https://www.facebook.com/share/p/ozhKDP1EXnuDyM34/
“Türkiye Dönüştürülemez” temalı panelin 383 kişinin imzaladığı Sonuç Bildirisi’ni kurucu ve Yürütme kurulu üyesi Yusuf Özkan okudu.

Milli Egemenlik Platformu “Türkiye Dönüştürülemez” Paneli Sonuç Bildirisi
Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılına girdiğimiz bugünlerde, aşağıda imzası olan bizler, yüce Türk Milleti’ne sesleniyoruz:
- Devletin bütün sisteminde; yargıda, dışişlerinde, içişlerinde, güvenlikte, sağlıkta, millî eğitimde, enerjide, yerel yönetimlerde hasılı tamamında yıpranma ve çürüme görülmektedir; bütün organlarında, kurum ve kuruluşlarında yönetim bütünlüğü bozulmuştur.
Toplumda da benzer durum yaşanmaktadır. Değerlerden uzaklaşma artık görünür durumdadır.
Toparlanmak için acil tedbirler alınmak zorundadır. Devletin ve toplumun bu şekilde devam etmesine izin verilemez.
- Millî egemenliğinin tecelli ettiği TBMM’de terör ve terörizme teslim olmak anlamına gelen konuşmalar yapılmıştır. Bu konuşulanlar ve teklifler gerçekleştiği takdirde, emperyalistler yüzlerce yıldır başaramadıkları hedeflerine ulaşmış olacaklardır. Bu kabul edilemez.
- Türkiye’nin dönüştürülmesi demek olan ve Türk Milleti’nin ihtiyaçlarından kaynaklanmayan, “Yeni anayasa” çalışmaları adı altında:
- Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu ve sahibi olan Türk Milleti’nin adı, vatandaşlık tarifinden ve Anayasa’dan çıkarılamaz.
- Devletimizin eşit ve şerefli üyeleri olan aziz vatandaşlarımız, ırklara ve mezheplere ayrıştırılamaz.
- Bugünkü vatan coğrafyamızda Türk Milleti’nin kesintisiz egemenliğini esas alan, büyük Atatürk’ün kurduğu millî devlet yapısı ortadan kaldırılamaz, sınırları daraltılamaz.
- Türk Milleti’nin geleceğini inşa eden millî eğitimde tevhidi tedrisat (eğitim birliği) fiilen sonlandırılmış ve Türk çocukları arasında fırsat eşitliği ortadan kaldırılmıştır. Bu anayasa suçudur. Suçlular er ya da geç hukuk önünde hesap verecektir. Yapılmak istenen “yeni anayasa” ile de bu fiilî durumların hukukileştirilmesi kabul edilemez.
- Anayasamıza hiçbir şekilde yeni eğitim dilleri eklenemez.
- Yargı, üniversiteler, Türk Silahlı Kuvvetleri, Polis, Jandarma ve Millî Eğitim siyasetin, dinî grupların, tarikat ve cemaatlerin vesayeti altındadır. Bu durum bekamıza büyük bir tehdittir. Derhal son verilmelidir.
Ayrıca bu yapılara siyaset ve devlette yer açılmasının verdiği güçle din anlayışında ciddi anlamda selefileşme, radikalleşme, tek tipleştirme ve mezhepçiliğe dayalı temayüller artmaktadır.
Dinî uzlaşma kültürüne ve sosyal barışa büyük zararlar veren söz konusu yapılanmaların ileride yeni bir Fetö olarak karşımıza çıkacağı muhakkaktır.
Tarih benzer örneklerle doludur. Bununla ilgili her türlü tedbirin alınması ve bu tür yapıların ortadan kaldırılması Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti için hayati bir meseledir.
Bu yapılara izin verilemez.
- Güney komşularımızla ilişkilerde izlenen politika ve strateji, Lozan Antlaşması’ndan vazgeçmeye kadar gidecek bir macerayı işaret etmektedir. Federatif bir devlet sistemine geçme emareleri görülmektedir. Bu yeni Sevr demektir. Asla kabul edilemez.
- Ekonomik, siyasi ve sosyal buhranlara ezdirilen Türk halkı millî benliğini korumakta güçlük çekmektedir. Maksatlı yaratılan fiilî durumlardan hareket edilerek Türkiye dönüştürülmek istenmektedir. Bu menzil cehenneme çıkar. Artık Türk Milleti’nin sinir uçlarıyla daha fazla oynanmamalıdır. Aziz Türk Milleti;
Bin yıldır bu topraklarda sahip olduğun kesintisiz egemenliğin elinden alınmak istenmektedir.
Bu devletin kurucu lideri büyük Atatürk, “Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” diyerek Türk istiklal ve cumhuriyetini sana emanet etmişti.
Anayasamızda vücut bulan Türk millî egemenliği de, “TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi” olunmuştur.
Her Türk, ölene kadar, Türk istiklâlini ve Türk Cumhuriyetini korumakla vazifelidir. Bu görev yüz yıl önce başarılmıştı, bugün de başarılacaktır.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
2 Kasım 2024 Ankara, Gençlik Parkı Büyük Tiyatro Salonu
03 Kasım 2024
ÜLKÜ PINARI
https://facebook.com/BozkurtAjans/








