Anayasa Mahkemesi tartışmaları etrafında fikreylemeye devam…

Eski Ceza Kanunumuzdaki 141,142 ve 163. maddelerin kaldırılmasıyla birlikte devlete, devletin birliğine, bütünlüğüne karşı işlenen suçlarla ilgili bir kavram ve uygulama yoluna girilmiş oldu. Ancak yine eski TCK’undaki 159 ve 158. maddelerin varlığı ile “Türklük”, “Cumhuriyet” , “TBMM” , “bakanlıklar” , “devletin emniyet veya askeri muhafaza kuvvetleri -TSK-” “hükümetin” veya “adliyenin” manevi şahsiyeti koruma altına alınmak, korunmak istenmiştir. 158. madde ile de aynı koruma kalkanı Cumhurbaşkanlığı makamı açısından getirilmiştir. Bu kişi, makam ve kurumları “tahkir ve tezyif” etmek suç sayılmıştır. Ayrıca devlet kendisini ve temsil etmekte olduğu değer hükümlerini “müesses nizam” diye vasıflandırarak bu nizamın unsurlarına karşı kalkışma durumlarını da tarif ederek bunlara karşı vaki olacak saldırıları caydırıcı kurallar koymuştur.( TCK 302, 309, 312 vb.) Devletin birliğini, bütünlüğünu bozmaya, güvenliğini tehdide, işleyişi (müesses nizam) bozmaya yönelik kalkışma ve eylemlere ağır cezalar getirmiştir. Bu anlamda Cumhurbaşkanı’na, kabinesine ( eski dilde hükûmete ) ,TSK’ne, TBMM’ni “iskata” ve Anayasa ile getirilmiş nizamın müesseselerine (bunları ortadan kaldırmayı amaçlayan) hareketleri, teşebbüsleri ağır suç saymıştır. Anayasa Mahkemesi, müesses nizamın bir unsuru, temsilcisidir. (C.başkanlığı makamı gibi ,hukumet gibi, TSK gibi, yasama organı gibi -Meclis- ) Bunların her biri müesses nizamın oralara getirip yerleştirdiği kişi ve kurumlardır ve bu nizamı koruma göreviyle görevlendirilmişlerdir. Anayasa Mahkemesi kararı yok hükmündedir derseniz bu ciddi bir soru işaretidir. Hele “AYM kapatılmalı” derseniz yukarıdaki tarife uygun “teşebbüs” halindesiniz demektir. 1969’dan beri hukukla haşır neşir bir insan olarak acizane düşüncelerimdir, arzederim, efendim…

02 Ağustos 2024

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın