İhraç edilmiş olsam da MHP’lilerle sohbet etmek istedim.

Sohbetin konusu: MHP ve  MHP’lilerdeki Kafa Karışıklığı…

Bugünlere kadar elli seneyi geçen bir zaman diliminde Türk milliyetçileri için “…MHP Türk milliyetçiliği davasının yegâne temsil ve aksiyon yeri …” olarak kabul görmüştü. Bu kullandığım söz, yani ” TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ’NİN YEGÂNE AKSİYON VE TEMSİL YERİ” cümlesi Rahmetli Türkeş ‘in basın açıklaması, konferans, genel kurul konuşmaları, yazı/röportaj vb. metinlerini hazırladığım dönemlerde O’nun adına sık sık kullandığım, dile getirdiğim, yazıya döktüğüm bir husustu. Hatta 1977 seçim beyannamesi, başkaca metinler, 1988 MÇP Proğramı gibi belgelerin içinde de muhtelif yer ve şekilde bu cümleyi defaten kullandım, yazdım, Türkeş Rahmetli de bu hususu ısrarla vurgulamaya daima devam etti. MÇP’yi MHP’ne dönüştürme ile ilgili hukuki süreç ( hatırlayanlar varsa o arada Demokratik Hareket Partisi – tarafımızca geçişi sağlamak üzere kurulmuştu) sonrasında bizler MHP yönetimine geldikten sonra da (ben genel Bşk. Yrd. – basın ve propaganda Bşk. idim.) ” Türk milliyetçilerinin yegâne aksiyon ve temsil yeri MHP’dir…” sözünü bir vazgeçilmez olarak dile getirdik.

Türkeş Beyin rahmete varmasından sonra da yani 1997’den sonra da %18 oya ulaştığımız 1999 seçimine kadar ( Muhittin Çolak beyin vekâlet dönemi ve Tuğrul beyin başkanlığı sonrasında -Devlet beyin başkanlığı zamanı ben yine Parti Sözcüsü ve Basın / Propaganda Başkanı idim -) özellikle bu konu hassasiyetle propagandamızın esasını teşkil etti. Aynı hassasiyeti 1999 sonrasında da -her şeye rağmen (!)- devam ettirmeye çalıştık.
Sonrası malum… İşler ANDIMIZ için ” evet” diyememe noktasına kadar geldi. Daha da ileri gitti ” lider-teşkilat-doktrin” den “liderimiz Erdoğan’a ” geldik.

İhvancılarla kol kola yürüme, ümmetçilerle ünsiyet etme; ömürlerini siyasal İslam cephesinden milliyetçiliği horlamakla ,” ayaklar altına almakla” geçirip bununla övünenlerle ittifak eyleme, kısacası YOL ARKADAŞLIĞI’NI DAVA ARKADAŞLIĞINA tercih etme noktasına gelinmedi mi, Allahaşkına ?.. 9 Işık’ın ” Ahlakçılık” ilkesi ortadayken 17-25’de duran saati yeniden kurup işletmek işin bir başka OLMAZ boyutudur. “Sahsiyetcilik” ilkesi var ya… “Lider” dururken lider ilan etmeye “HÜKMİ ŞAHIS” dururken ( üç hilal ve Parti) ampule oy istemeye cevaz verir mi?.. Fakirleşen bir topluma sebep olup, fert başına milli gelirin on üç bin dolarlardan tepetaklak ( yedi bin mi, sekiz bin mi bilinmeze gitti) “toplumculuk” mudur?..İsrafa, lükse, akıl almaz derecede devlet kesesinden fütursuz harcamaya ” yol arkadaşlığı” edip halkı daha da fukara ederken beş yüz milyar doların üzerinde bir borç yükünü halkın sırtına vurmak “halkçılık” mıdır?..
Sokaklara maskeli adam salıp adamlara dayak attırmak, Vakfı bastırıp toplantı dağıtmak, bir olayın arkasındaki ( Sinan Ateş ) soru işaretlerinin muhatabı olmak ve olayın örtbas edilmesi yolunda çaba sarf etmek gibi onlarca, yüzlerce sıralanabilecek olaylar, olaylar, sebepler, sebepler.

Bütün bu sayılanlar neticesi 1999’da %18 oy potansiyeline erişmiş; aslında yüzde yirmi beşlerden eksik olmaması icap eden bir siyasi hareket; tarihin ve şartların üzerine büyük yük yüklemiş olduğu ( ” dünya tarihi bir milletler mücadelesi tarihidir ve bu tarih ve tarif içeresinde Türk milliyetçiliği ideolojisi çağımızın ve geleceğin de haklı ve geçerli ideolojisi olacaktır ” bu beyan da bendenize ait kurulu bir cümle olarak belgelerde yer almıştır.)
Bu kutlu ideoloji ve onun “YEGÂNE AKSİYON VE TEMSİL YERİ” olması gereken Parti maalesef bugün bu halde değildir. Yukarıda verdiğimiz örnekleri çokcana düşünen arkadaşlarımız ve kafalarında bu soruları çokcana sorarak yaşayan dostlarımız DAVA ARKADAŞLARI SIFATIYLA YAVAŞ YAVAŞ KENDİLERİNİ ERDOĞAN VE AKP’NİN “YOL ARKADAŞI ” İLAN EYLEYİP YOL YÜRÜEN BU MÜDAVİMLERDEN AYIRMIŞ BULUNUYORLAR… İçeride ve geride kalan müdavimler de kendi hallerine bakmaksızın ve kendilerini sorgulamaksızın bu yürüyüp gidenlere, ya da yol verdiklerine ” hain” diyorlar ; “ihanet” ile suçluyorlar. Hala da benim Türkeş Beyin konuşmalarına yazdığım, Parti beyanname ve programlarında kullanmış olduğum söze dayanarak ” milliyetçilik MHP’nde yapılır…” diyorlar. Yapın , tutan mı var?..

İyi Parti’ye giden “hain”, Zafer Parti’li ” ihanet içinde”; Ankara’da, Gölbaşı’nda, Polatlı’da, Keçiören’de, Beypazarı’nda, Kalecik’te daha onlarca -belki yüzlerce- yerde belediye yönetimlerine gelip eski MHP’lilere de görev veren (…ve görev alanlar) “PKK işbirlikçisi…” ( hadi oradan, kendinize bakın…) BEN ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ’YİM… YİNE AYNI SÖZÜMDE, AYNI İNANCINDAYIM…1969’DE CKMP’DEKİ GİBİ…

Milliyetçiyim… (…” ayaklar altına almakla” övünenlerle değilim.

Ülkücüyüm…..

Şahsi menfaat, mevki, makam peşinde koşma, feragat ve fedakârlıkla dava adamlığı yapmış arkadaşları unutarak yol yürüme bana göre değil. “Savaşımız vurguncu düzene” diye” yazan afişin altında büyü, filizlen; 17-25 Aralıkta duran saati işlet.

Sonra da “ahlakçıyım” de.

Olmaz..

Ferdiyetçiliğin insanlarımızı ezecek hale geldiği, “gemisini yürüten kaptan” zihniyetinin kök saldığı; ezenin ezileni değil diğer ezeni koruduğu ( ezenler arası ittifak) bir düzende “toplumcu” yum.

” Liderim Erdoğan ” ( şahıs) Partim “ampul” ( hükmü şahıs) dememek adına “şahsiyet” çiyim.

Fert başına milli gelirini onüçbin dolarlardan yedi sekiz civarı bilinmez bir Cumhur zihniyetine hesap sorabilmek adına “halkçı” yım.

Vs., vb. …Bu liste uzar gider… Ben bunları düşünüyorum, düşünüyorum; bu soruları soruyor, soruyorum..

İşin içinden de çıkamıyorum.

Hala TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ’NİN YEGÂNE SİYASİ AKSİYON VE TEMSİL YERİ olması icap eder. Diye düşündüğüm MHP’nde yönetici müdavim ( ya da müdavim yönetici) mevkiinde olanlar bunları acep hiç düşünmezler mi? ..Hala “milliyetçilik başka yerde yapılmaz, bu gördükleriniz PKK ile işbirliği yapıyor” diye yazılar yazan ülkücü büyük entelektüeller için benim gibi, bizim gibi düşünüp GÖNLÜ-KAFASI – KALBİ- BAĞRI yanık/yaralı gezenlerin beynini kemiren bu sualler onlara işlemez mi ki? Ya da niye işlemez ki ?

Aynı sözümde sabit, inancımda ısrarlıyım…
MHP, TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ DAVASININ YEGÂNE AKSİYON VE TEMSİL YERI OLMALIYDI. HALA DA İNANCIM BUDUR. TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ELLİ YILI AŞAN, 60 YILA YAKLAŞAN BİR ZAMAN DİLİMİNDEKİ BU SİYASET MACERASINDA VEYA MECRASINDA BU HALE DÜŞMEMELİYDİ, DÜŞÜRÜLMEMELİYDİ..

Halin sebebi olanların, hale sebep olanların ( müdavim yöneticileri kastediyorum) içeride kalmaya devam edip (olması icap eden miktarın ancak beşte, belki dörtte biri, en iyi ihtimalle üçte biri) hala ” milliyetçilik ancak burada yapılır” ısrarındaki akıl, mantık ve hesap dışı tutumu anlamak mümkün değildir.

SONUÇTA BEN HALA MHP’NİN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN YEGÂNE SİYASİ AKSİYON VE TEMSİL YERİ OLMASINA VE TABİİ ZEMİN VE POTANSYELİ OLAN OYUN EN AZ YÜZDE YİRMİ BEŞ OLMASI GEREKLİLİĞİNE İNANIYORUM

17 Ağustos 2024

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın