SAYIŞTAY BAŞKANI, ŞEREF SALONUNDA ATATÜRK NİYE YOK?

Rivayet odur ki, Türkiye’de kamu harcamalarını denetleyen Sayıştay’ın Başkanı bir gece rüyasında Sultan Abdülaziz’i görür.

Bir taraftan rüya yorumlarına bakarken, diğer taraftan Sayıştay Başkanlığı’nın Şeref Salonu’nda bir tefrişat yaptırmak akĺına gelir.

Başkan, öylesine rüyanın tesirinde kalır ki, şeref salonuna Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük boy portresini astırması gerekirken, Sultan Abdülaziz’in büyük boy portresini astırır.

Yetimin, garip gurabanın hakkını korumakla mükellef kurumun başındaki kişi şeref salonuna öyle bir lüks ve debdebeli konfor düşünür ki, yapılan masraflar dudak uçuklatır.

Lüks ve debdebe meraklısı Sayıştay Başkanı hadi yoksul halktan utanmıyor, kıyamet günündeki azaptan da mı korkmaz?

Bütün Türk ve İslâm düşmanlarının hepsi ya “yeni osmanlıcıyım” ya da “yeni cumhuriyetçiyim” der.

İbn-i Batuta’nın yahudi hekime çıkıştığı gibi “Bre mel’un” bilmez misin Osmanlı da Türk ve İslam diyesimiz geliyor ama terbiyemizden diyemiyoruz.

Bakmayınız siz bunların Osmanlı Padişahlarından ve Osmanlı’dan yana göründüklerine..

Bunların bir çoğunun öldüklerinde tabutla gömüldüğü rivayet olunur.

Dünyanın birçok yerinde, bilhassa batıda Türk denildiğinde İslam, İslam denildiğinde Türk akla gelir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti denildiğinde de Büyük Türk Milleti’nin Başbuğu Gazi Mustafa Kemal Atatürk akla gelir.

Atatürk’e düşman olmak, bizatihi Büyük Türk Milleti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne düşman olmak demektir.

Büyük Türk Milleti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne düşman olmak, bizatihi İslam’a düşman olmak demektir.

Buradan Sayıştay Başkanı’na soruyorum, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir saygın ve etkin kurumunun başında olduğunuzun farkında değil misiniz?

Siz oturduğunuz makamın cumhuriyet makamı olduğunu düşünüyorsanız, lütfen şeref salonundaki “şerefsizliğe” son veriniz.

Şeref salonuna derhal Atatürk’ün büyük boy portresini astırınız.

Aksi takdirde bu vebalin altından kalkamazsınız!

Hiç kimse epileptik ve şizofrenik muhayyilelerini Büyük Türk Milleti’ne dayatılabileceğini düşünmesin.

Dini kisveli dönme ve devşirmeler Büyük Türk Milleti’ni Türkiye’de esir etmek isteseler de asla bunu başaramayacaklardır.


Yorum bırakın