Yüzüncü yılını idrak ettiğimiz Cumhuriyetin, ilerleme, modernleşme, çağdaşlaşma, insan haklarına dayalı ileri bir demokrasiye ulaşma, hukukun üstünlüğüne ve adalete dayalı bir rejime kavuşma konusunda çok büyük, zorlu, zaman zaman ağır bedel ödememize sebep olan sınavlardan geçerek yol yürümüşlüğümüz malumdur.

Daima bu ileriye doğru atılan /atılacak adımları engelleme gayret ve telaşı da bu çabalara paralel bir şekilde var olagelmiştir. Cumhuriyeti, demokrasiyi, ilerlemeyi, modernleşmeyi, çağdaş bir toplum olmayı içine sindiremeyen; Osmanlı son devrinin ” istemezük”cüleri; ikide birde elde Kuran “hilafet elden gidiyor”, “şeriat isterük” bağırışçılarının devamı olduğu şüphesiz olan bir zihniyet ve kafa yapısının mensupları Cumhuriyetin bu ilerleme gayretleri karşısında daima cephe olagelmişlerdir.
Cumhuriyete, Cumhuriyetin kurtuluş ve kuruluş iradesine, insan haklarına saygılı çağdaş bir toplum olabilme düşüncesine karşı bazen pasif, bazen aktif, daima sinsi bir direniş yüzyıldan beri devam edegelmiştir.

Siyasal islam dediğimiz düşünce yapısından gelen, “Türk Cumhuriyeti”ne tahammülsüz, “Türk “, “Türkiye”, “Atatürk” “Türk bayrağı”, “istiklal marşı”, “Ankara”, hatta “Türkçe” gibi Cumhuriyetin tarif unsuru olan kelimelere ve bunların ifade etmekte olduğu manaya karşı sinsi bir düşmanlık beslemekte olan bu çevrelerin zaman zaman sinsi fikriyattan eyleme geçtikleri görülmemiş birsey değildir. Marş okunur, ayağa kalkmayarak; Bayrak çekilir, arkalarını dönerek; tabelalardan TC silerek ; Ankara yerine başka baskent hayali kurarak; her fırsatta Atatürk’e söverek; Türkçeye bile düşmanlık ederek içlerindeki sinsi düşmanı üstümüze salarlar. Bunlarin Türke düşmanlığı bölücülerin, PKK’nın düşmanlığından eksik değildir.

Yüzyıllık geriye doğru süreç, böyle işleyip gelirken “Devlet ve Millet aklı” bu sözde islamcı ( ihvancı, ümmetçi, dinci – dindar değil – ,gerici) ve bölücü iki taifeye karşı daima kendini (Devleti ve Milleti) koruma refleksiyle hareket etmiştir.
İşte, işin tam burasında gelip “vesayet” kelimesine ve meselesine takılıyoruz.
İşleri, güçleri Türk’e, Atatürk’e, kurtuluş ve kuruluşun iradesine düşmanlık olan bu zevatın diline pelesenk ettikleri bir kelimedir ” vesayet”…Ekiyle birlikte ASKERİ VESAYET…Bu deyime ölümüne karşıdırlar, amansız şekilde düşmandırlar.

Bu düşmanlık Damat Ferit’in Molla Sabri’ye, Dürrizade’ye hazırlatıp İngiliz, Yunan uçaklarıyla atılan fermandan beridir sürüp gelir. 15 Temmuz’da Milletin Meclisine bomba yağdıracak kadar büyük bir kin ve nefret ürünüdür.

Hedeflerine varmada, engelleri aşmada önlerinde daima bir engel olduğunu düşünerek yaşadılar. O engelin adi: Askeri vesayet idi.
Şimdi dillerde yine bir pelesenk var. ANAYASAYI DEĞİŞTİRECEĞİZ, ÇÜNKİ BU ANAYASA BİR ASKERİ VESAYET ÜRÜNÜDÜR…

Bu Anayasa onlarca kere değişikliğe maruz kaldı. Hem TBMM’nce, hem de halk oylamalarıyla değiştirildi de, değiştirildi. Son değişikliği bugünkü iktidar (AKP+MHP vs.) yazıp getirdi, oy istedi, oylattı ve kabul ettirdi. Askeri vesayet mi kaldı? Anayasa değişikliği talebinin bu saatten sonra “askeri vesayetin yok edilmesi” sebebine dayalı olarak dile getiriliyor olmasi haklı ve gerçekçi değildir; yine milletin aklıyla dalga geçmektir.
Çünki, artık mevcut Anayasa sayesinde TÜRKİYE’DE KESİNLİKLE ASKERİ VESAYET KALMAMIŞTIR…BÜTÜN VESAYET SAYENİZDE TEK ADAMDADIR. Bundan öte istediğiniz birşey varsa bunun için “askeri vesayet” lafı arkasına sığınmaktan vazgeçmelisiniz.
Maksadınız, bütün vesayet gücünü teslim ettiğiniz “tek adam”ı daha da güçlü hale getirmekse bunun için Milleti hala “askeri vesayet” uydurmacasıyla kandırmaktan vazgeçin. Vazgeçin ve gerçek niyetinizle ortaya çıkın.

Türkiye yüzlerce, belki binlerce Kuran kursu doldu. Resmi veya gayriresmi ( merdivenaltı) din eğitiminin bu toplumun ahlak seviyesini yükseltemediği aşikar…Ateizmin, deizmin süratle arttığı; ahlak ve maneviyatta düşüş yaşayan; gençlerini uyuşturucu belasına teslim etmiş bir toplum olduk. Buna çare arayacağımıza, çareyi “askeri vesayeti kaldırmak için Anayasa değişikliği yapmak şarttır” diye ortaya koymak “cambaza bak” demektir.

Tek adam vesayeti ülkenin problemidir. “Yeni Türkiye” diyerek eskiden geriye gittik.
Her türlü vesayete hayır denmeli.
DEMOKRATİK, LAİK, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ BENİMSEMİŞ; ADI TÜRKİYE CUMHURİYETİ, DİLİ TÜRKÇE, BAŞKENTİ ANKARA, BAYRAĞI AYYILDIZLI AL BAYRAK, MARŞI İSTİKLAL MARŞI OLAN; NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE DİYEBİLEN İNSANLARIN ÜLKESİ BİR TÜRKİYE…

“Vesayet” safsatası ile Anayasa ile oynanmamalı…Tek adama verilen vasilik belgesinin de iptali şarttır.

31 Mart 2024

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın