Önce CIA Türkiye ve Ortadoğu Uzmanı Henri Barkey’in Utah Üniversitesi’nde “Felaketle Flört” başlıklı konferansında da belirttiği gibi ” Erdoğan /AKP eliyle” TSK kafeslendi.

Lütfen tıklayınız. 

https://turkkoc.wordpress.com/2015/08/23/cia-ajani-henri-barkeyin-buyuk-itirafi-akp-ile-anlasarak-tskyi-kafesledik/

TSK’nın kimler tarafından nasıl kafeslendiğinin hikayesine bir kez gözatmanız yeterli. Neler olmuş neler?!…

Türk Ordusu’na düşman olan Türk Milleti’nin de düşmanıdır.

Türk Milleti’ne düşman olan, bizatihi İslam’ın da düşmanıdır.

Büyük fotoğrafa baktığımızda küresel destekli dini kisveli dönme ve devşirmelerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bertaraf ederek, Büyük Türk Milleti’ni Türkiye’de esir etmek gibi bir planı olduğu ortaya çıkmaktadır.

Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti dini kisveli dönme ve devşirmelerin birinci hedefidir. Vatikan’ın dillendirdiği ikinci bin yılın haçlı seferleri, dini kisveli dönme ve devşirmelerin eliyle başlatılmıştır.

Hasbelkader AKP içerisinde siyaset yapan milli vicdanların ayağa kalkması lazım..

Zaten bütün bu yıkımı yapan “Türk değilim” diyen, bir gün öyle, başka bir gün böyle davranan “diplomasız” rumuzlu kişinin oluşturduğu tehdit ve şantaj çetesidir.

15 Temmuz alçak darbe girişiminin TBMM’de aydınlatılması AKP eliyle engellenmiştir. 15 Temmuz’un üzerine karanlık bir örtü örtülmüştür. Buna mukabil köprülere, meydanlara, her yere 15 Temmuz adı verilerek, kendilerine karşı olduğunu öne sürdükleri 15 Temmuz’u kutsamaktadırlar.

Erdoğan ve AKP Hükümeti köprülere, meydanlara neden 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat adını vermiyor da 15 Temmuz adını veriyor?


15 Temmuz ile diğer darbeler arasında ne fark var da 15 Temmuz’u kutsuyorlar?


Yoksa iddia edildiği gibi “15 Temmuz Erdoğan’ın yaptığı kontrollü bir darbe” mizanseni midir?

Lütfen tıklayınız…. 
https://turkkoc.wordpress.com/2016/09/15/15-temmuz-tbmmde-arastirilmalidir/

Kozmik odaya girilmesi emrini verenin kim olduğunu Türk Milleti iyi biliyor. Bir özür ile geçiştirilemeyecek kadar önemlidir.


Kozmik odadaki devlet sırları deşifre edildi. Türk Milleti’nin milli mukavemeti için hazır tutulan organizasyon dağıtıldı.


Şimdi de bir KHK ile HÖH ve SADAT tarzı bir milis gücü oluşturulmak istenmektedir.



 Hiçbir yasal dayanağı bulunmayan bir KHK ile halkın bir bölümü diğer bir bölümüne karşı silahlandırılmak istenmektedir. 


Epileptik ve şizofrenik muhayyileler ile hareket eden “Tek Adam”, kendisine halk desteğinin gün be gün eridiğinin farkında ve başkanlık seçimlerini zorla alabilmek için her yolu mübah görmektedir. 


Kahraman Türk Ordusu’na, Türk Polisi’ne ve Türk Jandarması’na güvenmeyen için yapılması gereken sivillerin silahlandırılması değil, derhal ve behemehal uzman bir psikiyatristten randevu alınmasıdır. 

696 sayılı KHK  ile kardeşliğimiz, ülke bütünlüğümüz ve birliğimiz zarar görecektir. 

Ülke bir iç savaşın içine sürüklenmektedir. 


Erdoğan’ın diplomasının olup olmadığına, sağlık durumunun ülkeyi yönetmeye elverişli olup olmadığına ivedilikle bakılmalıdır. 



Savcılar, Hakimler ve Hekimler görevlerini ifa etmelidirler. 


Bu gidiş, iyiye doğru gidiş değildir. 

Maalesef Erdoğan’ın ve AKP Hükümeti’nin bir milli güvenlik sorunu olduğunu düşünmeye başladım. 

“Diplomasız” kimi kime karşı silahlandıracak?


Yorum bırakın