Dün Ankara adliyesindeydik. Türkeş Vakfi’nca düzenlenen ( Yenimahalle Nazim Hikmet Kültür Merkezi) Rahmetli Türkeş’i anma toplantısına yapılan saldırının ilk duruşması yapıldı.
Saldırının iki tarafı vardı.
Birinci tarafı, toplantıyı yasalar ve kurallar çerçevesinde düzenleyen Vakıf ile salonda bulunan kişiler olarak bizler…İçimizde müessir fiile, yumruklu, sopalı saldırının mağduru olan, darp edilenler vardı. Bu arkadaşlarımız müşteki idiler. Davanın konusu, darp edilen arkadaşların müşteki sıfatıyla yaptıkları şikayet idi. Bir diğer konu ise hukuk çerçevesinde düzenlenen bir toplantıya yapılan baskın/saldırı (TCK ilgili maddeler) idi.
Aslında gerçekleştirilen bu saldırının hakiki muhatabı olan kişiler bizdik. ( Konuşmacı sıfatıyla bulunduğumuz için…Muhittin Çolak, Şevket Bülend Yahnici, Ali Uzunırmak)
Hakime hn. “şüpheli” sıfatlı kişilere sorunca Türkeş’in temsilcisi/vekilleri olarak başkalarının Türkeş’i sahiplenmemesi gerektiği inancıyla hareket ettiklerini söylüyorlar.
Hatta bir avukat da, Hakime hn.a kendisinin vekillik sıfatıyla hareket ettiğini söylemiş.

Muhittin Çolak, Türkeş beyin son teskilat başkanıdır. Vefatı üzerine bir müddet VEKİLİ olarak genel başkanlığa vekalet etmiştir.
Ali Uzunırmak Divan’da genel sekreter yardımcısı olarak görev yapmıştır.
Ben 1968-69’dan beri Türkeş beyle birebir çalıştım. Basın Müşaviri ve sözcüsü idim.1975’de özel kalem md.(müşavir) olarak çalıştım.
1979’da avukat olarak vekaletim vardı. Halen duruyor. “Başbuğ adına vekaleten orada olduğunu” söyleyen bu avukat delikanlı, Türkeş bey bana avukat olarak vekalet verdiğinde belki de doğmamıştı. Türkeş beyin vekaleti ( noterden🤣) hala duruyor. Bu kardeş veya evladımızı ” tevkil” eden bir avukat arkadaşımız mi var, acep?..🤔
Eskiden adliye koridorlarında böyle davalara gittiğimiz olurdu. Bir tarafta sağcılar, bir tarafta solcular…( sağ,sol tabirini sevmem de burada mecburen kullandım ) Koridorlarda bir de polisler tedbir alır, etrafı kollarlardı. Taraflar birbirine girmesin diye. Dün yine mahkeme salonunun sağında, solunda çevik kuvvet gücü tedbir almıştı.
Bu sefer “sağcılar, solcular” söz konusu değildi.
Türkeş’in vekilleri ve çalışma arkadaşı olan bizler ve bizim toplantımıza saldıranlar( Türkeş bey 1997’de vefat ettiginde bu delikanlılar cocuk yasta olabilirler, ya da genç veya en fazla genc irisi) vardı ve herkes Başbuğun vekili olduğunu iddia ediyordu.
Türk milliyetçiliği tarihi gün gelecek bunları yazacaktır.

14 Mart 2024

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın