Olmaz ya, ‘Öcalan – Bahçeli – Erdoğan ve AKP ittifakı’ referandumdan bekledikleri neticeyi aldıkları takdirde, Cumhurbaşkanlığı görünümlü Başkanlık seçimleri gündeme gelir de Cumhurbaşkanı Erdoğan bu görev için aday olmayı düşünürse, öncelikle hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde diploma aslı ile birlikte tekemmül etmiş evrakları YSK’ya teslim etmelidir.
Noter tasdikli, aslı ortada olmayan diploma sureti ile adaylık müracaatı olmaz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sefer aday olduğu takdirde Cumhurbaşkanı adayı olurken YSK’ya teslim ettiği diploma suretinin aslını da YSK’ya ibraz etmelidir.
Kamuoyunun Erdoğan ile ilgili diploması var mı, yok mu gibi tereddütleri de giderilmelidir.
YSK ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, devletimizin iki resmi kurumudur.
YSK’ya göre Erdoğan’ın “Marmara Üniversitesi mezunu”, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na göre de “İstanbul Üniversitesi mezunu” olduğu resmi olarak ifade edilmektedir.
Devletin iki resmi kurumu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hangi okuldan mezun olduğu konusunda körlerin fil tarifi gibi bir tutum izlemişlerdir.
Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olurken YSK’ya teslim ettiği noter tasdikli diploma suretinin aslını ibraz edemediği takdirde, Cumhurbaşkanlığı dönemi geçersiz hale gelecek, imzasını attığı bütün kanunlar, kararnameler geçersiz olacaktır.
YSK Yetkilileri, Noter ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bu fiilleri nedeniyle yargı önüne çıkabilir.
Gelelim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın referandum kampanyası düzenleyip, düzenleyemeyeceği konusuna, Büyük Türk Milleti huzurunda TBMM’de şerefi ve namusu üzerine tarafsızlık yemini etmiş olduğu için referandum kampanyası düzenleyemez.
Referandum süreci doğrudan Erdoğan’ı ilgilendirmekte midir de, bir aday gibi kampanyalar düzenleyecek?
Erdoğan, böyle bir şeye tevessül ederse, yine Anayasa’yı ihlal etmiş olacak ve “fiili durum” ile ilgili suç dosyası kabarmış olacaktır.
Apartman yöneticilerimizin bile kat maliklerine hesap verdiği, kararları kat malikleriyle birlikte aldığı bir ülkede, Cumhurbaşkanı görünümlü Başkan’ın 80 milyona hesap vermemesi, sınırsız örtülü örtüsüz harcama yetkisi ile donatılması, yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı temsil etmesi nasıl düşünülebilir?
‘Öcalan – Bahçeli – Erdoğan ve AKP İttifakı’ ile bir diktatörlük mü kurulmak isteniyor?
Stalin yeniden hortlarsa Maksim Gorki’nin durumu ne olacaktır?!..
.
Dünya 5’ten büyük olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de 1 Erdoğan’dan büyüktür.
Başkanlık fikrini ortaya atan Öcalan ile AKP Hükümeti’nin gizli ve sıkı Başkanlık diyaloğu, MHP Genel Başkan adayı Sayın Meral Akşener tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştır.
HDP Milletvekillerinin kamuoyunun gazının alınması ve milliyetçi bir algı oluşturmak için tutuklandığına dair kuşkular vardır.
HDP Milletvekillerinin tutuklanması Habur’da kurulan çadır mahkemeleri gibi bir durumu aklımıza getirmektedir.
Çok yakında HDP Milletvekillerini de Habur’daki rezalet gibi otobüsün üzerinde zafer işareti yaparken görürseniz şaşırmayın!
Sözde “çözüm paketi” halen Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından buzdolabında bekletilmektedir.
“Çözüm mözüm yok” beyanı kocaman bir yalandır!
Bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK’nın finans kaynakları kurutulmadığı gibi, bu örgütün tutuklu elebaşısı Öcalan ile gizli ve sıkı bir işbirliği sözkonusudur.
Öcalan – Bahçeli – Erdoğan ve AKP İttifakı’nın Başkanlık referandumu için işbirliği halinde olduğu düşünülmektedir.
Başkanlık referandumu AKP, HÜDAPAR, HDP, PKK ve Bahçeli’yi aynı safta nasıl birleştirmiştir?
MHP, Türk Milliyetçileri ve Ülkücü Hareket Bahçeli’nin yanında değildir.
Baş bölücü, federasyonun altyapısı olarak İstinaf Mahkemeleri’ni ve Kalkınma Ajansları’nı kuran ve Başkanlık çığırtkanlığı yapanlar değil midir?
Küresel BOP ihanetine ve Büyük Türk Milleti’ne dayatılan epileptik ve şizofrenik muhayyilelere HAYIR!

