“Çalıyor ama çalışıyor” diyenler, iş yerinizde veya evinizde çalışanlar için de bu kadar müsamahalı olabilir misiniz?
Çalan çalışanınızı da baş tacı eder misiniz?
Çalan çalışanınızı bağrınıza basar mısınız?
“Hırsızımızı kimseye yedirmeyiz” kabilinden etrafa efelenip ulu orta naralar atar mısınız?
Hırsızınızın doğduğu ve yaşadığı yerleri mukaddes beldeler ilan eder misiniz?
İyice zıvanadan çıkıp hırsızınız için tövbe haşa “peygamber” benzetmesi yapar mısınız?
Hırsızınıza biat edip, ona Mehdilik atfeder misiniz?
“Çalıyor ama çalışıyor” dediğiniz hırsızınız, sizin için “tapınak” mıdır?
Hırsızınızın yaptığı yağma ve talanları avuçlarınızın içi patlayıncaya kadar alkışlar mısınız?
Bu yazı bir beyin fırtınası, bireyin kendi kendini sorgulaması, toplum hayatımızdaki ahlaki çöküntüyü ortaya koymak için ve değer yargılarının nasıl dumura uğradığının tesbiti için yazılmıştır.
Bir yanlış algıyı ve zihniyeti tekzip ediyoruz.
Burada bir kişi veya kurum hedef alınmamış olup, halkın nasıl yozlaştığını, millet olarak ne durumlara düştüğümüzü sosyolojik açıdan sorgulamaya ve anlatmaya çalıştık.
Ahlaken çöken toplumlar iflah olmaz.
Ahlak yoksa, din de yoktur. Her şeyin içi boştur. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV), “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” demedi mi?
Saygılarımızla,
18 Eylül 2021

