Hekimoğlu’nun yanında fedailik yapmış adamlardan birisi olan rahmetli bir Halil amca vardı.

Halil amca komşularının mevlidine davet edilmiş. Mevlid camide değil, komşunun evinde.
Bir aksilik olacak ya mevlid evinde bir yangın çıkmış.
Herkes ayakkabısını giyemeden kendisini dışarıya atmış. Can havliyle yangını gören kendisini dışarıya atmış ama yoklamada Halil amcanın içeride kaldığını farketmişler.

Burası vilayet merkezine 3-4 km mesafede bir köy. Bir taraftan itfaiyenin gelmesi beklenirken, diğer taraftan güçlü kuvvetli, hatta pehlivan olan bir genç eve girmiş. Alevler büyümeye başlamış. Evin içinde göz gözü görmüyormuş.
Genç Halil amcanın sesini duymuş. “Halil amca neredesin?” diye seslenmiş. “Ben boradayım da, boralarda bir yerlerde ayakkabım vardı bulamıyorum” demiş. Genç Halil amcanın sesine doğru gitmiş ve pehlivan çevikliğiyle Halil amcayı dışarıya çıkarmış. Halil amca pehlivan gencin omuzunda halen ayakkabısını sayıklıyormuş. “Ayakkabım boralarda bir yerlerdeydi” diyormuş.

Gelelim Kabil havaalanının korumalığına. Afganistan yanıyor. Afganlar canlarını kurtarmak için kalkmakta olan uçağın uçuş takımlarına tutunarak can verdiler. Ölümden kaçarken ölüme yakalandılar. Ortalık ölüm kalım yeri. Birileri de ısrarla Kabil havaalanını koruma ısrarından vazgeçmiyor.


“Oralarda bir yerlerde bir Kabil Havaalanı vardı” dercesine

Bu ısrar niye???

Saygılarımızla,

24 Ağustos 2021


Yorum bırakın