Çünkü “Adalet mülkün temelidir”…

Görülmekte olan bir dava varken, davanın taraflarından birisi olan AKP’nin heyeti ile görüşülmesi “hak, hukuk ve adalet” açısından hiç etik bir davranış olmamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk devleti olma özelliği ortadan kaldırıldıysa ve hukuk ilga edilmişse; millet iradesi sandıktan çıkamayacak ise bunca zahmete ve külfete niye katlanıyoruz?

YSK ve sandık aracılığıyla bir “demokrasi oyunu” oynanıyor ve halka bu oyunda figüranlık yaptırıyorsanız, onun da açıkça kamuoyu ile paylaşılmasında fayda vardır.

Eğer YSK, İstanbul seçimleri ile ilgili hukuku değil de “dadandığı yere tuz eken” ve bir türlü haksız ve hukuksuz istekleri bitmeyen AKP’nin isteği doğrultusunda bir karar verirse Türkiye’ye çok büyük kötülük yapmış olur.

Bu yanlış karar 16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimleri için emsal teşkil edeceği için ülke tam olarak bir kaosa ve kargaşaya sürüklenir.

Verilecek olan yanlış bir karar, her an için yakalanma korkusu yaşayan suçluların duygu durumu ile hareket edenlerin fiillerine ortak olmakla eşdeğerdir.

Hukukun yerine “epileptik ve şizofrenik muhayyileler” konulamaz.

“Epileptik ve şizofrenik muhayyileler” Büyük Türk Milleti’ne dayatılamaz.

YSK’nın yüksek hakimlerinin hukuktan ve vicdani kanaatlerinden ayrılmayacağını düşünüyor ve öyle olmasını diliyoruz.

28 Nisan 2019


Yorum bırakın