
Cehalet aldı başını gidiyor. İlk emir “oku” olduğu halde okumayan, okusa bile okuduğunu anlamayan yeni bir türev ile karşı karşıyayız.
Vahyedilen dinin yerine cemaat öğretilerini koyan, bu öğretilerin muhtevasında körlerin fil tarifi gibi her cemaatin ayrı bir din algısı olduğunu görmek maalesef endişe verici bir durum.
Sadece cehalet değil, aynı zamanda “kaba softalık” ve “ham yobazlık” da dolu dizgin bir meçhule doğru koşuyor.
Durum böyle olunca maalesef Cemil Meriç’in “Aydınların aydınlatamadığı halkı şarlatanlar aldatır” sözü gerçek oluyor.
Eğitim sistemi müstevlilere devşirme yetiştirmekten öte bir şey yapamıyor. Son zamanlarda öyle bir türev ile karşı karşıyayız ki, “dini kisveli dönme ve devşirme” olan bu türev Büyük Türk Milleti’ni Türkiye’de esir etmek istemektedir.
Soygunların, yağma ve talanın örtüsü din olunca fetvacısı da gerçek dindar aydınlar değil dini kisveli “ulema” etiketli partizan “din simsarları” oluyor.
Epileptik ve şizofrenik muhayyileler de işin cabası…
Siyaset kurumunun durumu ise içler acısıdır. Siyasi partiler projelerini anlatacak yerde “din ve milliyetçilik” üzerinden söylem geliştirmek için birbirleri ile yarışmaktadırlar.
Halbuki “Milliyetçilik, milletinin değer yargılarına bağlı kalarak onun çağdaş uygarlıklar seviyesine yükseltilmesi ülküsüdür”
Sözün özü, cehalet ile başımız dertte…
Saygılarımızla,
23 Haziran 2022
