Siyasette Siyasetçilerin Birbirlerine “Borçsuzluk /Borcu Yok ” Belgesi Dayatmaları; Ya da “Hasar Kaydı /Hasarsızlık” Belgesi İstemeleri Boş bir İştir. Borçsuzu, Hasarsızı Olmayınca Hep Vatandaş Üzülüyor, Olan Vatandaşa Oluyor…
Hikaye bu ya…
Zamanın birinde, bir şehirde bir kız ve oğlan sevdalanır.
Aileler haberdar olur, olunca da kız isteme günü kararlaştırılır.
Oğlan, anası, babası, amcası ve yengesi törenin erkek tarafı olarak, Divanda, koltuklarda yerlerini alırlar. Ev sahibi kız tarafı ise kız, anası, babası, dayısı, yengesi sıralanırlar. Her ne sebep ve ne hikmetse oturulduğu ilk andan itibaren çekişen, didişen, yarışan, pazarlık eden bir diyaloğun tarafı olurlar.
Hararetin ve ikilinin atışma, tartışma ne derseniz deyin arasındaki sertliğin tavan yaptığı bir yerde kızın yengesi ” borçsuzluk belgesi isteriz” diye tutturur. Şasırırlar o nedir derler, ” borcu yoktur” diye yazı getirin, der… Amca karısı yenge öfkelenir, ayağa fırlar ve ” o zaman siz de kızın hasar kaydını/ (hasarsızlık raporu) ” getirin deyince kız isteme töreni dağılır.
Oğlan ve kız mutsuzdur. (The end)
Kıssadan hisse :
Siyaset kurumunun aktörleri kendi borçlarını unutup baskalarınınkinin hesabını isteyince, ya da kendi hasar durumu ortadayken karşıdan hasarsızlık belgesi isteyince işler karışıyor. Kimse ” borcu yok” ya da “hasar kaydı” belgesi veremiyor. Herkes borçlu ve hasarlı…
Ağlayan ve mutsuz olan ise her daim vatandaş…
14 Haziran 2024
Şevket Bülend YAHNİCİ

