Trollere cevap…

Aşı ile bir sorunumuz yok. Hıfsısıhha Kurumu’nu kapatıp, faz işlemleri tamamlanmamış ve yan etkilerinin ne olduğu bilinmeyen bir sıvının cebren ve hile ile dayatılması sorunlu.

Bulaş riskini artıran ve değişik varyantları ile ölümlere neden olan bir sıvı insanlığa kıyameti yaşatmaktadır.

Vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu, başında doktor bulunmayan Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye’de 3 temsilcilik açmasını sorguluyor. Zaman zaman da “acaba Dünya Sağlık Örgütü’ne haksızlık mı ediyoruz” diye de kendi kendilerine sormadan edemiyorlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün ülkemiz için yaptığı bu fedakarlık ve insan sevgisi karşısında gözyaşlarına hakim olamadıkları da oluyor. “Biz Dünya Sağlık Örgütü’nü küresel çetenin bir aparatı zannediyorduk. Meğer melekmiş” diye düşündükleri bir anda, hastanelerde yanlış ilaçlar verildiği için ölen insanlar akıllarına geliyor.

Bu sefer de “acaba Dünya Sağlık Örgütü ölüm meleği mi” diye sorgulamaya başlıyorlar. Sözün özü, halkımız Dünya Sağlık Örgütü’ne ve onun dümen suyunda hareket eden yetkililerin hiçbir sözüne inanmıyor.

Aşı karşıtlığı kuyruklu bir yalan… Vatandaşlarımıza aşı diye “yutturulan” sıvılar da yalan.
Dünkü kuş gribi, domuz gribi nasıl yalan çıktıysa pandemi de yalan…

Kurgulanmış bir korku senaryosu ve varyantlı – kontrollü bir biyolojik saldırı.

Küresel Çete dünya nüfusunu azaltmak için mRna aşıları vasıtasıyla soykırım yapmaktadır.
Ulus devletleri ortadan kaldırmak ve dijital dönüşümlü tek merkezli yeni dünya düzeni kurmak istenmektedir.
Küresel Çete efendi, bütün insanlık onların kölesi olsun istiyorlar.
Bütün dünyada insanlığa ve ulus devletlere karşı bunun için biyolojik saldırı yapılmaktadır.
Küresel çetenin masum yüzü başında doktor bulunmayan Dünya Sağlık Örgütü’dür.
İnsanları öyle çok seviyorlar ki, ölüm oranları arttıkça sevinçten hangi yeni çılgınlığı yapsak diye düşünüyorlar.
Öyle hayırsever insanlar ki zehirleri ürettirmek için zenginlerini seferber etmişler.
Bu ölüm pastasından küresel çete ile birlikte ülkelerdeki yerli işbirlikçiler ve aparatlar da refah payını alıyor.
Silahta olduğu gibi ölüm üzerinden yeni bir sektör doğdu. Dünya Sağlık Örgütü’nün insan sevgisi ile tilkinin tavuk sevgisi çok benzeşiyor. Tilkiye sormuşlar, “tavuk sever misin” diye.                Gülmekten cevap verememiş.         

Türkiye’de de sanki sıkıyönetim ve ohal varmış gibi insanlarımızın seyahat hürriyeti dahil birçok hakları ve hürriyetleri ellerinden alınmış ve bu haklarını kullanmak isteyenler ise genelgeli PCR şantajı ile aşı yapmaya zorlanmaktadır.

Danıştay’dan bu hukuksuzluğun, haksızlığın ve zulmün yürütmesinin durdurulması beklenmektedir.

Muhalefet partileri de bu derin sessizlikleri ile bize eski bir reklamı hatırlatmaktadır. “Aslında yoktur birbirimizden farkımız, biz Osmanlı Bankasıyız”

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)’in “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözünü sürekli tekrarlayan muhalefet partilerinin liderlerini ses vermeye çağırıyoruz!

Saygılarımızla,

2 Ekim 2021


Yorum bırakın