
ABD’nin YPG’ye silah yardımı Türkiye’nin izni ile mi yapıldı?
Bu soru içten içe içimizi kemirmeye başlayınca, “açık yaraya kurt düşmez” diyerek son dönemdeki ABD ile ilgili ilişkileri kronolojik olarak masaya yatırdım.
Türkiye’nin başında geçmişte “Türk değilim” ve “BOP Eşbaşkanıyım” diyen, bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK ile Oslo’da bir başka ülkenin nezaret ettiği gizli görüşmeyi tesis eden, Büyük Türk Milleti’ne Habur rezaletini ve çadır mahkemesi zilletini yaşatan, Diyarbakır meydanında nevruz için toplanan halka İmralı canisinin mesajını okutan, “analar ağlamasın” diyerek bukelamunun renk değiştirmesi gibi ad değiştiren sözde çözüm sürecini başlatan, bölücü Ermeni narko-terör örgütü mensubu teröristlerden gizli tanıklar ihdas edilerek terörle mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kumpas kurulmasını sağlayan, Diyarbakır’da peşmerge başı Barzani ve Şivan Perwer ile “megri megri” diyerek birlikte gözyaşı döken ve Barzani şerefine yaptığı konuşmada Kürdistan’ı telaffuz eden, İmralı canisi ile Kandil yılanları gizli görüşebilsin diye İmralı’ya ve Kandil’e kriptolu telefon gönderen, Dolmabahçe’de bölücü Ermeni narko-terör örgütü başı Öcalan’ın temsilcileri ile TC Devleti’nin bakanlarının Öcalan’ın 10 maddelik alçakça dayatması ile müzakere masası kurulmasını sağlayan,”Valilere PKK’ya operasyon yapılmaması için talimat verdik” ve “PKK’nın bölgede silah ve mühimmat yığınağı yaptığını biliyorduk. Çözüm süreci bozulmasın diye ses çıkarmadık” diyerek canlı yayında bu ifadeleriyle Türk Milleti’nin kanını donduran, Süleyman Şah türbesini YPG’nin desteğiyle kaçırdıkları iddia edilen ve PKK’lı teröristleri Eyn ül-Arap (Kobani)’a peşmerge kılığında davullu, zurnalı ve ziyafet çekilerek hiçbir kayıt tutulmadan geçiren, İstanbul’da ve Ankara’da Barzani’nin paçavrasını göndere çektiren, Peşmergenin ve PKK’nın Kerkük’teki oyunlarına sessiz kalan, Ege’de 18 Türk adasının Yunanistan tarafından işgali konusunda hiç konuşmayan, Evlere ocaklara şehit ateşleri düşüren, Türk çocuklarına kurulan bombalı ölüm tuzaklarının müsebbibi, Mardin’de muhtevasında bu milletin dini, dili ve milli harsı bulunan milliyetçiliği ayağının altına alan ve aynı konuda bir öyle bir böyle davranan bir kişi bulununca işi biraz sıkı tutmak zorundayız.
2003 yılında 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilmesini müteakip 25 gün sonra Utah Üniversitesi’ndeki “Felaket ile Flört: Türkiye- Irak-ABD” adlı konferansta CIA Türkiye ve Ortadoğu Uzmanı Henri Barkey , “AKP ile anlaşarak TSK’yı kafesledik” demişti.
Lütfen linki tıklayınız!
ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford 31 Temmuz 2016’da Türkiye’ye geldi. Aynı gün İncirlik Üssü’ne giderek Amerikalı askerlerle buluştu.
1 Ağustos 2016 günü saat 18:10’da Çankaya Köşkü’nde basına kapalı 1 saatlik toplantı gerçekleşti.
Görüşmeye Başbakan Binali Yıldırım, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass katıldı.
CIA Başkanı Mike Pombeo 9 Şubat 2017 günü Ankara’ya geldi.
17 Şubat 2017 günü saat 10:45’te ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford’un uçağı İncirlik Üssü’ne indi. Burada ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar yeni bir görüşme daha gerçekleştirdi.
ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford Türkiye’ye gelmeden önce Rus Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov’la Bakü’de bir görüşme gerçekleştirmişti.
30 Mart 2017 tarihinde ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Ankara’ya geldi ve “YPG’den vazgeçmeyiz: Biz bir şemsiye içerisinde birçok grubu barındıran SDG ile çalışıyoruz ve onlar alanda çok etkili ve biz elbette onlara destek vermeye devam edeceğiz. Elbette Türkiye’nin endişelerinin farkındayız ve bu tartışılmaya devam edecek.” dedi.
ABD’nin Türkiye’nin Irak’taki PKK hedeflerini bombalamasına göz yumduğu, buna karşılık olarak Suriye’de PYD/YPG’ye saldırı olmayacağı konusunda Türk yetkililerden güvence aldığına dair iddialar da var.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 5 Temmuz 2016 tarihinde basında yeralan ifadesi ” Menbiç konusunda ABD ile gizli anlaşma yaptık” şeklindeydi. Hatta kendisine yöneltilen ”Menbiç’in geleceği konusunda nasıl bir anlaşmaya vardınız?” şeklindeki soruya ”Bu gizli bir askeri anlaşma, bunun hakkında konuşmak istemiyorum” demişti.
Başbakan Binali Yıldırım’ın ABD’nin YPG’ye silah desteği konusunda verdiği mesaj, BBC Türkçe – ” Yıldırım: YPG’yi silahlandırma kararından dolayı ABD’ye savaş ilan edecek değiliz.” (12 Mayıs 2017)
Yeniçağ Gazetesi – ‘Başbakan Yıldırım, ABD’nin YPG’ye silah yardımı yapmasıyla ilgili somut bir adım atacak mısınız? seklinde yöneltilen soruya, “ABD’ye savaş açacak değiliz ” diyerek cevap verdi.’ (12 Mayıs 2017)
Sözkonusu olan Türk Milleti’nin milli güvenliği ise, Türkiye değil ABD’ye, yıldızlara bile savaş açmalıdır.
ABD, Türkiye’nin bilgisi ve onayı olmadan, Türkiye’ye rağmen YPG’ye silah yardımı yapamaz.
Dışişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı, MİT Müsteşarı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı her türlü bilgiye vakıftır ama maalesef Türk kamuoyuna başka, ABD’ye başka bilgi verilmektedir.
Bunun en önemli kanıtı kamuoyuna tercüme skandalı olarak ifade edilen durumdur.
23 dakikalık Trump – Erdoğan görüşmesi sonunda yapılan basın açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkçe konuşma metni ile Türkiye’ye, değiştirilen İngilizce metni ile de ABD’ye mesaj verilmiştir.
Tercüme hatası olsaydı, anında müdahalede bulunulur ve hata düzeltilirdi.
Koca heyetin içinde İngilizce bilen bir kişi yok muydu?
Öyleyse oraya niye gidildi?
Tercüme skandalı sözkonusu değil, aksine bilinçli bir şekilde Türk Milleti’ni kandırmak için öyle davranılmıştır.
Türkçe metin hazır ama İngilizce metin hazır değildi öyle mi?
Bunun adına “danışıklı dövüş” denmezse, sahi danışıklı dövüş nedir?
18 Mayıs 2017
