Bazı dostlarım “müjdeyi” takiben ilk sorulması gereken soruyu sormuşlar:Saptanan rezerv ekonomik mi? 
CHP’nin “müjde” açıklamasının akabinde sorması gereken soru ise doğallıkla şuydu:Önümüzdeki Kış mevsiminde hane halkı, ticarethaneler ve sanayiciler doğal gazı hangi fiyattan alacaklar?

CHP’nin dili tutulmuş! Beyinciği çıkarılmış güvercin misali, tüneğinde öyle kıpırtısız oturuyor.
Yanlış veya eksiğim varsa lütfen düzeltin; sadece Selin Sayek Böke buna benzer bir soru sordu, sanıyorum. Maliyete ilişkin olarak, Uluslararası Enerji Ajansının icra direktörü Fatih Birol’un tahminine bakılırsa 6-7 milyar Dolar tutarında bir yatırım gerekebilir. Fazlası vardır, eksiği olmaz. Bu noktada şunları göz önünde bulundurmak gerekiyor:
Çıkarılacak gaz karaya nasıl sevk edilecek? Gazın keşfedildiği bölgede su derinliği 2000 metre dolayındadır. Rezervin, deniz tabanının yaklaşık 1500 metre altındaki bir jeolojik katmanda yer aldığı da biliniyor. Kestirmeden ifade etmek gerekirse, çıkarılacak gazın sıvılaştırılarak LNG’ye dönüştürüldükten sonra, tankerlerle sevk edilmesi gerekecektir. Kıyıdan 150 km açıkta, üzerinde bir LNG tesisi de yer alan devasa bir platform inşa edilerek, uygun yerde konumlandırılmalıdır. Bu platform, deniz suyu derinliği göz önüne alındığında, ayakları deniz tabanına monte edilmiş sabit bir platform olmayacaktır. Bunun yerine, her türlü kötü hava ve deniz koşullarına rağmen, bulunduğu konumda santimetre mertebesindeki doğruluk ve hassasiyetle çakılma özelliğine (Dynamic Posistioning-3) sahip bir “yüzer platform” inşa etmek zorunludur. Sıvılaştırma işlemi öncesinde, çıkarılacak ham gazın bir dizi arıtma işlemine tabi tutulması gerektiğini de, teknik bir zorluk seviyesi oluşturması bakımından geçerken söylemiş olayım. Sonuçta, Gazın bulunduğu bölgede bir yüzer kent kurulması gerekiyor. Bunun ve karadaki alt yapının maliyetidir söz konusu olan.
Yine her türlü olumsuz deniz ve hava koşullarında işlevlerini yerine getirecek şekilde donanımlı LNG tankerlerinin her daim devrede ve faal olması da gerekiyor. Kıyıdaki LNG depolama tesisi, buradan ana dağıtım arterine ulaşan yeni bir iletim hattı, bunun güzergahı boyunca gerekli istimlak, devletleştirme işlemleri vs. derken, toplam alt yapı maliyeti Fatih Birol’un tahmininin hayli üzerinde olabilir. Peki bu parayı kim verecek? İçi boşaltılmış, “özelleştirilmesi” gündemde ve bitap durumdaki TPAO, bu yatırımın üstesinden gelebilir mi? 
Bu noktadaki kilit kavramlar şunlardır:
1- Enerjide arz güvenliği ve dışa bağımlılık – Bu bağlamda kaynağın “yerli” olması tek başına yeterli değil; teknolojiniz ve finansal kaynaklarınız var mı? Kritik sorulardan biri de budur. Dolayısıyla, kim, kimler bu kaynağı ekonomiye kazandıracaktır? Orta Doğunun devlet kılığına girmiş çöl kabilelerine baktığınızda görürsünüz, asıl kazananın para ve teknolojiye sahip şirketler olduğunu. Gerekli teknolojiye sahip olmanın, enerji ham maddesi kaynaklarının sahibi olmak kadar önemli olduğunun altını çiziyorum.
2- Yasal mevzuat – Gezi Direnişinin başladığı 30 Mayıs 2013 günü TBMM Genel Kurulundan geçen 6491 sayılı “Yeni Petrol Kanunu” başlıklı ihanet belgesi ortada dururken, Türkiye kara ve denizlerdeki “yerli” kaynaklarından acaba ne ölçüde yararlanabilir?
Ekte iki belgeye yer veriyorum. 2012 Aralık ayında, daha sonra 6491 numarasıyla yürürlüğe girecek olan yasa metni TBMM komisyonunda görüşülmeye başlandığında, ekteki 23 sayfalık inceleme yazısını kaleme almıştım. Bir solukta okumak için hayli (!) uzun olduğunun farkındayım. Başucu kitapçığı olarak bunu arşivinize ekler misiniz?
Yunus’un, Mevlana’nın baş yapıtı olan Mesneviyi (18 bin beyit!) yorumlamak amacıyla, “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm” şeklinde özlü bir deyişi olduğu anlatılır. Ekteki metin itibarıyla, buna koşut özlü deyiş “6491, T.C. Devletinin mülküyle satışıdır” diye aklıma geliyor. Lütfen bu öz deyiş ile yetinmeden, metni baştan sona dikkat ve sabırla okuyun… Olur mu?
Bütün bunlar bir yana; yukarıdaki zorluklar varsayalım ki aşıldığında, 2023 yılında bu kaynak ekonomiye kazandırılabilir mi? Çok zor… 
Dediğim gibi Karadeniz Öyküsü; çetrefil, çok girift ve çok uzun… Anlatmaya devam edeceğim. 

https://1drv.ms/b/s!AnnBA6RT3Nkv0BIl01gTjsW01cZw

https://1drv.ms/w/s!AnnBA6RT3Nkv0BGuNBPN3yK7GOgP

05 Eylül 2020

Salih ERTAN


Yorum bırakın