Fransa’dan Gülşah Yıldız adlı çok değerli bir okuyucumuz bir yorum yazmış.

“Çok doğru da ne yapacak muhalefet?” diye güzel bir soru sormuş.

Bu arada milli hislerle birbirinden çok değerli yorumları ile katkı sunan ÜLKÜ PINARI ailesinin kıymetli üyelerine sonsuz teşekkürler ederiz.

İyi ki varsınız!..

Şehitler tepesi boş değil…

Durum tespiti yapalım mı?

Eğitim durumu ile ilgili “diplomasız” tartışmaları halen devam eden ve geçmişte “BOP Eşbaşkanıyım” diyen zatın başbakan iken tabelalardan TC’yi sildirdiğini, okullardan andımızı kaldırdığını ve Türk Milliyetçiliği’ni ayağının altına aldığını biliyorduk ama hileli hülleli ve adaletsiz seçim sürecinden sonra oluşturduğu yeni sistem ile oluşturulan bakanlar kurulunu “evangelizm” ile de ilişkilendirilen şirket görünümlü McKinsey’e yönettirebileceğini hiç düşünmemiştik.

Anlaşılan durum gerçekten vahim ki, başbakanlık makamını kendisine rakip gördüğü için parlamenter sistemi ilga eden “Reyiz” içerisinde damadının da olduğu bakanlar kurulunu “Evangelist” McKinsey’e teslim etmektedir.

Sözün özü, “Reyiz” havlu atmıştır!

Ya muhalefet partilerinin durumu nedir?

Aynen Merhum Halil amcanın halet-i ruhiyesini taşımaktadırlar.

Muhalefetin yaptığı aynen şöyle; bir mevlid evinde yangın çıkmış. Köyün kıymetli bir Halil amcası varmış. Herkes yangından kaçarken, merhum Halil amca ağır adımlarla kapıya doğru gelmiş. Sağına ve soluna bakınarak “boralarda bir yerlerde ayakkabılarım olacaktı” diye söylene söylene ayakkabı arıyormuş.

Köyün gözü pek, cesur ve güçlü bir delikanlısı alevlerin içerisine dalarak Halil amcayı omuzladığı gibi yangın yerinden çıkarmış.

Halil amca delikanlının omuzundayken bile ayakkabılarını sayıklarmış.

Bizim muhalefet partilerinin durumu da maalesef bu!

Ülkenin yönetimi küresel terör örgütü BOP’un elinde can çekişirken, onlar tepkilerini twitter mesajları ile geçiştirmekte ve yerel seçimlerde hangi belediyeyi kazanacaklarının hesabını yapmaktadırlar.

Seçimlerin bir düzenek olduğunu, Türkiye’de epeydir adil bir seçim yapılmadığını kendileri ifade ediyorlar.

AGİT ve Venedik komisyonu raporlarına bakıldığında da durum tam da bu.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetimi “Evangelist” McKinsey’e devredilirken, muhalefet partilerinin ve kıymetli liderlerinin kendilerini yerel seçimlere endekslemeleri sağlıklı bir durum mudur?

Merhum Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur” sözü gözardı edilmemelidir.

Anayasa’nın verdiği bütün haklar sonuna kadar kullanılmalıdır.

Demoktatik tepkinin bütün enstrümanları değerlendirilmeli. Miting ve gösteri yürüyüşleri ile milyonlar meydanlardan yürümelidir.

Büyük Türk Milleti, 81 milyon tek yürek halinde işbirlikçilere üzerlerinde ölü toprağı olmadığını göstermelidir.

Bu partilerüstü ve milli bir şuur ile yasalar çerçevesinde yapılmalı.

Asla tahriklere ve kutuplaştırma tuzağına düşülmemelidir.

Türk Bayrağı ve Atatürk posterleri ile meydanlara inilmelidir.

Başka da çıkış yolu yoktur!


Yorum bırakın