Yüz seneye yaklaşan, belki de geçen zaman dilimi içerisinde Uluslararası camiada Milletimiz ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine yürütülen ve yönlendirilen, iftiraya dayalı olduğu tartışmasız, kesif bir kampanyanın ne yazık ki muhatabıyız.
Devlet ve Millet açısından hayati önem arz eden, ancak bu günlere kadar gerekli çalışma ve gayretleri gösterememiş olmamız sebebiyle sınıfta kaldığımız uluslararası bir imtihan gibi duran bu konu, biz vatansever aydınları ziyadesi ile üzmekte; rahatsız etmektedir. Ermeniler’in sözde soykırım iddiasına ve yalanlarına dayalı böylesi haksız, gerçek dışı, tarihi bilgi ve belgelere dayanmayan bu acımasız kampanya karşısında Türk Milleti’nin; aydınlarının, kamuoyunun, üniversitelerinin, siyasetçilerinin, diplomatlarının, medyasının ve STK’larının hep birlikte düşünce ve tavır sergileyememiş olmaları, uluslararası camiada bu kampanyayı yürütenlerin elini güçlendirirken; bizler gibi konunun vahametinin şuurunda olan aydınlarımızın üzüntülerini artıran bir faktör olmuştur.
Haklılığımızdan emin olduğumuz, hiçbir tarihi dokümana dayanmayan, hukuki kararlarla suçlamaların çürütüldüğü (Malta Yargılaması, İngiltere Başsavcılığı belgeleri, bazı uluslararası yargı kararları ve son olarak İsviçre hakkında alınan AİHM Kararı) elimizde mevcut belgeler ışığında (Hatisyan, Papaz Lepsius, Mergenthau, Lord Bryce, Yarbay Dr. Felix Guse, Prens Şakhouski, Kaçuznuni’ye ait olmak üzere belgeler, yazılar, kitaplar; hem de ikisi Ermenistan Başbakanı, diğerleri Ermeni yanlısı olsalar da) ortaya koydukları rakamlarla Ermeni yalanlarının aksine belgeleri tarihe bırakmış kişilerin, elinden ve dilinden bu belgelere dayalı bir aksiyona, bir ofansif tavra ihtiyacımız olduğu şüphesizdir.
Soykırım tarihi olduğu iddia edilen 1915 yılından hemen sonraki senelerde Hatisyan, Kaçaznuni, Vratsiyan isimli Ermenistan Devleti’ni yönetenler Trabzon Konferansı, Batum ve Gümrü Antlaşmaları’nı yürütürken neden bu soykırım iddialarını dile getirmediler? Türkiye aleyhine kararlar çıkartan ve 1,5milyon Ermeni’yi katlettiğimize dair bizi suçlayanlar Ermeniler’e bu soruyu niye sormazlar? Biz hem Ermeniler’e, hem Ermeniler’i haklı bizi haksız gören uluslararası camiaya soruyoruz: 1915’te katliam yapıldıysa Ermenistan; Trabzon’da, Batum’da, Gümrü’de neden ve niçin masaya oturdu ve antlaşmaları imzaladı? “Barış ve Dostluk Antlaşması”nı kendilerine “soykırım” yapanlar ile mi imzaladılar?
“Ermeni soykırımı yalanı” bu tarihler itibariyle ortada olmayan sonradan Ermeni hayalperestler ve kışkırtılmış Ermeniler’ce dünyadaki Ermeni varlığını ve dayanışmasını diri tutmak için uydurulmuş bir senaryodur. Hristiyan dünyasına karşı mazlumu ve maduru oynamanın iyi bir yol olacağına sonradan karar vermişlerdir. Öyle olmasa idi, Trabzon’da, Batum’da, Gümrü’de hem de “Türkiye ile Ermenistan aralarındaki 2 Aralık 1920 tarihli savaş durumuna son vermek için” (antlaşma metni aynen böyledir. Soykırım tek taraflı bir iştir ancak savaşın iki tarafı vardır.) “Barış ve Dostluk Antlaşması” yapmazlardı.
1890 yılında Erzurum’da isyan etmişlerdi. 1892-93’te Merzifon, Kayseri ve Yozgat isyanları, 1894’te Sason isyanı, 1895’te İstanbul Olayları ve Zeytun isyanı, 1896’da Van isyanı ve İstanbul saldırıları. Yine 1905’te Sultan’a suikast, yüzlerce şehit, 1909 Adana kalkışması ve bu isyan ve saldırılar sonucunda binlerce müslüman şehit…
1915 yılına geliş sürecinde Van, Kars, Erzurum ve Bitlis’te Rus askerlerinin yardımıyla; Siirt, Urfa ve Çukurova’da Fransız ve İngiliz askerleri himayesi ve katkılarıyla (bazen de Fransız üniformaları içinde) katliamlar yapıldı. Hristiyan bir halkın uydurduğu yalanlarla Hristiyan dünyasını kendisine inandırması neticesi, biri Vatikan olmak üzere maalesef 33 ülke soykırım iddialarını kabul etmiş bulunmaktadır. 10 Avrupa Birliği üyesi ülke hala böyle bir karar almış değildir. Bu ülkelerin de benzer yöndeki hareketlerinin önlenmesi yolunda ofansif tedbirler alınması şarttır.
1965 yılında parlamentosunda ilk kararı çıkartan Uruguay’ın bizimle alıp veremediği nedir? Bolivya, Paraguay, Brezilya neden acaba bu yönde davrandılar ve acaba biz bu ülkere neyi, nasıl, nekadar anlattık? Anlatabildik mi? Anlatma gayretimiz oldu mu? Aynı yönde davranan Maduro’nun bizimle ne alıp veremediği olabilir? Kendisine bu işler böyle dedik mi acaba?
Sevk ve İskan Kanununa tabi tutulan Ermeni sayısının üç mislinin Türkler’ce öldürüldüğü iddiası komiktir. Böylesine belgeden, dokümandan, evraktan yoksun bir iddiayı neredeyse bir asırdır bir sürü yalan ve yanlışla sürdürülen bir kampanyaya karşı gerekeni yapmadıysak hatayı kendimizde aramalıyız. 1915 yılına kadar Ermenilerce öldürülen Türklerin sayısının, katledildiği iddia olunan Ermeni sayısından az olmadığını öncelikle kendi aydınlarımıza anlatmak zorundayız.
Ancak, biz bir hiç uğruna (Ermeni kin ve düşmanlığının tezahürü olarak) katledilen onlarca Türk diplomatının davasını da uluslararası platformlara taşıma konusunda pek başarı sağlayamadık. Dünya insanlığının gözü önünde Azerbaycan’da bir milyon insanı “kaçkın” hale getiren, yerinden, yurdundan eden Ermeni Mezalimini de çok iyi anlatabilmiş değiliz.
SEVK VE İSKAN KANUNU ÖNCESİ, ANDOLU COĞRAFYASINDA YAŞAYAN ERMENİ NÜFUS NEKADARDI?
NEKADAR ERMENİ SEVK VE İSKAN KANUNUNA TABİ TUTULDU?
1915’E KADAR ERMENİLERCE KATLEDİLEN (Kars, Erzurum, Van, Bitlis, Siirt, Çukurova, Urfa) TÜRK VE MÜSLÜMAN SAYISI NEKADARDIR?
SEVK VE İSKAN KANUNUNDAN HEMEN SONRAKİ YILLARDA ÇEŞİTLİ KAYNAKLARA (Ermenilere ait ve diğer) GÖRE HAYATTA OLAN ERMENİ SAYISI KAÇTIR? (Ek’te dergide gösterilmiştir.)
BUGÜN RUSYA, ORTADOĞU, AVRUPA VE ABD’DE YAŞAMAKTA OLAN ERMENİ SAYISI NEKADARDIR?
1915’TEN SONRA 1,5 MİLYON ERMENİ HAYATTA OLMASAYDI, BUGÜNKÜ NÜFUSLARI OLABİLİR MİYDİ? (Geometrik diziyle çoğalmıyorlarsa)
1915’TEN SONRA YAŞAYAN 1,5 MİLYONDAN FAZLA ERMENİ NÜFUSUNA DAİR TÜM BELGELERİ EKLİ DERGİDE SUNUYORUZ.
Ölenlere dair sunulmakta olan bir ispat belgesi olmayanlara inanan dünya kamuoyuna karşı belgelerle/dokümanlarla diyeceğimiz olmalı ve var. (Ek’te TEKAR özel sayısı)
Polonya dostumuz, Lehistan’dan beri daima yanlarında olduk. Polonya, Nazi soykırımına şahitlik ve ev sahipliği yapmış bir ülke. Gerçek mağdur ve mazlum. Bu konuda Polonya’nın iyi bir adres olacağı inancındayız. Bu sebeple Polonya nezdinde kullanılacak bir dergiyi hazırladık. Böylece Polonya Parlamentosundan ofansif atağımızı başlatarak, soykırım kararını geri çekmesi talebimizle bu konudaki ilk girişimi başlatmamız yerinde olacaktır, düşüncesindeyiz. Bu konuda TEKAR VAKFI’nca hazırlanan ÖZEL SAYI dergimizi Polonya Devlet Başkanlığı, Polonya Parlamentosu ve Dışişleri Bakanlığı’na diplomatik girişime esas olmak üzere gönderilmesi için, bilgilerinize arz ediyoruz. Bir yerden başlamak lazım. Saygılarımızla,
20 Nisan 2024
Şevket Bülend YAHNİCİ
EKLER: TEKAR VAKFI DERGİSİ (TÜRK MİLLETİ’NİN POLONYA’DAN BEKLENTİSİ) (Özel Sayı) ve 100. Yıl armağanı
NOT: TEKAR VAKFI yukarıda yazılı bahis konusu bütün belgeleri doküman haline getirmiş bulunmaktadır.

