Sığındı sığınmasına ama “epileptik ve şizofrenik muhayyileler” zihinleri rahat bırakmıyor.

Organize bir suç örgütü mantığı ile hareket ettikleri için Anayasa ve yasaları rafa kaldırmakta tereddüt etmiyorlar.

Suç olan fiiller geçmiş dönemlerde Tek Adam’a biat eden ve “kurşun asker” gibi davranan vekillere verilen talimatla suç olmaktan çıkarılmıştı.

Büyük Türk Milleti’nin iradesine zerre saygı duymuyorlar.

Yargı’nın üzerinde “istediklerimizi yapmazsanız Fetö damgasını yersiniz ha” kabilinden tehdit ve şantaj var.

“Dadandığı yere tuz eker” kabilinden bir türlü YSK’yı rahat bırakmıyorlar.

YSK’ya sığınmak yetmedi…

Uzaktan güdümlü ak görünümlü karanlık yüzlerin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na alçakça saldırısını ve provokasyonunu masum bir protesto eylemi olarak göstermeye çalışmakta çok maharetliydiler.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın olayları yatıştırmak için yaptığı anons kan donduran cinstendi.

Güvenlik gerekçesiyle sığınılan ev taşlanıyor ve yakılmak isteniyor ve bu Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a göre “protesto eylemi” öyle mi?

Hain ve planlı provokasyona “protesto eylemi” diyen Ankara Valisi ve Valilere “şehit cenazelerine CHP il başkanlarını almayın” diyen İçişleri Bakanı zaman geçirmeksizin derhal istifa etmelidir.

Ankara’ nın Çubuk ilçesinin bir köyünde şehit cenazesine katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan müessif bir saldırının ötesinde büyük bir linç girişimiydi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun başının altından çıktığı iddia edilen alçakça saldırı ile Türkiye geneline yayılacak bir yangının fitilinin ateşlenmek istendiği görülmüştür.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP’li yöneticilerin soğukkanlı duruşu ve derin vatan sevgisi muhtemel bir provokasyonu önlemiştir.

“Epileptik ve şizofrenik muhayyileler” hukukun yerini almadıysa YSK’dan hukuki bir karar çıkacağını ümit ediyoruz.

Yakalanma korkusu yaşayan bir hırsız; ev sahibi için ne kadar tehlikeliyse öyle davranış sergiliyorlar.

İstanbul ve Ankara’dan ne pislikleri çıkacak ne pislikleri.

Hırçınlıkları, saldırganlıkları ve yenilgiyi hazmedemeyişleri yakalanma korkusundan.

Yağma ve talanın üstünü bir türlü örtemediler.

Kirli emellerine alet ettikleri mukaddes dinimiz ve “başörtülü bacılarımız” maskesi düştü.

Takke düştü kel göründü…

Sakın oyuna gelmeyelim.

“Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır”

21 Nisan 2019


Yorum bırakın