Bu Suriyeli işgalinin en büyük travmasının Hatay’da, Hataylılarca yaşanacağı aşikardır. 1938’de ilhak olayını yaşamış, Suriye haritalarında hala Suriye devleti sınırlarında gösterilme uluslararası nezaketsizliğini yaşamış ve yıllarca kendisi arap tehdidi altında görerek yaşatılmış Hatay ve Hatay’lı için bu iş ( mülteci, göçmen, sığınmacı adı her ne ise araplarca işgal ediliyor olmak) çok ama çok acı olmuştur. Ülkemize sayısı belirsiz sayıda milyonlarca insanın (afgan, pakistanlı, iranlı, afrikalı, ırak ve suriyeli) dolması bir yana SURİYE İLE İLHAK VE SURİYE TOPRAĞI İDDİASINI TARİHİNDE YAŞAMIŞ VE HALEN BU TEHDİT ALTINDA TEDİRGİN YAŞAYAN HATAY’DA VAKİ BU SURİYELİ YERLEŞİMİ HATAYLI KARDEŞLERİMİZ İÇİN BİR BAŞKA DEPREM NİTELİĞİNDEDİR.
Bütün olanlara bakınca Hatay’ın demografik yapısının bozulması için “sığınmacı, mülteci, göçmen” ambalajı ile “demografik dönüşüm” için bir işgal planının uygulamaya konulduğu anlaşılıyor.
26 Ağustos 2024
Şevket Bülend YAHNİCİ
Konuyla ilgili aşağıdaki paylaşım bu feryadin ifadesidir.
“Hatay sanki gitti gidecek
Depremin en ağır hasar ve acı yarattığı yerlerden Hatay bir yandan yaralarını sarmak için çabalarken diğer yanan da Suriyeli işgalinin de şokunu yaşıyor.
Depremle birlikte Hatay ilinin başta Antakya olmak üzere birçok ilçesinden başka yerlere göçen halkın yerini fazlasıyla Suriyeliler doldurmuş durumda.
Antakya’da uzun yıllar öncesine dayanan pek çok dostum arkadaşım var, çoğu mecburen yerlerini bırakıp gittiler ama orada kalanların içi kan ağlıyor.
Suriyeli işgali karşısında hiçbir şey yapamayanlar adeta kendi yurtlarında azınlıkta kalmışlar gibi hissediyorlar.
Örneğin Antakya’da görevli sağlık çalışanının şu feryadını okur musunuz?
“Arapça öğrenmemiz konusunda sürekli bir baskı görüyoruz. Gelen Suriyeli hastalar bize tepki gösteriyor Arapça bilmediğimiz için. Bir de Suriyeli doktorlarımız var. Onlar da bizi hor görüyor. Her 10 doğumun 8’i Suriyeli. Erkeklerin 4-5 tane eşleri var. 13 yaşında kız çocukları hamile.”
Hemşire olan sağlık görevlisi “Kimse bilmiyor burada yaşananları. Daha dün bir adamın 26’ıncı çocuğunun doğumunu yaptırdım ve 4 eşi var. Ben, bunlara dur densin istiyorum, lütfen…”
Hatay’dan gelen mesajlar gerçekten korkunç.
Birkaçını sıralayayım;
Belediye Başkanı Suriyeli doğumlarını gündeme getirdi diye soruşturma geçiriyor.
Hatay’a Suriyelileri profesyonel bir nizamla yerleştirenler sessizliğini koruyor.
Hatay ile ilgili Suriye’de ciddi propagandalar yapılıyor. Sosyal medya hesaplarından “Hatay’ı alacağız” diye Türkçe paylaşımlar yapılırken, binlerce beğeni geliyor.
Suriyeli artışı aşırı fazlalaştı duvarlarda, parklarda Arapça “Hatay bizim” yazıları yazılıyor.
Parklarda bulunan sözde sığınmacı “erkek”ler kilim serip bebeğini, çocuğunu oynatan Türk anneleri izliyor. Yaşamakta olduğum mahallenin parkına artık Türk gelemiyor.
Yolda bir Suriyeli kadının yanında 4 -5 bebek kesinlikle bulunuyor.
Hastanelerde Suriyeli sayısı o kadar yoğun ki sürekli kavga çıkıyor.
Genç Suriyeli erkekler bellerinde silah, bıçak, satır, vb. şeylerle gezmekten ve taşımaktan çekinmiyor, parklarda bunları çıkarıp pozlar veriyorlar.
Azınlık biziz Hatay’da, biz Türkler kendi vatanımızda, şehrimizde azınlık kaldık.
Annem 70 yaşında Suriyelilere tercümanlık yapıyor; “Buralar bizim, en sonunda siz gideceksiniz” diyorlar.
Köy evimiz tam sınırda. Kocaman bir duvar var üstü dikenli telli. 3 ay önce bir daha tel duvar çektiler ortada bizi koruyan asker kulübeleri var, 50 metrede bir kulübe var bütün bunlara rağmen mülteciler akın akın geçiyor.
Gelenlerin çoğu erkek. Adam başı 1.000 dolar alıyor kaçakçılar. Bu işi yapanlar tam bir vatan haini.
Şehrimiz göz göre göre elden gidiyor.
Yabancılaşma o kadar hızlı tesir ediyor ki bazı ticarethanelerde, sokaklarda Türkçe’ye rastlayamıyorsunuz.
Kriz sandığımızın ötesinde. Hatay’ı savaşmadan kaybediyoruz.”

