Epileptik ve şizofrenik muhayyileler, Atatürk’ün liderliğinde dualarla kurulan TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs ederken, cumhuriyeti ilga ederken Büyük Türk Milleti elleri kolları bağlı seyredecek öyle mi?
Okyanusta seyreden bir geminin içinde olduğumuzu tasavvur edelim lütfen. Kaptan tam da okyanusun ortasında iken, “bu gemi eski, bu gemiyi batıralım.Yeni bir gemi yapalım” deyiverse kabul eder misiniz?
Siz tahayyül etmeye devam ediniz!
Kaptanın korsanlarla işbirliği halinde olduğunu düşününüz ve gözünüzün önüne Oslo’yu, Habur’u ve Şivan’lı-Barzani’li Diyarbakır’daki zillet gösterisini getiriniz.
Habur’da PKK’lı teröristleri aklamak için kurulan, Atatürk posterinin ve Türk bayrağının olmaması için azami gayret gösterilen çadır mahkemeyi düşününüz!
Türkiye’de bir taraftan”Türkiye Cumhuriyeti” ve “Ne mutlu Türküm diyene! ” tabelaları kaldırılırken, diğer taraftan okullarda Türküm demenin yasaklandığını hatırlayıveriniz.
Vatan evlatlarına kurulan bombalı ölüm tuzaklarını, evlere ocaklara düşürülen ateşi ve mutfaktaki yangını, gözyaşlarını, açlığı, yokluğu, yalanı, talanı ve ihaneti düşününüz
Haçlılar ile “dinlerarası diyaloğu” savunanları ve Türkiye’nin her yerinde haçlıların ileri karakolları olarak kurulan dükkan,ev ve apartman kiliselerini sakın gözardı etmeyiniz.
” Valilere PKK’lılara operasyon yapılmaması için talimat verdik!” diyenler ile çözüm ihanetini buzdolabının buzluğunda saklayanların niyetinin ne olabileceğini birlikte düşünelim.
Dini kisveli dönme ve devşirmeler,Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmak, Büyük Türk Milleti’ni Türkiye’de esir etmek istemektedir.
Türk Milleti’ni Türkiye’de esir edebilirler mi?
Hayır…

